Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

Aşı karşıtlığı günümüzde de oldukça yaygın ne yazık ki.. Bu yalnızca bizde değil, dünyada da büyük sorun.

Covid-19 salgınıyla mücadele eden ülkelerde, aşı karşıtları temellerini 3 nedene oturtuyor.

Bunlardan birincisi genetik değişimler..

Daha önce hiç test edilmemiş mRNA teknolojisiyle geliştirilen aşıların insanların genetik yapısında değişimlere neden olacağı iddiasını savunuyorlar.

Uzmanların buna şiddetle karşı çıkmasına ve herhangi bir aşının insan DNA’sını genetik olarak değiştirmesinin mümkün olmadığını anlatmalarına rağmen, karşıtlar bu açıklamaları dinlemiyorlar bile..

*

Aşı karşıtları, savunmalarında ikinci hamleyi mikroçiple yapıyorlar. Bunun odağında Microsoft’un kurucusu Bill Gates var.

Aşı çalışmalarının fonlanmasında etkin rol alan Gates'in milyonlarca kişinin vücuduna takip edilebilir mikroçipler yerleştirmek için Covid-19'u ortaya çıkardığı iddia ediliyor.

Söylentiler, Gates’in Mart ayındaki “Kimlerin test edildiğini ve aşı olduğunu dijital sertifikalar yoluyla takip edebiliriz” açıklamasından kaynaklanıyor.

Gates’in bahsettiği dijital sertifikalar kişilerin aşı bilgilerinin özel bir mürekkeple deriye enjekte edilmesini sağlayacak bir teknolojiye işaret ediyor; ancak bu teknoloji henüz uygulanmadığı gibi uygulansa dahi insanların izlenmesine ve kişisel bilgilerine ulaşılmasına imkân vermiyor.

Ancak aşı karşıtları bunları da duymuyor.

*

Aşıların insan ve hayvan ceninlerindeki bazı dokuları içerdiğine dair iddialar ise, aşı karşıtlarının üçüncü bahanelerini oluşturuyor.

Hatta bazıları, anne karnındaki 3-6 aylık bebeklerin kürtajla alınıp bedenlerinin aşı çalışması için kullanıldığını bile söylüyor.

Bu iddiaların temelinde, aşı geliştirme süreçlerinde laboratuvarda üretilen bazı hücrelerin kullanılması yatıyor.

Bu hücreler embriyonik hücrelerin klonlanmasıyla oluşturuluyor ve virüsü izole etmek için kullanılıyor. Fakat nihai üründe hücresel materyal yer almıyor.

*

Aposto’dan Nurefşan Kutlu’nun derlediği bilgilere göre, internet ortamında yer alan bilgi kirliliği ve komplo teorileri de aşı karşıtlığını körüklüyor.

Aşı karşıtı söylemlerde bulunan sosyal medya hesapların sayısının 2019’dan bu yana yaklaşık 8 milyon artması, bunun en çarpıcı örneği.

Yapılan araştırmalara göre, Birleşik Krallık’ta her üç kişiden biri sosyal medyada aşı karşıtı mesajlara maruz kalıyor. ABD’de ise aşı karşıtı kitaplar, en çok arananlar arasında yer alıyor.

*

Bütün bu gelişmeleri dünya endişeyle izliyor ve aşı karşıtlığına karşı yeni önlemler almaya hazırlanıyor.

Aşı olmayanlara yönelik çeşitli engellemeler ve zorlamalar getirilmeye başlanıyor.

Uzmanlar, diğer tüm aşılar gibi onay sürecinde kapsamlı verimlilik ve güvenlik testlerinden geçen Covid-19 aşılarının elbette belli başlı riskleri olduğunu; ancak tıpta “güvenli” ve “zararsız”, “risk” ve “riskli” kavramları arasında önemli bir fark olduğunu sıkça belirtiyorlar.

*

Bir aşının yan etkilerinin faydasına kıyasla az olmasının, güvenilir olması için yeterli olduğunu da ekliyorlar.

Fakat ne denirse densin, ne söylenirse söylensin, aşı karşıtlığının artışı engellenemiyor ve bu da tüm insanlığı tehdit ediyor.

Bu salgından kurtulmanın tek yolu var. O da tüm insanların en az yüzde 80’inin aşılanması ve sürü bağışıklığı kazanılması.

Yoksa, dünyayı çok daha zor bir gelecek bekliyor olacak.

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!
0:00 / 0:00