Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

 

Sen hiç parasız kaldın mı?

Evinden 5 lira ile çıkıp, dönüşü arkadaşından aldığın 5 lira borç ile yaptın mı? İZBAN yeni tarifesindeki tartışmalarda sorgulanması gereken budur. İZBAN; TCDD ile İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin yüzde 50’şer hisse ile ortaklığından oluşan bir yapılanma.

Her iki kurumdan da 2’şer temsici olmak üzere, 4 kişilik yönetim kurulu var. Sorum onlara.

Günlerdir konuşulan ‘Gittiğin Kadar Öde’ sistemine itiraz edenler aslında ‘Sen Hiç Parasız Kaldın mı?” dan yola çıkarak isyanda.

Ya; parasızlığını deşifreyi ayıp gördüklerinden lafı dolandırmak durumunda kaldıklarından dertlerini anlatamadılar,

Ya da; anladınız ama anlamazlıktan geldiniz! Şöyle; gitmek zorundasın. Ve evden çıkarken cebindeki, tek duraklık bedeli karşılayacak paradan ibaret. Zaten bir durak sonra ulaşmak zorunda olduğun adresin istasyonunda ineceksin. 90 dakika uygulaması var bir de.

‘Dönüşe Allah kerim. Arkadaştan alabilirsem yarın için en kötü 5 lira borç alırım’ dedin. İşine, derse, cenazene, hastanene, dost ziyaretine, borç isteyebileceğin birine ve hatta hava almak için arkadaşlarının toplandığı parka ulaştın.

BİR İDDİASI DA YOK

Mesele yok.

Cebine göre hareket inisiyatifi sende çünkü. ‘Nefesine güvenen borazancıbaşı olur’ durumu. Buraya kadar eski sistem. Şimdi yeni siteme bakalım bir de; Adama ‘İzmirim Kart’ında 2 küsur ya da 5 lira kaldı ise dışarı adımını atmaya kalkma’ diyorsun.

Sadece sıfır noktasından 2 küsurluk gidecekse bile ‘kartında 10 küsur liran yoksa binemezsin Gardaş’ muhatabiyeti yaratıyorsun.

‘Ama ben 2 küsurluk gideceğim, belki sonra da öleceğim dönüş ya nasip’ desen nafile.

Çünkü sana geçiş izni veren insan da değil makine.

‘Ben anlamam merkez anlar’ durumu hasıl. TCDD’nin kamu yararı gözetme gibi bir zorunluluğu yok diyelim. Böyle bir iddiası da yok zaten.

Ama yüzde 50 diğer hissedar olarak İzmir Büyükşehir Belediyesi öyle değil.

Çünkü altını kalın kalın çizdiği ‘Sosyal Belediyecilik’ vurgusu, uygulamaları, kamu yararı devrimciliği var serde.

Mesela; dünyada ve ülkede ilk olması ile övünülen 90 dakika devrimciliği nerede kalıyor bu durumda?

Girişte değil de çıkışta ‘Farkı nerede gardaş?’ durumu hasıl olsa sıkıntı yok.

Ama; ‘sen önce ver bakalım şu 10 küsur ya da 20 küsuru’ yaklaşımıyla oluşan ‘ayakbastı’ dayatması sorun.

Kusura bakmayın ama;  o nedenle ‘Siz hiç parasız kaldınız mı?’ diye sorma gereği duyuyor insan.

Ya da hayat iniş çıkışlarla, tahterevalli gibi malum. Soruyu şöyle de soralım; ‘Siz parasız kaldığınız günleri unuttunuz mu?’

 

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!