Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
        Sesli Dinle
        0:00 / 0:00

        TALİBAN’ın zaferi ve Horasan DAEŞ’inin Kabil’de bombalı eylemlerinin, Suriye sahasına etkisi ne olur?

        Türkiye’de uzun süredir görülmeyen DAEŞ yeniden yüksek tehdit oluşturur mu?

        Güvenlik çalışan akademisyenler ve bölgeyi, DAEŞ ve radikal örgütleri bilen uzmanlarla bir süredir bu soruyu konuşuyorum.

        Bazılarının kaygıları yüksek...

        Taliban’ın zafer kazanmasının onları da benzer beklentiye iteceği ve eylemlerini arttıracağı görüşündeler; bunun bu bölgeye olumsuz etkisinin olacağını savunuyorlar.

        İDLİB’İ TERK EDER Mİ?

        Hatta Taliban’ın yöntemlerini kullanarak bir süredir yerleşik olduğu İdlib dâhil, Libya, Çat, Sudan, Nijer, Mali gibi ülkelerde eylemlerini arttıracağını ileri sürüyorlar.

        Bunun Türkiye ve Mısır’a da yakın geçmişte olduğu gibi olumsuz yansıyacağı savını dile getiriyor.

        Gerekçesi de Taliban ve “Horasan DAEŞ’inin kuzenleri sayılan örgütlerin bu sahada bulunması.

        Hatta bazılarının bizzat Afganistan’da yetişip bu coğrafyaya gelmiş olmaları, onların burada daha da cesaretli eylemlere yöneleceği kaygısını yükseltiyor…

        Kendilerine de söyledim, aynı kanıyı taşımıyorum; tam tersi kısa süreliğine de olsa bu coğrafyayı boşaltacaklar.

        Hatta oraya gitmek için şu an can attıklarına eminim…

        REKLAM

        Bu görüşümde yalnız olmadığımı bölgeyi çok iyi bilen ve sahaya sürekli giderek gözlemde bulunan Doç. Dr. Serhat Erkmen ile dün sohbet ederken anladım.

        İSTANBUL SALDIRALIRIYLA UZAK YAKIN İLGİLERİ YOK…

        Nedenine geçmeden önce DAEŞ-Horasan olarak bilinen, uzun adıyla Horasan İslam Devleti Eyaleti tekil bir yapı değil.

        DAEŞ Horasan, 2014’te Afganistan ve Pakistan’da DAEŞ’in bir kolu olarak kuruldu, ancak Suriye ve Irak dahil bu bölgeye hiç gelmedi.

        İddia edildiği gibi Türkiye’de Reina veya Atatürk Havalimanı gibi saldırıları yapan gruplarla da uzaktan yakından ilgileri yok.

        Hedefleri daha çok Orta Asya bölgesinde radikal din devletini kurmak.

        Zaten Taliban ile aralarındaki düşmanlık da burada başlıyor; çünkü DAEŞ İslam hukukunu daha katı bir yorumla hayata geçirmek istiyor, Taliban’ı yumuşak buluyor.

        Ayrıca, DAEŞ Horasan, Taliban’ın dar bir kapsamda bölgesel milliyetçilik yaptığını, evrensel İslami inançtan uzaklaştığını söyleyip, ideolojik farkını ortaya koyuyor.

        Militan bulmak için kaynak rekabeti de aralarındaki çatışmayı derinleştiriyor.

        Taliban’ın Afganistan’ın bütününe sahip olması, Kuzey Veziristan bölgesine yerleşik DAEŞ Horasan’ı tereddütlü bir hale getirdiği öteden beri biliniyor.

        KABİL SALDIRISININ GERİSİNDE YATAN

        Zaten Washington da Kabil havaalanına bombalı saldırısının gerisinde yatan neden olarak değerlendiriyor.

        Buna göre, saldırıyla birlikte ABD’nin çekilmekten vazgeçip tekrar asker göndereceği, bunun da Washington ile uzlaşan Taliban’ın ülkeye tahakkümünü azaltacağı düşüncesiyle saldırıda bulunduğu değerlendiriyor.

        Washington yönetiminin bunu görüp çekilme takvimini uygulamayı sürdürdüğü de yapılan yorumlar arasında.

        REKLAM

        YENİ MEKAN VEZİRİSTAN

        Dolayısıyla, Taliban’ın Kabil’i ele geçirmesi ve ülke geneline hakimiyetinin, DAEŞ Horasan’ı çok daha büyük sıkıntıda bıraktığı bir gerçek.

        SURİYE SAHASINDA DA ÇATIŞTILAR…

        Doç. Dr. Erkmen de bu duruma dikkat çekerek söze şu tespitle başladı:

        “DAEŞ Horasan’ın kaç elemanı bulunduğu bilinmiyor; tahmin edilen rakam 2 bin ile 2 bin 500 arası; teknolojik silah ve mühimmatı yüksek bir yapıları var…”

        Aktardığına göre, her ne kadar 2012-2013 yıllarında bir grup gelmiş olsa da Suriye sahasında daha fazlasına rastlanmamış.

        Serhat Erkmen, “Hatta, Umut Yaşar Toprak gibi Afganistan’da eğitim alıp gelmiş olanlar da IŞID ile arası iyi olmayanlardı” dedi.

        Sözünü ettiği, Afganistan’da profesyonel keskin nişancı (sniper) olması nedeniyle Eyüp Yusuf Kannasi takma adını alan, Suriye sahasında keskin nişancı yetiştiren, sonrasında da öldürülen militan…

        Ancak Suriye sahasında Horasan DAEŞ’ine imrenenler de yok değildi; hatta bugün farklı isimler altında faaliyet gösteriyor olsa da onlara yakın örgütlerin hala etkin olduğu da bir gerçek.

        Doç. Dr. Erkmen, Rusya ve Şam güçleri ile HTŞ’nin baskısı altında bunalmış bu örgütler ile Taliban’a yakın olanların İdlib bölgesinden çekilme yönünde hareket edeceği görüşünde.

        Nedeni de varlığını sürdürmekte giderek zorlanan örgütlerin orada daha yaşamak için iyi bir iklim ve zemin bulacak olmaları.

        “İdlib’de daha fazla kalıp yok olmaktansa, Afganistan’a gidip varlığını sürdürmeyi tercih edeceklerini” belirtti.

        REKLAM

        Bunların ağırlıklı olarak İran üzerinden gitmelerini olası görüyor.

        Eğer gidemezlerse ne olacağı da açık.

        Eylemlerini bu kez bu sahada göstermeye başlayacaklar ki neye mal olduğunu yakın geçmişte gördük.

        Dolayısıyla Doç. Dr. Serhat Erkmen de İran’ın bunları engelleme gibi bir tutum sergilemeyip, Afganistan’a gitmelerini destekleyeceği görüşünde.

        Umarım öyle olur…

        Yoksa Suriye sahasında Rusya ve Şam yönetimiyle DAEŞ’e karşı ortak mücadele veren İran açısından da sorun teşkil eder…

        Diğer Yazılar