Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
        Sesli Dinle
        0:00 / 0:00

        “BİR millet irfan ordusuna sahip olmadıkça, muharebe meydanlarında ne kadar parlak zaferler elde ederse etsin, o zaferlerin kalıcı sonuçlar vermesi ancak irfan ordusuna bağlıdır…”

        Cumhuriyeti biz kurduk siz yaşatacaksınız diyerek egemenliğin en önemli timsali TBMM’nin kuruluş gününü Çocuk Bayramı ilan eden Mustafa Kemal Atatürk, onların sağlıklı ve bilgili yetişmesi gerektiğinin de her adımda altını çizdi.

        Aralarında Sabiha Gökçen, Ülkü Doğançay, Ayşe Afet İnan gibi ağırlığı kız olan 8 çocuğu bizzat okutmasının gerisinde de bu düşüncesi yatıyordu…

        Çocukları iyi yetişmeyen ülkenin geleceğinin sıkıntılı olacağının da her adımda altını çizdi…

        OKULU BIRAKIYOR

        Test ve sınav sisteminin hakim olduğu eğitim modelinde irfan ordusunun iyi bir eğitim aldığını söyleyebilir miyiz?

        Devletin eğitim ile ilgili birimlerinin verilerine bakıldığında aslında çok endişe verici bir tablo önümüzde duruyor.

        Buna göre son beş yıl içinde 9-10-11 ve 12’nci sınıfta bulunan çocukların, okullarını terk edip Açık Öğretim Liselerine (AÖL) akın etmişler.

        Yani lise çağına gelmiş çocukların 2017 sonrasında okullarını bırakıp, açık öğretime devam etmeyi tercih etmiş.

        Bunun nedeni üniversite sınavlarına hazırlanmak için çocukların lise sonda zaten müfredat olmadığı için okulu AÖL’den devam ettirip dershaneye gitmelerine bağlanabilir.

        REKLAM

        Ancak sadece 12’nci sınıfta değil, lisenin ilk üç sınıfındaki durum da oldukça karamsarlığa itecek boyutta.

        Artış 12’nci sınıfta 8 kat ise, lisenin ilk üç sınıfında 3 ile 10 kat arasında seyrediyor.

        Son iki sınıfta ise bu rakam patlamayla sonuçlanıyor.

        SON İKİ SINIFTA TRAMPLEN YAPTI

        Verilerle gidersek, 2017 yılında AÖL’de okuyan 9’uncu sınıf öğrenci sayısı 56 bin civarındaymış, bu sayı 2021’de 62 bine yükselmiş.

        Burada fazla bir artış görülmeyebilir.

        Ancak 10’uncu sınıfta durum ciddi bir boyut almaya başlamış, 2017’de AÖL’de okuyan öğrenci sayısı 16 bin iken, 2021’de bu rakam 52 bine yükselmiş.

        Son iki sınıfta ise resmen tramplen yapmış; 2017’de 11’inci sınıfta 7 bin kadar öğrenci varken, 2021’de bu sayı 54 bine yükselmiş; yani neredeyse 8 kat artmış…

        Son sınıfta ise zirve yapmış…

        2017’de lise sonda AÖL’de okuyan 12 bin öğrenci sayısı, beş yıl sonra tam 112 bine ulaşmış; tam 9 kat artış olmuş…

        Son beş yılda okulunu bırakıp AÖL’ne geçenlerin toplamdaki sayısı ise 900 bine yaklaşmış…

        Tabii bunun içinde hala okulda kayıtlı gibi görünüp de okula gitmeyen öğrenciler de dahil.

        Bunlar da eklendiğinde sayının 1,5 milyona ulaştığından söz ediliyor…

        Dikkat çeken de örgün eğitimini, yani okula gitmeyi bırakıp AÖL’ne geçenlerin ağırlıklı bölümünün erkek çocuklar olması.

        Bunu dilerseniz ekonomik zorluğun getirdiği mecburiyeti, dilerseniz bazı kesimlerin çocuklara kendi bildiği eğitimi verme çabasının bir neticesi olarak görün…

        MAÖL VE AÖİHL’DE TERSİNE DÖNDÜ

        Dikkat çeken bir başka durum da Meslek Açık Öğretim Liseleri (MAÖL) ile Açık Öğretim İmam Hatip Liseleri’ndeki (AÖİHL) öğrenci sayısının tersine bir eğilim göstermesi.

