Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        PARİS’TE AŞK BAŞKADIR

        Gazetelerinin içine düştükleri varoluşsal kimlik krizi Milliyet ve Hürriyet gazetelerinin yayın yönetmenlerini yormuş olmalı. İkisi de bir an önce tatile çıkmak istiyorlar, bunun işaretlerini de gazetelerinde veriyorlar. Patronlarından direkt izin isteyemeyecek kadar utangaç olmalılar. Bugün iki gazetede de kara kış haberi vardı. Haberi Paris’ten aynı resmi kullanarak görmüşler. Yurtdışına gidip kafayı dinlemek istiyoruz haykırışının bilinçaltından fışkırışı bu bence. Bilinçaltlarına inilince bu arkadaşların rutin dışına çıkıp aynı zamanda aşık olmak istediklerini de söyleyebiliriz. Çünkü biliyorsunuz ‘Paris’te aşk başkadır’…

        ÖZKÖK’ÜN KARŞI KOMPLOSU

        Ertuğrul Özkök arada bir komplo teorileriyle alay eden yazılar yazıyor. Geçmişte bunun örnekleri vardır bugün de aynı tür bir yazı yazdı. Komplo teorileriyle alay etmenin en iyi yolu abartılı bir teoriyi anlatmak, abartı yoluyla işin mizahını yapmaktır. Bu makul bir konu, yazıya uygun da. Ertuğrul Özkök özellikle bölgemizde işlerin neredeyse yüzyıllardır belirli komplo teorilerine uygun şekilde yürütüldüğünü umarım unutmuyordur. Umarım alay edeceğim derken bazı gerçekleri görmemizi engellemez. Çünkü unutmamalı onun alay edeceği komplo teorilerinden bir tanesi gerçeği anlatıyor olacaktır mutlaka. Çünkü bölgemizin gerçeği bu maalesef. Buralarda işler Özkök’ün alışık olduğu veya arzuladığı şekilde rasyonel sınırlar içinde yürümüyor ne yazık ki.

        Bir daha komplo teorileriyle alay eden yazı yazarsa ben asıl Özkök’ün komplo teorilerine karşı bir komplo içinde olduğunu düşüneceğim. Onunki bir gerçeği perdeleme operasyonudur herhalde...

        FEHMİ KORU NEDEN SESSİZ?

        Emin Çölaşan birkaç gün önce yazı yazarak Fehmi Koru’yu ajanlıkla suçlamıştı. Fantastik bir yazıydı ama Fehmi Koru’nun veya alter ego’su Taha Kıvanç’ın buna cevap vereceğini umuyordum. Bu konu özellikle Taha Kıvanç’ın beğendiği, kolay kalem oynatacağı bir konuydu. Ancak Fehmi Koru bu konuda aradan zaman geçtiği halde sessiz kaldı. Yazı küçük bir gazetede çıktı, cevap vermeme gerek yok diyecek hali de yok çünkü Sözcü konjonktürün de etkisiyle tirajını hayli artırdı. Yeni Şafak’tan daha fazla satıyor. Eh, Koru'nun yazıyı yazan önemsiz diyecek hali de yok çünkü yazan Emin Çölaşan. Sessiz kalındığında acaba iddia doğru mu kuşkusu da doğuyor insanda. Belki de Fehmi Koru iddia aleyhine yeni belgeler topladığı için sessiz kalıyor olabilir.

        CEM YILMAZ’IN KORKULU RÜYASI

        NTV’de Banu Güven’i hep çatık kaşlı görmeye alışmışım. Bu nedenle Perşembe akşamı Cem Yılmaz ile yaptığı söyleşide gülümsemenin ona pek de yakıştığını gördüm. Bu söyleşi çok güzeldi, baştan sona merakla izledim. Cem Yılmaz da çok formundaydı ve bir haber de verdi. Ocak ayında tekrar sahneye çıkıyormuş. Sahneye çıkma dönemi geldiğinde hep aynı rüyayı görürmüş Cem Yılmaz. Rüyada sahneye çıkıp konuşmaya başlayınca seyirciler gruplar halinde salonu terkediyorlarmış, çıkarken de yuh çekiyorlarmış. O kadar tecrübeli bir sanatçının hâlâ daha sahne korkusu yaşıyor olmasını ben çok sevimli buldum.

        BARİ HİÇ HABER VERMESELERDİ

        Spor gazeteleri bugün abartmışlar, üç gazetenin de birinci sayfalarının yarısı iddia duyurularına ayrılmış. Hepsinde iddiayı en çok tutturan uzman bulunuyormuş. Hepsinin aynı anda en iyi tutturan olabilmesi tabii ki imkansız. Bugün bu gazeteler iddia oyunlarının yayın organı şeklinde çıkmışlar. Haberler birinci sayfanın altında sıkışık verilmiş. Haberler 'keşke olmasalardı' şeklinde görülüyor olmalı bu gazetelerde. Bari dürüst davranıp sadece iddiaya ayrılmış bir gazete çıkarsalar daha iyi olacak gibi geliyor bana. Ama bu ülkede kaliteli bir spor gazetesine çok ihtiyaç da var. Bu arada bir ara piyasaya çok iddialı giren 4-4-2 dergisine ne oldu bunu bilen var mı acaba?

        AKŞAM BENİ ÜZDÜ

        Yazarlarından bir tanesinin yazdığı parçalı yazıdan üçüncüsünü alıp birinci sayfadan duyurmuşlar. Birinci ve ikinciyi atlayıp üçüncüyü tercih etmeleri şaşırtıcı gelebilir. Ama yaptıkları umutsuz durumlarının bir göstergesi. Üçüncü yazı benim aleyhime ya. Adım geçiyor ya. Gazetenin bu adı birinci sayfada görmeye çok ihtiyacı olmalı, bu da anlaşılır bir durum. Yazar da okunma ihtiyacını tatmin ediyor, böylece gazetede prestij kazanıyor. Ben bu duruma üzüldüm çünkü yılların Akşam Gazetesi bir adın getireceği prestije mahkum kalmamalıydı.

        Diğer Yazılar