Hummels’in golünün hemen ardından sevgili Banu Yelkovan’ın tweeti maçın özetiydi aslında; “Bir Alman atasözü der ki, kaç pozisyona girdiğin değil, kaçını attığın önemlidir” diye yazmıştı. Fransa’yı yeren, Almanya’yı öven bu kelimelerin dizilişinden başka manalar çıkarmak da mümkün. Öyle ya Alman futbolunun temel belirten takım oyunu-sonuç futbolu-mücadele gibi özellikler, futbolseverler için saygı ile kızgınlığı bir arada ifade ediyor. Dün gece de böyle oldu. 6 yıldır Almanya’nın başında bulunan Löw’ün hakkını teslim edelim. Altı yıllık dönemi şampiyonlukla taçlandırmadığından başarılı görünmese de hep birinciliğe oynayan bir takım vardı. Löw’ün takım oyununda başarılı olmasının en önemli nedeni kadroda yarattığı harmoni... Türk takımlarının geçtiğimiz sezonlarda yaşlı bulup transfer etmediği Miroslav Klose, takımın tek forveti olarak forma giyiyor. Kaptan Lahm, ortada Schweinsteiger, yüzün üzerinde milli formayı giyen Mertesacker ve Podolski ile Neuer, Mesut, Khedira, Müller gibi birkaç yıldır formayı üzerinden çıkarmayan oyuncular, Löw’ün takımının iskeletini oluşturuyor. Bunun yanında Hummels, Höwedes gibi yeni isimleri belli bir ritm ile takıma ilave ediyor. Bu nedenle Almanya her zaman iyi bir turnuva takımı oluyor. Fransa’nın özellikle ceza sahası önündeki baskılarına yine böyle bir ritm ve disiplinle cevap verdi Almanya... Ve Fransa’nın baskılı oyunundan Benzema’nın son dakikalarda attığı şut dışında çerçeveyi bulamayan cılız ataklar çıktı. Hemen herkes görevini yaptı Almanlar’da ancak adı “yaban arısı” anlamına gelen Hummels ve kaleci Neuer ekstra iş çıkardılar. Ve Almanya yine kazandı. Ve

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!