Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu, İdlib’de 8 şehit verilmeseydi partisinin grup toplantısında dün FETÖ’nün siyasi ayağı ile ilgili önemli bilgiler paylaşacaktı.

Ancak, şehitler söz konusu olunca dün bundan vazgeçti ve İdlib konusuna yoğunlaştı.

CHP lideri İdlib’de yaşanan gelişmelerden kaygılı.

Hatta bunun ileride daha kötü sonuçlara yol açacağından endişe duyuyor.

CHP Grup toplantısı sonrası TBMM’deki odasında görüştük…

Geçmişte sorunun çözümü için Şam ile görüşülmesi gerektiğini söylüyordu, bu görüşünü koruyup korumadığını sordum.

Kesin bir dille karşı çıktı, “Bu aşama Şam ile görüşmeye hayır…” dedi.

İstanbul Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısı Meltem Şişli’nin başörtülü İSMEK çalışanlarına aşağılayıcı sözler söylediği iddialarını da sorduk.

Kılıçdaroğlu bu konuda kendisine ulaşan bazı bilgileri paylaştı, enikonu mesele ortaya çıkmadığı için de bunların şu aşamada bizde kalmasını rica etti.

Ancak şu kadarını söylemeliyim ki Kılıçdaroğlu bu konuda oldukça hassas ve meselenin bütün ayrıntıları ile ortaya çıkarılması konusunda da kararlı.

“Eğer olay doğru ise bizim politikamıza aykırı olur… İnsanları ayırdığımız andan itibaren zaten Türkiye’nin partisi olamayız” dedi.

İzlenimim o ki, Kılıçdaroğlu meselenin bu noktaya bilinçli çekilip çekilmediğini anlamaya çalışıyor.

Şişli’nin hakkında bizzat talep ettiği teftişin tamamlanmasını bekliyor.

 

BELGELERİYLE KOYACAĞIM

CHP lideri Kılıçdaroğlu’na, milletvekili Kaboğlu’nun hazırladığı Anayasa ihlallerine ilişkin yol haritası belgesinden, kurultaylarda tek adayla çıkılmasına yönelik talimatlarına kadar her şeyi sorduk, yanıtlarını da aynı netlikte aldık.

FETÖ’nün siyasi ayağı ile ilgili açıklamanızı haftaya bıraktınız. Ne açıklayacaktınız, bizim merakımızı cezbedecek kadar çok şey mi açıklayacaktınız?

- Söyleyeceğim her şey aslında bilinen şeyler geçmişte bilinen şeyler her birisinin tek tek belgesini dokümanını ortaya koyarak açıklayacağım. Yani buna bir özel zaman ayırmam lazım…

İdlib konusunda beş maddeniz dikkat çekici…

- Beş madde önemli, Türkiye süratle bu beş maddenin gereğini yapmak zorunda

YAPMAZSA BAŞI BELAYA GİRER

-  Yapılmazsa ne olur?

- Türkiye’nin başı belaya girecek. Türkiye başını beladan kurtaramaz; yani Rusya’dan uzaklaşıp Amerika’ya yaklaşmak Türkiye’nin sorununu çözmüyor ki. Ya da Amerika’dan uzaklaşıp Rusya’ya yanaşmak yine Türkiye’nin sorununu çözmüyor. Türkiye’nin sorununu çözecek olan Türkiye’nin kendisi uluslararası saygınlığı ve uluslararası kuruluşlarla yapacağı işbirliği Avrupa Birliği ile Birleşmiş Milletler'le işbirliği yapmalı daha tepeden bakabilmeli

ŞAM İLE GÖRÜŞMEYE HAYIR…

Şam ile görüşülmesi gerektiğini daha önce dile getirmiştiniz?

- Görüştüler… Rusya’da görüştüler…

Sorunun çözümüne daha önemli araç olması için görüşen tarafların siyasi kimliklere taşınması, bir üste çıkarılması gerekir mi, yoksa bu seviye yeterli mi?

- Bu aşamada hayır… Bu aşamada Türkiye’ye verilen ciddi bir zarar var. Üstelik koordinatların verildiği de söyleniyor. Bunlara rağmen eğer Türkiye’ye yönelik bir saldırı var ki. Şehitlerimiz var bu sıradan bir olay değil. Bu affedilecek bir olay değil.

Mecliste bir kapalı oturum yapılmasını İYİ Parti lideri Meral Akşener önerdi, siz ne dersiniz?

