Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

TBMM’de iki gündür yaşananlar iktidara ve muhalefete önemli mesajlar verdi.

Meclis’te iki gündür sıkı tartışmalara neden olan, eski milletvekillerinin, “seçimden sonra ilk kez kendimizi bulduk” dediği Güvenlik Soruşturması Kanunu’nun içeriğine girecek değilim…

Üzerinde duracağım Kanun’un görüşülmesi sırasında ortaya çıkan durum ve bunun ileriye dönük mesajı…

Öncelikle “Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemine geçtik, olmazsa kararname ve yönetmelikle gideriz” diyen iktidar tarafına önemli mesaj verdi.

TBMM’de bulunmadığı sırada bir kanunun nasıl iptal edilebileceğini gösterdi.

Geçmişte Kültür Bakanlığı bütçesinin ANAP döneminde nasıl bir çırpıda iptal edilebildiğini yeniden akıllara getirdi.

Çünkü kanun görüşüldüğü sırada herkes kabul ediyor ki salonda bulunan AK Partili milletvekili sayısı 10-15 kadardı.

Meclis’e gelip, Genel Kurul salonunda bizzat getirdikleri Kanun’un görüşülmesini önemsememenin getirdiği yükü bir anda omuzlarında hissetmesini sağladı.

AK PARTİ’Yİ CHP’Lİ KURTARDI

Şurası açık ki Kanun’u AK Parti açısından iki kişi kurtardı.

Biri AK Parti grubunun olmazsa olmaz ismi haline gelen Kırıkkale Milletvekili Ramazan Can…

Belki ilginç gelecek ama ikincisi de CHP Ankara Milletvekili Murat Emir…

Can, ilk adında itirazını stenografların duyacağı şekilde dile getirmiş, ısrarlı olmuş ve bunun tutanaklara girmesini sağlamış.

CHP milletvekili Emir de çektiği görüntüde AK Parti milletvekili Can ile birlikte o an oturum başkanlığındaki AK Partili katip üyelerin itirazını da kayda almış.

Sonuçta Kanun’dan yediği golü çıkarmaya kim yardımcı oldu derseniz, dün AK Parti Grup Başkanvekili Mustafa Elitaş’ın da kürsüdeki konuşması sırasında birkaç kez teşekkürünü ilettiği CHP milletvekili derim…

Sonuçta bu iki durum AK Parti’nin Kanun’u tekrar görüşmek için önemli zemin oluşturdu.

Aslında geçmişte bu noktaya gelmesi için de TBMM oldukça önemli merhalelerden geçti; 1960 Anayasasının 1982’deki değişimi ile yeniden görüşmenin önü açıldı.

Bunu sağlayan da o dönem Danışma Meclisi’nin en aktif üyelerinden Nihat Erim idi…

SIHRİ AKRABA BAĞI

Gelelim Kanun’un içeriğine…

Aslında iki kez Anayasa Mahkemesi’ne gidip geri gelen Kanun üzerinde AK Parti içinde uzun müzakereler sonucu bir uzlaşı sağlandı.

AK Parti milletvekilleri ilk haline oldukça sert tepki verdi.

Tepkilerinin en önemli unsuru da “sıhri akraba bağının da güvenlik soruşturmasına konu olmasına” yönelikti…

Sıhri akraba bağı konusu Haziran 2020 görüşmelerinde Komisyon’da da en çok tartışılan konuydu.

Hatta AK Partili vekiller arasında “kayın soruşturması” olarak da tanımlandı, “Kardeş birinci değil ikinci derece kan bağı olandır, kardeşin girmediği soruşturmaya kayın peder, kaynana niye girsin” eleştirileri geldi.

O dönem İçişleri Bakan Yardımcısı Mehmet Ersoy da değişikliğe olumlu yaklaştı ve metinden çıkarılması konusunda mutabık kalındı.

Sonuç olarak Komisyon aşamasından rahat geçti.

Yeni gelen sistem ile güvenlik soruşturması asker, polis, istihbarat veya devletin üst düzey yöneticilerinin alımı dışındakiler için normal adli sicil ile yapılacak.

Onun dışındaki yerler için bu uygulanacak.

Ayrıca zaten asker, polis veya istihbarat birimleri kendi iç soruşturmasını yapıyordu.

İHRAÇTA VAR KABULDE YOK

Anayasa Mahkemesi bunun yönetmelik ile değil de çıkarılacak bir Kanun ile yapılmasını zorunlu gördü.

Yapılan Kanun’un bazı maddelerini de aykırı bulup yeniden iptal etti, bu kapsamda Komisyon yeniden düzenleme yaptı.

Aslında getirilen düzenleme eski Devlet Personel Başkanlığı’nın görevinin Çalışma Bakanlığı’na devrinden ibaret.

Burada eklenen FETÖ olayları veya katalog evlilikleri de göz önüne alınarak sıhri akrabaların, yani eşin anne ve babasının da güvenlik soruşturmasına tabi tutulmasıydı.

Şimdi bu metinden çıkarılacak.

Ancak burada ilginç bir durum söz konusu…

Asker, polis veya istihbarat gibi devletin önemli birimleri zaten kendi iç soruşturmasını yapıp meslekten ihraç ederken bunlara bakıyor; bu durumları kıstas alıyor.

Dolayısıyla meslekten ihraç için uygulanan sicil yöntemi, anlaşılan o ki mesleğe kabul için uygulanmayacak…

Sonuç olarak Güvenlik Soruşturması Kanunu zor başladı, zor devam etti.

Daha çok da usule takıldı, ama TBMM’nin önemini her iki tarafa da gösterdi…

NOT: Murat Emir aradı, "Partide de benim olduğum sanılıyormuş ama o görüntü benim değil. Ben sadece görüntü çektim ama benimki o değil" dedi.

DÜNYA Sağlık Örgütü’nün dünkü medya brifingi çok önemliydi.

DSÖ Genel Direktörü'nün davetlisi olarak bir tek Bakan çağrıldı.

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca…

Buna neden de “2021 yılının tüm dünyada sağlık çalışanları yılı ilan edilmesi fikrini ilk öneren ve bu konuda ısrar eden” kişinin Sağlık Bakanı Koca olması ve kabul edilmesi için verdiği uğraş ve başarı.

Bakan Koca, brifingde sağlık çalışanlarının en kısa sürede aşılanması gerektiğine ilişkin görüşünü yinelemiş.

Türkiye’de 1 milyon 100 bin çalışanın aşılamasını 45 gün içinde bitirdiklerinin de altını çizmiş.

Her ne kadar aşı üreten ülkeler arasında Türkiye yer almasa da temin ettiği aşıların sağlık çalışanları için kullanılması için diğer ülkelerle paylaştığını da belirtmiş.

Yerli aşıya Ağustos veya en geç Eylül’de ulaşılacağını da açıklamış.

DSÖ tarafından kaydı tutulan aşılar listesinde Türkiye’nin 18 aşısının bulunduğunu da anımsatmış.

Dünyada aşıya ulaşımdaki duruma da dikkat çekmiş.

Bunlar bizim içeride sürekli konuştuğumuz konular, ancak Türkiye başarı öyküsünü dışarı aktarma konusunda oldukça büyük sıkıntı çekiyordu.

Bu açıdan önemli bir açılıma Bakan Koca imza attı.

Nitekim DSÖ Direktörü Ghebreyesus’un 2021’in Uluslararası Sağlık Çalışanları Yılı olmasının “güçlü kahramanı” olarak Türkiye’yi işaret etmesi de bir o derece önemli.

Bunların daha fazlasına da ihtiyaç var.

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!
0:00 / 0:00