        REKLAM

        Yani bu sınıflar 2017’de daha kalabalıkken, 2021’de sayısı çok azalmış.

        MAÖL’de 2017’deki öğrenci toplamı 18 bin kadarken, 2021’de 7 bin 500 civarına inmiş.

        Aynı şekilde AÖİHL’de 2017’de 50 bin 500 öğrenci varken, 2021’de bu sayı 17 bine düşmüş.

        Eğitim alanındaki akademik çalışmaları olan Prof. Dr. Soner Yıldırım da dünkü sohbetimizde sorunun temelinde iki önemli durumun bulunduğunu belirtti.

        İlkini ekonomik zorluklara bağladı, ikincisini de lise sonda üniversiteye hazırlık için öğrencilerin okuldan ayrılıp dershaneye devam etmek için AÖL’sine yazılmalarına bağladı.

        Hatta öyle bir hal almış ki bazı özel okullar öğrencileri için dershaneden özel öğretmenler getirip onlara üniversiteye hazırlık temelli eğitim verdirir olmuş.

        NAKLİYAT FİRMALARININ KAYNAĞI

        Prof. Dr. Yıldırım, dini yönü yüksek sivil toplum kuruluşlarının çocukları bu yaşlarda bünyesine alma gayretinin de etkin bir rol oynadığını da sözlerine ekledi.

        “Örgün eğitime devam ediyor gibi görünüp, kayıtlı olduğu halde okuluna gitmeyen öğrenci sayısı 1,5 milyona ulaştı” deyip devam etti:

        “Bugün nakliyat firmalarının en büyük insan kaynağını bu gençler oluşturuyor. Çünkü özel bir yeteneğe ihtiyaç duymuyor, aranan bir beceri de yok. Böyle olunca nakliye firmalarında hamallık yapıp yük taşıyorlar. Ayrıca 12’nci sınıfta müfredat yok tamamen üniversiteye odaklı. Öğrenci okula gitmek yerine AÖL yazılıp dershaneye gidiyor.”

        ÇÖZÜM BELEDİYELERDE

        Bu durumun önüne geçilmesi için mega kentler başta olmak üzere, büyükşehir belediyelerine büyük iş düştüğünü de belirtip ekledi:

        REKLAM

        “Belediyeler beceri edinme eğitimlerine daha fazla önem vermeli. Ekmek dağıtmaktan çok daha kıymetli bir iş yapmış olurlar. Ankara Büyükşehir Belediyesi buna önem verdi, çok önemli bir gelişme sağladı. Ama işin şovunu yapmıyor, duyulmasında geri kalıyor…”

        Verilere dün baktığımda hem üzüldüm, hem de ciddi oranda kaygılandım…

        Kişilik gelişiminin en önemli döneminde, ergenlik çağındaki bir genç eğitim yerine sokakta hayat mücadelesine kendisini atıyor.

        Eskiden usta çırak ilişkisinde de eğitim önemi vardı; orada da bir meslek, beceri kazanıyordu.

        Ancak teknolojinin bu denli geliştiği dünyada gençlere ancak kol gücü kalıyor.

        Acıdır ki geleceği daha eğitimli toplum yerine daha sorunlu gençlik ve gelecek inşa ediliyor…

        Özal'ın odasında zirve yemeği…

        Özal'ın odasında zirve yemeği…
        0:00 / 0:00

        GÜÇLENDİRİLMİŞ parlamenter demokratik sistemi getirmek amacıyla işbirliği yapan 6 muhalefet partisinin lideri bugün Demokrat Parti’de buluşacak.

        DP lideri Gültekin Uysal, alfabetik isme göre her partinin sırayla düzenlemesine karar verdiği liderler zirvesinin parti genel merkezinde olmasını özellikle istemiş.

        Daha önceki üç zirvenin ilkinde CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu liderleri Çankaya Belediyesine ait Ahlatlıbel Tesislerinde ağırlamıştı.