- Son derece makul bir öneri gerçekten de kapalı oturumda Suriye gerçekleri bütün ayrıntılarıyla oturulup konuşulmalı. Grup konuşmamda da söyledim Dışişleri Bakanlığı’nı tümüyle devre dışı bırakarak Türkiye’nin dış politikasını yönetirseniz başınız beladan kurtulamaz. Şu anda Dışişleri Bakanlığı tamamen devre dışı saraydan yönetiliyor. Saraydakilerin dış politika bilgisi de deneyimi de birikimi de sıfır.

BAŞÖRTÜSÜNÜ AŞMASI LAZIM

Başörtülülere saldırılar konusunda siz çok hassasiyet göstermiştiniz…

- Evet…

İstanbul Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısının bir başörtülü çalışanlarına hakaret ettiği şeklinde haberler yapıldı. O da kendisiyle ilgili soruşturma ve teftiş istedi bu konuda bir bilgi aldınız mı?

- Ekrem Bey (İmamoğlu) aradı bilgi verdi. Medyaya zaten açıklama da yaptı. Şunu herkesin çok iyi bilmesini isterim. Hiç kimseyi kılık kıyafetinden ötürü yargılayamayız sorgulayamayız. Bakın bugün Grupta en ön sırada oturan Levent Gök Bey’in yanında oturan kişi bizim Fatih Belediye Meclis üyemiz başörtülü kadınımız. Dolayısıyla başı açık başı örtülü Türkiye’nin bunları aşması lazım... Böyle bir olay var mı, yok mu tabi soruşturmayla ortaya çıkacak. Teftiş soruşturma açıyor zaten var mı, yok mu diye.

Bu konuda sizin tavrınız çok farklıydı. Eğer başörtülülere yönelik bu olay doğru ise CHP’nin bir tasarrufta bulunması gerekir mi?

- Zaten onu söyledi… Ekrem (İmamoğlu) Bey söyledi, yani eğer bu eylem faaliyet ya da söylem doğruysa, kesinlikle olmaz; yani olamaz. Çünkü o zaman bizim izlediğimiz politikaya aykırı bir tutum bir davranış ortaya çıkmış olur. Biz insanları inançları kimlikleri ve yaşam tarzları dolayısıyla asla ayıramayız. Ayırdığımız andan itibaren zaten Türkiye’nin partisi olamayız.

KAVGASIZ ORTAMDA KONGRE İÇİN

Bugün Canan Hanım adaylığını açıkladı Cumhuriyet Halk Partisi'nde uzun süredir pek rastlanmayan bir yöntemle gidiliyor. Yani ‘sen aday olma, sen ol’ diye Genel Merkez’den bazı talimatların geldiği söyleniyor. Böyle bir şey yapıyor musunuz?

- Şöyle kavgasız bir ortamda kongrelerin yapılmasını istiyoruz. Tartışmanın olmadığı yani bazı yerlerde var adaylar yani aday yok değil illa şu olsun illa bu olsun diye değil…

NİYE ADAY OLDUN DİYEMEM

- Demokrasiye aykırı olduğu eleştirisi geliyor?

- Şöyle zaman zaman benim de görüşlerim soruluyor. O görüşlerimizi bazen ifade ediyorum, bazen adaylar çıkarsa da yapacak bir şey yok. Yani niye aday oldun diye kişiyi suçlayacak halimiz yok.

KABOĞLU PARTİLER ÖTESİ

- Milletvekiliniz Anayasa Hukukçusu Prof. Dr. Kaboğlu’nun hazırlamış olduğu yol haritasına çok eleştiri geldi. Özellikle Vatan Partisi lideri Anayasa’ya aykırı davranışta bulunduğunuzu iddia ediyor. Bu konuda ne dersiniz?

- Herkesin bilmesi gereken bir şey var. Kaboğlu sadece Türkiye’nin değil, dünyanın en önemli anayasa hukukçularından birisidir. Bu partinin ötesinde, Kaboğlu’na bilime yapılan saygısızlıktır. Kaboğlu’nun yazdıkları ortada zaten. Kaboğlu gibi bir insanın parlamentoda olması parlamentoda görev yapması bile başlı başına bir olaydır Anayasa Komisyonu’nda Kaboğlu konuşurken bütün siyasi partilerin milletvekilleri büyük bir dikkatle dinlerler. Bir de böyle bir tablo var yani; ‘Bakalım Hoca ne diyor’ diye. Doğru yani, bu işi bilen adam. Beğenmeyebilirsiniz düşüncelerini, ama Kaboğlu’na kalkıp da Anayasa dersi vermek başka bir şey o... 

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!