Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

UZUN süredir kulislerde konuşulanları duyuyordum, ama çok ihtimal vermiyordum…

Sonunda yabancı bir bilim insanından benzer şeyleri detaylı dinleyince, şaşırmadım değil...

Madem Sağlık Bakanlığı Faz-3 aşamasında aşı çalışmalarına destek olmak için bazı ülkelerle anlaşma yapmadan önce ilginç gelişmeler yaşamış.

“Bazıları bu sürecin önünü kesmek için epey gayret sarf ediyor” dediklerinde gerçekçi gelmemişti.

Detaylı dinleyince açık söyleyeyim hayret ettim…

Madem zorlu süreç bilim insanlarının akademik dürüstlüklerini korumaları sayesinde aşılmış.

Daha önce benzer cümleyi aşı konusunda Türkiye’nin deneyimli bilim insanlarından da duymuştum…

Gördüm ki yabancılar da aynı kanaatte:

“Sağlık Bakanınız iyi ki doktor; yardımcıları da bu işi iyi bilen insanlardan oluşmuş. Onların sayesinde Türkiye önemli bir eşiği geçti. Yoksa gelecekte çok sıkıntılı bir sürece girer, iş başka bir yöne giderdi…”

Anlatıldığına göre bazı kişiler, “aşıyı bulduklarını, fareler üzerinde antikor gelişimini sağladıkları” ileri sürerek, bazı etkili saygın isimleri devreye sokmuş.

İnsan üzerinde deneye başlamak için izin sürecinin başlatılması konusunda baskıcı olmaya başlamış.

“Başka ülkelerin aşı çalışmalarının desteklendiği, yerli ve milli aşının göz ardı edildiği” gibi üzüntü veren açıklamaları da peşi sıra gelmiş.

GELECEK İÇİN ÖNEMLİ ADIM

Bakan Fahrettin Koca ve yardımcısı bu noktada devreye girip, aşıyı geliştirdiğini iddia edenden bilimsel yayın beklediklerini iletmiş.

Sürecin akademik işlerliği hatırlatılmış.

Yayınlarını yolladıklarında görülmüş ki farelerde koruyucu antikorun gelişmesi söz konusu olmadığı gibi, olması gereken verilerin de eksik olduğu görülmüş.

Eksiklikleri bilimsel yolla iletilmiş.

Ardından da Almanya, Rusya ile Faz-3 için anlaşma yapılmış.

Geçmişte duyduklarım ile olayın içinde olduğunu belirten kişinin anlattıkları üst üste örtüşünce Bakanlığı aradım; bir şey söylemek istemediler.

AŞIYA ULAŞAMAZDIK

İşin uzmanının da vurguladığı gibi Türkiye bu adımla gelecek için önemli bir adım attı.

Çünkü aşıyı üretmeye yakın olan ülke ve firmalar, bunları farklı bedenlerde denemek için gönüllü insanlar arıyor.

Bunun için de ABD dışında kalanlar farklı ülkelere yöneliyor.

Aslında burada en riskli olan, hayvan deneyi geçildikten sonra ilk kez denenecek olan ve Faz-1 olarak da isimlendirilen sayıları 20’yi bulan kişiler…

Aşı bu kişilerin üzerinde herhangi bir olumsuzluk göstermediği takdirde Faz-2 denilen 200- 300 kişiye yapılıyor.

Bu aşama da geçildikten sonra aşıyı çalışanlar çok daha geniş kesimler üzerindeki etkisini görmek için Faz-3 adı verilen 10 binden fazla kişiyi kapsayan aşamaya geçiliyor.

Bunun için de farklı ülkelerden gönüllü isteniyor.

Rusya Devlet Başkanı Putin’in bulduk dediği, kızı üzerinde de denendiğini söylediği de işte Faz-3 denilen bu aşamada olan aşı…

Türkiye özellikle Almanya ilginç süreci yaşayıp Faz-3 aşaması için gönüllü katkısı vermiş.