        Ardından parlamenter sisteme ilişkin yol haritası belgesine imza atılan Bilkent Otel buluşması gerçekleşti…

        Bunu Deva Partisi Genel Başkanı Ali Babacan’ın parti genel merkezinde verdiği yemek izledi.

        Parti yöneticilerinin aktardığına göre, Uysal da yemeği partide verme kararı alırken, bir zamanlar ANAP Genel Merkezi olan, DYP ile birleşme sonrası Demokrat Parti’nin merkezi haline dönüşen binanın toplum hafızasında yeniden yer bulmasını istemiş.

        Bu kapsamda Genel Başkanlık makamında bir yuvarlak masa hazırlanmış.

        ÖZAL’DAN UYSAL’A

        Balgat’ta 1989 yılında açılışı yapılan binanın üçüncü katındaki bu bölümün önemli bir özelliği daha var…

        O da ANAP’ın kurucu Genel Başkanı Turgut Özal’ın inşaatı ile bizzat ilgilendiği binanın üçüncü katındaki makam odasını, Cumhurbaşkanı seçilinceye kullanmış olması.

        Yani liderler bugün ilk kez Özal tarafından kullanılan, sonrasında gelen Genel başkanlar Yıldırım Akbulut, Mesut Yılmaz, Erkan Mumcu, Mehmet Ağar, Süleyman Soylu, Hüsamettin Cindoruk tarafından da kullanılan odada yemek yiyecekler.

        Bu odada 2012 yılından bu yana da Genel Başkan olarak Gültekin Uysal ikamet ediyor.

        Dışişleri Bakanlığı’nın yanı başında bulunan, Konya yoluna cepheli binanın üçüncü katında liderler iftar açarken, liderlerin kurmay kadrosu, basın mensupları ve korumalar için de ikinci katta daha büyük bir iftar düzeni kurulmuş.

        YEMEK İL BAŞKANINDAN

        Zirvenin yemeğinin geldiği yer de ­bir o denli ilginç.

        İftar yemeğini lokanta sahibi olan DP’nin Ankara İl Başkanı Erkin Delikanlı üstlenmiş; iftar için özel aşçı ve gıda mühendisleri ile de ayrıca anlaşma imzalanmış.

        Genel Başkan Uysal’ın Afyonkarahisarlı olması dolayısıyla tatlı olarak Afyon usulü kaymaklı ekmek kadayıfının ikram edilmesi planlanan zirvede ana yemek olarak da şehriyeli erişte çorbası, erişteli incik ve mevsim salata sunulmasına karar verilmiş.

        Liderlerle birlikte gelen kurmay kadro ve basın için de yine benzer çorbanın yanında rosto köfte sunulması kararı alınmış.

        ÜÇÜNCÜ İTTİFAK GÜNDEMDE YOK

        Zirvenin gündemine gelirsek…

        Son günlerin tartışması üçüncü ittifak veya 6 partinin iki farklı ittifaka ayrılması konusu bu zirvenin gündeminde görülmüyor.

        Ancak liderler gündeme getirirse ele alınmasının söz konusu olacağı belirtiliyor.

        Gündemdeki konular ise daha önce kurulan Seçim Güvenliği Komisyonu’nun hazırladığı sunum ile sandık üyelerinin belirlenmesinde izlenecek yol ve yöntemler ile parlamenter sisteme geçildiğinde süratle ele alınması gereken maddeleri belirleyen, hukuki altyapı üzerinde çalışmasını yürüten komisyonun çalışması da masaya yatırılacak konular arasında.

        Üçüncü ittifak ve Cumhurbaşkanı adayının ismi üzerinde ise durulması beklenmiyor; neden de seçimin zamanında önce yapılması halinde mevcut yasanın sağladığı ittifak avantajı ile seçime gidilecek.

        Dolayısıyla yeni bir arayışa gerek kalmayacak.

        Zamanında yapılması halinde de bir yılı aşkın süre olduğu için bugünden konuşulmasının doğru olmayacağının altı çiziliyor.

        Sonraki zirve de sırası gereği Gelecek Partisi’nin ev sahipliğinde gerçekleşecek…

        Diğer Yazılar