Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        Fikir durgunluğu nedeniyle son yıllarda eski parlak günlerini aratır hale gelmiş olan Hasan Cemal (gerçi ben onun yazar olarak ne zaman parlak olduğunu bilmiyorum ama genelde var olan bir alışkanlığa uymak için böyle söylüyorum şimdi), Türkiye’nin son durumunda yazar olarak büyük bir patlama yapmaya hazır gibi gözüküyor. Yazılarında daima bilineni, akla ilk geleni, çok orijinal düşünceymiş gibi yazan Hasan avamlığın popüler olduğu ve avam insanların yükseltildiği ülkemizin en parlak yazarı olabilir.

        Dediklerime en basit örnek olarak bugünkü yazısını vereyim: ‘Sayın Başbakan, gençler sizi eleştirecek, protesto edecek, bunun adıdır demokrasi’ demiş Hasan. Bu yazının başlığını okuduktan sonra yazıyı okumanıza gerek yok, gerçi başlığı okumasanız da yazıyı okumasanız da bir şey kaybetmezsiniz çünkü özeti yukarıdaki gibi olan bir fikirden orijinal bir açılım gelmesi imkansız. Denileni okuyunca insanın elinde olmadan ‘yok ya, bunu ben niye düşünemedim’ diyerek alay etmek geliyor içinden.

        Bir teoriye göre insan 25 yaşına geldiğinde dört adet roman yazacak kadar deneyim biriktirmiş olurmuş, eğer bu teori doğruysa Hasan ya 25 yaşını atladı ya da bu yaşa henüz basmadı. Hasan aslında basımızın geneline hakim olan hastalığın bir örneğini oluşturuyor, banal olanı yazarak yazar olduğu sanan insanlarla dolu bu sektör, bir çoğu da büyük düşünür olarak kabul edilmeyi bekliyor. Durumları acıklı ama işi daha da cılkı yapan avamı çok seven bir ülkede bunlara ‘büyük düşünür’ diyenler de çıkıyor.

        Hasan’da bu konuda özel bir yetenek de var. Daha önce de söyledim, futbol yazısını bile sıkıcı yapmayı başarmış bir insandır o. Demokrasi konusunda yazınca neler olacağına düşünsenize bir...

        NE OLACAK BU MİLLİYET’İN HALİ

        Beni hiç alakadar etmese bile arada bir ‘ne olacak bu Milliyet’in hali’ diye düşünmekten alıkoyamıyorum kendimi. Zafer Mutlu ekolü gazeteye geçince açıkçası umutlanmıştım, bir şeyler yaparlar diye. Ama olmadı. Gazeteyi her elime aldığımda tarihsel bir arşiv belgesi okuyormuş gibi hissediyorum kendimi. Milliyet ana gazetesiyle yaşamını 1972 yılında durdurmuş gibi, aynı hassasiyetler aynı tavırlar var.

        Yazarları arasında bir tek Güneri Civaoğlu kendini yeniden yaratmaya çalışıyor hala bir tek onun kafası genç düşünüyor. Yenilikten korkmuyor. Diğerleri ise okuyucuya yeni bir şeyler verme sorumluluğu hiç yokmuş gibi davranıyorlar.

        Çetin Altan kendini tekrarlamaya başladı. Halbuki iyi yazardır, biraz çalışsa yazılarına yeni bir renk herhalde verebilir.

        Zafer Mutlu ekolünün yaptığı en iyi iş Cadde eki oldu. Cesur başladılar, iyi işler yaptılar ama son zamanlarda magazin haberlerinin rutinine teslim olmuş gibi gözüküyorlar.

        Milliyet’ten son aylarda hatırladığım tek iş var. O da Mehveş Evin’in sabaha karşı kız grubuyla balık haline gidip deneyimlerini yazmasıydı. Radikal yazarı sokağa çıkarmaya çalışıyor ya, o iş sokağa çıkmaların babasıydı. Mehveş gonzo habercilik yaptığı zaman iyi yazı yazıyor (Burada bir açıklama, evet benim arkadaşımdır, severim Mehveş’i. Uzun süre de birlikte çalıştık. Değerlendirmem bu hislerin dışında, güzel işe güzel derim. Yoksa ben Hasan’ı da seviyorum, ne yapayım bu medya blogu işinin özünde de bu tür tavırlar olacak)

        ÖZKÖK DİYET YAPMALI

        Ben Ertuğrul Özkök’ün yerinde olsam hemen diyete başlardım

        Bugün köşesinde kendi yüzünü çizgi halinde yayınladı ve çizen kişi Ertuğrul’a fena halde iri bir gıdık yerleştirmiş. Yarım kilo aldığını gördüğü zaman diyet yapmaya başlayan Özkök, bence okuyucusu tarafından asıl algılandığına dikkat etsin ve hemen diyete ve spora başlasın.

        Bir süre de votka içmesin. Votka deyince, bazı yazarlar arasında votka çok popüler olmaya başladı. Çoğu viskiden çıkıp yemekte şarap öncesinde aperatif olarak votkayı tercih etmeye başladılar. Bunda Rahmi Koç’un bir süre önce şarap öncesinde viskiyi bırakıp votkaya başlamasının bir etkisi var mıdır acaba? Rahmi bey bir trend başlatmış olabilir mi? Bunu en iyi bilecek insanlardan bir tanesi votkasever olan Güneri Civaoğlu’dur. O keyifli yazı yazmaya karar verince umarım bu konuya bir açıklama getirir.

        SOSYAL MEDYADAN

        Protestocu gençlere yapılan saldırı ve özellikle hamile olan geç kızın tekmelenerek çocuğunu düşürmesi twitter'da ve ekşi sözlük'te önem verilen konu oldu. Twitter'da bazı yazarların 'hamile insanın o gösteride ne işi vardı' yolundaki görüşleri bayağı ateşli tartışmalara neden oldu. Olayın bu şekilde sosyal medyada ilgi çekmesi toplumun bir kesiminin bu olaya ne kadar da duyarlı olduğunu gösteriyor. Hükümet tepki vermeden önce keşke konuyu bu medyada bir inceleseydi. Daha da iyisi keşke iyi bir twitter kullanıcısı olduğu bilinen Cumhurbaşkanı Gül bu konuda uyarsaydı AKP’lileri.

        Gazeteler görmemeyi tercih ettiler

        Abdullah Öcalan’ın Gülen Cemaati ile konuşma girişimi sadece iki gazetede gerektiği gibi önem verilerek kullanıldı. Taraf ve Cumhuriyet gazeteleri konuyu manşet yaptılar. Diğer gazeteler konuyu büyütmekten kaçındılar. Haberi atlamış olduklarını da söyleyemeyiz çünkü anladığım kadarıyla bu bir ajans haberiydi. Sadece Taraf habere Hüseyin Gülerce bağlantısını ekleyerek haberi özelleştirmeye çalışmış. Önümüzdeki günlerde hayli tartışılacağını düşündüğüm bir haberdi bu. İlk gün habere girmeyen gazeteler devamını nasıl getirecekler bunu merak ediyorum

        Diğer Yazılar