İmam Altınbaş başka.. Hüseyin Altınbaş başka..
4 yıl sonra, nihayet Göztepeli bir yönetici gördüm karşımda..
Altınbaş Grubu‘nun Göztepe’yi satın almasından sonra, özellikle son yıllarda Göztepe’de bir yönetim var mı, yönetici var mı sorusu hiç gündemden düşmedi.
Çünkü, eğer öyle bir yönetim vardıysa bile, onları ne tanıyan oldu, ne gören.
Basın mensupları karşılarında soru sorabilecek, haber alabilecek bir ilgiliyi bulmakta hep zorluk çektiler.
İmam Altınbaş ne zaman zora düşse ya da canı ne zaman isterse, o zaman ortaya çıkıyordu.
Onun dışında kimseler yoktu.
Koca Göztepe, kapılarını tamamen kapatmış, dışarıyla irtibatını tamamen kesmişti.
Sadece bizlerle değil, kendi camiasıyla da aynı durumdaydı.
Ancak, galiba artık bazı şeyler değişecek.
İmam Altınbaş başkanlıktan çekilip, yerine kardeşi Hüseyin Altınbaş‘ı getirmesiyle bunu hisseder olduk.
Hüseyin Bey’in dün gazetemize yaptığı ziyaretteki görüşmelerimiz ise, bu kanımızı daha da pekiştirdi.
Ben, Göztepe’nin yeni başkanını şöyle gözlemledim:
*
- Hayalci değil, gerçekçi.
- Geçmişle değil, bugünle yaşıyor.
- Boş konuşmayı değil, olan biteni anlatmayı yeğliyor.
- İlerlemeyi senelik, iki yıllık, beş yıllık değil, haftalık planlarla sağlamayı düşünüyor.
- Göztepe’nin kapılarını herkese açıyor.
- Camia ile bütünleşmeyi arzuluyor.
- Basınla kopan ilişkileri süratle tamir ediyor.
- Göztepe’nin yararına olabilecek her türlü fikir alışverişine açık duruyor.
- Camianın ileri gelenlerinden Danışma Kurulu oluşturmayı planlıyor.
- Ligdeki rakiplerini özel olarak inceletiyor.
- Onlardan her zaman bir adım önde durmayı hedefliyor.
- İçgüdülerine inanıyor, kendisine güveniyor.
*
Hüseyin Altınbaş, belli ki ağabeyi İmam Altınbaş gibi değil.
Yapısı farklı, karakteri farklı, yönetim tarzı farklı, dünyaya bakışı farklı.
O yüzden de, bu sezon farklı bir Göztepe izleyeceğimizi sanıyorum.
İki gün daha sabredilseydi
- Gündoğdu’da dün sabah yaşanan kötü görüntüler yaşanmazdı.
- Gezi’de ortaya çıkmasını beklediğimiz sağduyu, İzmir’de kendini gösterirdi.
- İzmir’in olgun davranışı ve tutumu, sinirleri gergin ülkeye örnek olabilirdi.
- İzmir’in yeni valisi “sabrın sonu selamettir” sözünü doğru çıkarabilirdi.
Ama ne yazık ki bunların hiçbiri olmadı, olamadı.
Çünkü, eylemcilerden “çadırların pazar günü kaldırılması” sözü alınmasına rağmen, o sözün yerine getirilmesine izin verilmedi.
İki güncük daha sabredilemedi.
Ve dün sabahın köründe yapılan büyük bir polis baskınıyla, çadırlar “tatsız görüntüler eşliğinde” söküldü.
Merak ediyorum, bu acele harekatla acaba kim, ne kazandı?
Ben bir kazanan göremiyorum, gören olursa bana da bildirsin, bileyim isterim.
Oysa..
İki gün daha beklenseydi, yukarıda saydığım tüm artılar İzmir’in ve İzmir’i yönetenlerin hanesine yazılacaktı.
Barışçıl ve pasif eylemler, barışçıl sonla noktalanacaktı.
Yeni vali, ayağına kadar gelen bu fırsatı maalesef kaçırdı.
Yazık oldu.
Yeni Hürrem’i beğenen var mı?
Ben hiç beğenmedim.
Nerede Meryem Uzerli, nerede Vahide Gördüm..
İstedikleri kadar makyaj yapsınlar, hiçbir unsur oturmamış, olmamış.
Bir kere yeni Hürrem Sultan, Süleyman’ın annesi gibi duruyor.
Sevgili gitti, yerine anne geldi!
Böyle çarpıcı bir değişim olur mu?
Bu haliyle diziyi sürükleyebilmesi ve ilgi çekebilmesi çok zor.
Tabii ki sorun Vahide Gördüm‘de değil.
Çünkü o, son derece kaliteli ve yetenekli bir oyuncu.
Ama, kişilik benzetmesinde problem var.
Hürrem genç ve güzel bir kadınken, şimdi karşımıza yaşlı olarak çıktı.
Oysa, diğer oyuncuların hepsi hala aynı yaşta!
Yani, yeni Hürrem çok zorlama, çok tutarsız olmuş.
Muhteşem Yüzyıl izleyicisi eski Hürrem’i çok arar..
Ve bu gelişme Twitter’da da “Diren Seyirci” diye başrole çıkar!
Duran işçiler
Eve gidip geldiğim yolda birkaç gündür küçük bir tamirat var.
Fakat ne zaman oradan geçsem, çalışması gereken bütün işçiler gölgede oturup duruyorlar.
Daha hepsini çalışırken bir arada görmedim.
O yüzden de basit bir iş günlerdir sürüyor.
Galiba “Duran Adam” eylemlerini yanlış anladılar!
Ah be hocam
- Ege Üniversitesi profesörü, beyin sinyalleriyle çalışan robot yapmış.
- Ya hocam, robot yerine bizim beyni çalıştıracak bir şey bulsaydın ya!