Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        KÖŞE yazıcılığı işine girdiğimden beri annemin ısrarla tavsiye ettiği bir şey vardır; “yedek yazı”. Bir değil beş-on tane hem de!

        “Eski insan” olmasına yoruyorum bunu. Kıtlık görmüş... “Stokçuluk içgüdüsü” girmiş yerleşmiş içine.

        Benim yazılara da un, şeker, yağ muamelesi yapıyor; mümkünse bir çuval

        yazıyı atayım bir kenara!

        Fakat bilmediği bir şey var; köşe yazısı geniş zamanlarda yazılamıyor. Kendi

        hesabıma konuşayım, yazının “itici gücü”, “az sonra” teslim edilecek olması.

        Gerçi “benim az sonram”, “magazin programlarının az sonrası”na tekabül

        ediyor ama olsun.

        Bir de Türkiye’de son on beş dakikada yazılmış yazı bile o gün “yer yarılsın

        içine gireyim” hissiyatıyla dolaşmanıza neden olabilir. Siz aşktan meşkten girip hayatın tatlarından çıktınız diyelim, bir bakarsınız o arada askerler şehit olmuştur yine o yerlerde... Kalakalırsınız. Dahası utanırsınız mutlu mesut yazınızdan.

        Ama yine de annem pek haksız sayılmaz: Yedek yazı şart.

        Evinize hırsız girdiği günlerde ne yapacaksınız mesela?

        Yoksa yedekte bir yazınız?

        Okur sizden mahrum kalacak!

        Sadede geliyorum, nihayet benim de bir hırsız hikâyem oldu! Artık neredeyse eksikli hissediyordum kendimi. Herkes ballandıra ballandıra anlatırken “Hırsızlar âlemi beni adam yerine koymuyor mu!” diye bağırasım vardı.

        Çağırdım, geldi!

        Detaya girecek değilim, bildiğiniz şeyler zaten. Evden çıkışımızı kollamış,

        girmiş; klasik benzetmeyle evi hallaç pamuğu gibi atmış, çıkıp gitmiş.

        Fakat hırsız deyip geçmeyin, onların da ihtisas yaptıkları alan var; kimi “nakitçi”, kimi “elektronikçi”... Sonra birbirlerine saygıları var, biri ötekinin alanına girmiyor falan...

        Ama “nakitçiler” şanssız! Teknoloji dünyası “elektronikçiler” için “yükte hafif pahada ağır mal” üretiminde yarışırken “nakitçiler”in artık yastık altında para, altın, şu bu bulmaları imkânsız gibi.

        Çoğu eve, ev sahibinden çok hırsızın girip çıktığı şu devirde kim yastığın altına altın saklar?

        Varsa saklayan, hırsıza “güle güle bozdur, harca” demek lazım.

        Fakat her şeye rağmen “nakitçiler” de hız kesmiyor. Ne yapsınlar bankayı soymak uzun iş; “Allah’tan ümit kesilmez” deyip atıyorlar kendilerini bir

        eve zahir.

        Onu bunu bırakın da adamın biriyle içli dışlı olmuş bulunuyorum.

        Artık en yakınımdan daha yakın bana “hırsızım”. İç çamaşırı çekmecemi bir tek o gördü çünkü. Utanayım mı, sıkılayım mı yoksa hırsıza bağlanayım mı bilemedim!

        Ruhum da “hallaç pamuğu”!

        MIŞ/MUŞ

        İlköğretim okulunda dansözlü mezuniyet töreni yapılmış.

        Hatta dersini görselerdi; ileride matematikten çok o lazım oluyor insana!

        Yurdun çeşitli yerlerinde meydana gelen trafik kazalarında bir günde 32 kişi hayatını kaybetmiş.

        Terör örgütü bizi kendi haline bıraksa da olur

        Diğer Yazılar