2040'a kadar böyle
Doğa felaketleri hızını arttırdı.
Hem dünyada hem de ülkemizde orman yangınları, seller ve aşırı sıcaklıklar başını aldı gidiyor.
Üstelik, hava olaylarıyla ilgili her gün yeni rekorlar kırılıyor.
Gelişmeleri anlayabilmek için bilim insanlarının ve bilim kuruluşlarının yayınladıkları raporlara ve görüşlere sık sık bakıyorum.
Buralardan çıkardığım sonuçları şöyle özetleyebilirim:
*
Peki, bundan sonra ne olacak?
Aslında elimizdeki istatistikler; yaşadığımız sel, orman yangınları, kuraklık, kasırga ve diğer ölümcül olaylar hakkında bize gereken her şeyi söylüyor.
Rakamlarla, rekorlarla, gidişatla ilgili her türlü mesajı veriyor.
Ve diyor ki, “Ey dünya aklını başına topla, doğayı rahat bırak ve acilen iklim eylemi başlat.”
Bu mesajı kim, ne kadar anlayacak, nasıl önlem alacak, onu göreceğiz.
Birleşmiş Milletler kasım ayında İskoçya’da buluşup, İklim Değişikliği Konferansı düzenleyecek.
Zirvede, karbon emisyonlarını azaltma planları da ele alınacak.
Söz konusu planlar yıllardır konuşuluyor, ama istenen adımlar bir türlü atılamıyor.
Bu toplantıdan sonra atılır mı dersiniz?
Ben çok iyimser değilim, umarım yanılırım.
*
Fakat, bilim insanlarının bir görüşü var ki, işte o insanı epey tedirgin ediyor.
Onların tahminine göre, ne yaparsak yapalım, ısınma aşağı yukarı 5 yıl içinde veya en geç 2030’a kadar 1,5 C’ye ulaşacak.
Bu durum, yaklaşık 2040'a kadar devam edecek ve ardından küresel ölçekte iklimle ilgili atılan adımların etkisinin görülmesiyle bu eğri de aşağı doğru bükülmeye başlayacak.
Yani anlayacağınız, dünya şimdi harekete geçerse ancak 2040 sonrası soğuma başlayabilir.
2040’a kadar ise durum epey kritik…
*
Şimdi, Türkiye bu mevzunun neresinde diye soruyorsunuzdur haklı olarak..
Şöyle diyeyim, biz daha Paris İklim Sözleşmesi’ni bile imzalamadık, gerisini anlatmaya gerek var mı ki!..