TÜRK BİLİM İNSANININ BAŞARISI

Dediler ki, “Koronavirüs aşısı konusunda en iyilerinden biri Almanya’da Türk kökenli bilim insanı BioNTech şirketinin sahibi Prof. Dr. Uğur Şahin. Büyük olasılıkla herkesten önce aşıyı piyasaya sürecek…”

Almanya’ya 4 yaşında giden ve bir işçi ailesinin evladı olan Prof. Dr. Şahin, geçmişte kanser üzerine yaptığı çalışmalar ile de bilinen tıp ödülleri bulunan bir isim…

Faz-3 için gönüllü katkısının ne anlama geldiğini sordum, yanıtı şöyle oldu:

“Dünya iyi kalite aşıyı yapmaya başladığında mahrum kalırsanız bunun sonucu çok daha ağır olurdu.”

Biraz açmasını istedim, devam etti:

“Eğer Türkiye Faz-3 aşamasına katılmasaydı, bu durumda aşıdan ilk yararlanacak ülkeler arasına giremezdi. Şimdi 700 kişi ile katılıyor ama aşıdan ilk yararlanacak ülkeler arasında yer alacak. Eğer bunu yapmamış olsaydı, birçok ülke aşıya ulaşmışken, Türkiye bundan mahrum kalacaktı ki bu da hiç iyi olmazdı…”

Aşının son aşaması olan Faz-3’ün riskinin oldukça az olduğunu da kayda geçirdi.

ÖNEMLİ BİR İŞ KOTARDI

Yerli aşının üretimi desteklenirken, buna daha çabuk ulaşmış olanlardan faydalanma yoluna giderek Sağlık Bakanlığı’nın önemli bir işi kotardığının altını çizdi.

Bir an düşündüm; yerli aşı ürettiğini ilan edenin peşine takılıp Faz-3 aşamasına katılmasaydık ve dünya aşıya kavuştuğunda biz hala bunu elde edememiş ülke olarak kalsaydık bunun siyasi sorumluluğunu kim üstlenirdi?

Yerli aşı bulduğunu iddia eden mi; hiç sanmam…

KAMUDA esnek çalışma sistemine geçişi düzenleyen Cumhurbaşkanlığı Genelgesi aslında bir deneyimin sonucuymuş.

Yani, her gün çalışmanın getirdiği riski bertaraf ederken, işe gitmeme riskini ortadan kaldırıp %40 fayda sağlıyormuş.

Bundan aylar önce Prof. Dr. Esin Davutoğlu söz etmişti, dün makaleyi de bulup paylaştı.

Kovid-19’a karşı korunmak için çalışma sistemini düzenleyen kişi Weizmann Bilim Entitüsünden bilim insanı Uri Alon…

Sürdürülebilir iş ortamını sağlamak, ekonomiye katkı vermek, bu aşamada iş yerinde enfeksiyon yükünü de en aza indirmek için geliştirdiği yöntem sürü bağışıklığına da uğramadan virüsün ortadan kaldırılmasını amaçlıyor.

Buna göre haftanın iki günü işe gidenler, 5 gün kimseyle temas etmeden evden çalışıyor.

Veya 4 gün işe gidenler, 10 gün evde uzaktan çalışıyor.

Teorisi de Kovid-19 enfekte olmuş kişinin, 4 gün içinde semptomlarının ortaya çıkıyor olmasına dayanıyor.

Bu durumda eğer enfekte olmuşsa zaten evde kaldığı 5 gün içinde durumu netleşecek.

YÜZDE 40 İŞ KAZANCI

Ya da 4 gün çalışıp ertesi gün eve gittiği için eğer enfekte olmuşsa bir başkasına bulaştırma riski de olmayacak.

Prof. Dr. Davutoğlu salgının çok yüksek olduğu dönemde bu sistemi bir yakınının iş yerinde denemiş ve herhangi bir enfeksiyona karşılaşmadan iş yerinin de işine devam etmesini sağlamış.

Zaten bunu geliştiren Alon da makalesinde 5 normal iş gününden ikisinde çalışma devam ettiği için tamamen kapanmanın getireceği sıfır üretimden kurtulup, yüzde 40 getiri sağlandığına dikkat çekiyor.

Bunları anlatınca bir süre önce okullar için gündeme gelen, iki gün ders 5 gün tatil formülü aklıma geldi.

Yani bir grup haftanın pazartesi-perşembe, diğeri ise salı-cuma günü okula gidecek, arada kalan çarşamba, cumartesi ve pazar günleri de okulun dezenfekte edildiği süreyi oluşturacak.

Uygulanabilir mi, bunu 21 Eylül sonrası anlayacağız…

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!
0:00 / 0:00