Habertürk
    Takipte Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        BASINIMIZ, birilerinin bir taraflarından uydurdukları bazı haberlere eskiden beri pek meraklıdır... “Ayasofya’nın şifresi”, “Kanunî Süleyman’ın tabuttan dışarı çıkan eli”, “Kur’an’ın rakamlara dayalı sırları”, “Hâlâ hayatta olan Hitler’in Amazon Ormanları’ndaki hayatı” gibisinden palavralara... Gazetelerimiz, her an yeni bir hadisenin yaşanmadığı, günlük haberlerin şimdiki gibi akıp gitmediği zamanlarda, sayfada bir boşluk olduğu zaman böyle saçmalıklara arada bir yer verirlerdi. Sonra internet çıktı ve tıklama sayısını arttırmak için bu gibi uydurmalardan medet umulur oldu. Hâlâ da umuluyor ve “Mimar Sinan’a âşık düşen Mihrimah Sultan gözyaşları ile kaç mendil ıslatmıştı, bilin bakalım?” misâli saçmalıklar bol bol tıklatılıyor ve işin daha da fena tarafı, okuyanlar bunlara maalesef inanıyorlar! Bu saçmalıklar zincirinin arada bir gündeme getirilen bir de daniskası var: “Atatürk’ün öldürüldüğü” iddiası...

        İNTERNETTEN ÖĞRENMİŞ!

        Uzun zamandan buyana pek yazılıp çizilmeyen bu palavrayı, rahmetli Ecevit‘in doktoru olduğunu söyleyen eski milletvekili Mücahit Pehlivan geçen gün tekrar gündeme getirmiş. Atatürk‘ün son dönemine ilişkin bütün kitapları ve raporları okumuş, bu kadarla da yetinmemiş ve CIA’in internet sitesinden diğer liderlerin nasıl öldürüldüğü konusunda yazılanları da incelemiş ve vardığı netice “Atatürk’ün öldürüldüğü” olmuş! Mücahit Bey’e göre “Ergenekon” meğerse tâââ o zamanlarda da varmış, Atatürk‘ü bu yapılanma ortadan kaldırmış ve büyük ihtimalle arsenik yahut flor kullanılmış! Düşünün: Uğradığı cinayetin kimseler tarafından farkedilmediği ileri sürülen kişi sokaktan geçen sebzeci Mustafa Efendi değil, Türkiye Cumhuriyeti’nin reisicumhuru Mustafa Kemal Atatürk; iddiayı ortaya atan zât aynı cumhuriyetin başbakanlığını yapmış Bülent Ecevit‘in doktoru, doktorun böyle bir neticeye varmasını sağlayan kaynak da CIA’in internet sitesi! Kabahat gündem yaratabilmek için böyle iddiaları ortaya atanlardan ziyade, senelerdir söylene söylene sakız hâline gelmiş olan bu saçmalıkları yeniden sayfalara taşıyan meslekdaşlarımızda!..

        PAPATYA FALI KONUSU

        Van’daki son felâketten sonra jeologların birbirinden tamamen farklı görüşler ileri sürmeleri konusunda yazdığım “Jeoloji papatya falı mıdır?” başlıklı yazımla ilgili olarak üstâd Celâl Şengör‘ün gönderdiği mesajı bugün yayınlayacağımı söylemiştim. Celâl Hoca’nın arzusuna uyarak, mesajını isminin başına akademik unvanlarını koymadan, “Akıl için yol birdir!” diyor ve aynen yayınlıyorum: “Sevgili Murat, 2 Kasım 2011’deki yazını dehşet içinde, ama, itiraf etmeliyim ki, sana tamamen hak vererek okudum. Türkiye’de jeolojiye dışarıdan bakan ve jeolog olmayan bir insan senin hislerine kapılır. Ancak bunun sorumlusu jeoloji bilimi değil, onun üniversitelerimizdeki sözde temsilcileridir. Sözde diyorum, çünkü bu konuda lâf etmenin yegâne ehliyeti, jeologun konuştuğu konuda yaptığı araştırmalarıdır. Bu araştırmalar, dünya çapında ciddî bir hakemli dergide yayımlanmadan nazarı dikkate alınmamalıdırlar. Bunu ben televizyonlarda ve yazılarımda defaatle dile getirdiğim halde ne medya ne de ne yazık ki yöneticiler ciddiye aldı.

        Gazeteciliğin ve politikacılığın bilgisiz kişilerin elinde olduğu bir toplumda yalnız jeoloji değil tüm bilimler papatya falcılığına veya büyücülüğe dönüşür. Halkımız ve gazetecilerimiz şunu bilmelidirler ki, Türkiye Cumhuriyeti üniversitelerinin verdiği akademik payelerin à priori hiçbir ciddiyeti yoktur aralarında kişiye bağlı hak edilerek alınmış olanlar bulunmasına rağmen. Kişinin çalışmalarını değil, bu payeleri dikkate alanların papatya falcılarını jeolog diye halkımızın önüne çıkarmaları da kaçınılmazdır”

        Diğer Yazılar