Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        Beşiktaş’ın “Altay” teklifine, Altay camiası farklı tepki gösterdi. Bazıları, “Altay’ı kimse alamaz, kimse öneri getiremez” diye keskin tavır koyarken, bazıları “iyi bir fırsat olabilir, görüşülmesinde yarar var” şeklinde değerlendirme yaptı. Ben de ikinci grubun görüşünü savunuyorum. Yani, Beşiktaş’ın projesine hemen şiddetle karşı çıkmak yerine, teklifin en azından dinlenilmesinden yanayım. Elbette Altay’ı kimse satın alamaz, almasın da. Ancak Beşiktaş’ın projesi, sonuçta bir işbirliği ve ortaklık teklifidir. Bu açıdan baktığımda, konuşulmasında hiç bir sakınca görmüyorum. Altay, Beşiktaş’ın önerisini lehine çevirebilir, beğenmediği maddeleri reddedebilir, kendisi daha farklı bir yöntem önerebilir. Beşiktaş’ın arayışları belli, Altay’ın sıkıntıları belli. Her iki kulüp ortak noktada buluşup, kimliklerinden ödün vermeden, birlikte çalışma potansiyeli yaratabilirler, birbirlerinin gücünden yararlanabilirler. Belki de, bu planların hiçbiri gerçekleşmez, anlaşamazlar ve herkes yoluna olduğu gibi devam eder. Ama bunları oturup görüşmeden, fikir geliştirmeden kimse bilemez. O yüzden.. Böyle teklifleri “namus meselesi” gibi görüp kestirip atmak yerine, önce sakince dinlemekte fayda vardır.

        Kırmızı bülten palavrası

        Paris’te öldürülen PKK’lı üç kadın, meşhur “kırmızı bülten” ile aranıyormuş. Güler misin, ağlar mısın? Paris’in göbeğinde, Kürdistan Enformasyon Bürosu’nda üst düzey görevlerde çalışan, bütün Avrupa’yı ellerini kollarını sallaya sallaya dolaşan, konferanslara, eylemlere, eğlencelere katılan PKK’lı kadın yöneticiler, bütün dünya tarafından kırmızı bültenle aranıyorlar, fakat bulunamıyorlarmış! Üstelik.. Fransa Cumhurbaşkanı Hollande ile Fransız hükümeti yöneticileri de, PKK’lı kadınlarla sık sık buluşup görüşürlermiş. (Terör örgütüyle ne görüşüyorlarsa!..) Fakat, bütün bunlar herkesin gözü önünde olurken, Fransız Polisi onların yerini bilemiyormuş! Bizimkiler de, “ya kardeşim, aradıklarımız işte bu adreste” diyemiyormuş. Ne güzel hikaye değil mi? Çocuk masalı gibi!..

        Ahlaka uygun sevişme süresi ne kadardır?

        Dizilerin “konularından, kıyafetlerinden, sözlerinden, kurgularından“ sonra, sıra “sevişme sahnelerinin sürelerine“ geldi anlaşılan. RTÜK, Aşk-ı Memnu dizisinin 4 yıl önceki sezon finalinde yer alan 5 dakika 30 saniyelik sevişme sahnelerini uzun bulmuş ve Kanal D’yi uyarmıştı. Kanal ise karara itiraz etmişti. Tartışma yaratan kararın Danıştay’dan döneceğine kesin gözüyle bakılıyordu. Fakat gelin görün ki, Beren Saat ile Kıvanç Tatlıtuğ‘un sevişme sahnesini “uzun ve ahlaka aykırı” bulan Danıştay, RTÜK’ü onayladı. İyi de.. 5 dakika 30 saniyeyi “uzun ve ahlaka aykırı“ olarak değerlendiren RTÜK ile Danıştay otoriteleri, ahlaka uygun olan sürenin kaç dakika ve saniye olduğunu açıklamadılar. 5 dakikaya “uzun” diye mühür vuranlar, “normal ve ahlaka uygun sevişme süresinin ne kadar olduğunu” da biliyorlardır mutlaka.. Bu kıymetli bilgiden mahrum kalmamak için, onun cevabını da lütfetmelerini bekliyoruz.

        Uşak'ın jesti

        Uşak'ta "Gül"ün yoluna "Karanfil" dökmüşler.

        Ne yani? Tarhana dökselerdi daha mı iyiydi!

        Zeki ve çevik milletvekilleri

        Bizim milletvekilleri kadar “zeki” ve “çevik” olanlarını başka yerlerde katiyen bulamazsınız. Attıkları son çalımla, yine ne denli “kıvrak” olduklarını bir kez daha gösterdiler. Fakat nedense, bu çalımları hep geceyarısı atıyorlar. Önceki gece de öyle oldu. Çalışan Gazeteciler Günü vesilesiyle TBMM’ye getirilen önergeyle, biz gazetecilerin 2008 yılında yürürlükten kaldırılan “yıpranma hakkımız” geri verilirken, zeytinyağı gibi “araya sızmayı” başardılar. Abra kadabrayla, yıpranma payı olarak bilinen “fiili hizmet süresi zammı”na kendilerini de dahil ettiler. Emeklisi, işçisi, hakimi, savcısı, polisi, memuru ve daha birçok iş kolunda ağır koşullarda çalışan ve yıpranan meslek grubu fiili hizmet süresi zammı konusunda beklenti içindeyken, kalktılar, kendilerini araya soktular. Üstelik, geceyarısı operasyonuyla.. Üstelik, yangından mal kaçırırcasına.. Milletvekillerinin bu davranışı hiç hoş kaçmadı. Elbette onların çalışma koşulları da değerlendirilmeli, tartışılmalı, hakları da verilmeli. Ama bütün bunlar..  Birşeylerin arasına sızarak..  Geceyarısı karanlığında gizlenerek..  Temsil ettikleri milleti uyutarak..  Başkalarının arkasına saklanarak değil.. Adam gibi konuşarak, görüşerek, anlaşarak olmalı.

        Aşkın yolu

        Genç mankenimiz, "aşka giden yol mideden geçmiyor" diye buyurmuş.

        - Sen sevgiline güzel bir elbasan yap, geçiyor mu geçmiyor mu gör bakalım!

        Diğer Yazılar