Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        OLAY şu:

        Beşiktaş’ın eski başkanı Serdar Bilgili, tatilini geçirdiği teknede bir kadınla görüntüleniyor. Fakat fotoğraftaki kadının zannedildiği gibi sevgilisi olmadığını iddia ediyor Bilgili. Deliliyse kadının yaşı.

        “Benim 50 yaşında sevgilim olmaz!”

        Gerçi sonra kadının “genç sevgili” olduğu ortaya çıktı falan ama konumuz bu değil. Konumuz “kendi yaşı 50’ye yaklaşmış, belki de varmış Bilgili’nin 50 yaşında sevgilisi olamayacağı” hususu.

        “Kaş yapayım derken göz çıkarmak” mı denir, “Özrü kabahatinden büyük” mü?.. Her neyse, 50 yaşından gün almış kadınların kalbini kırdı Bilgili.

        Bir kadın olarak, üstelik “Bilgili’nin sevgilisi olamayacak yaşta bir kadın” olarak teessüflerden örülü bir yazı kaleme almanın tam zamanıdır. Serdar Bilgili’nin şahsında bütün “körpekuzuseverler”in canına okumanın...

        Fakat tersine Serdar Bilgili’yi tebrik ediyorum. Samimiyetinden ötürü.

        Adam açık açık söylüyor.

        Hani ne derler... “Dürüst ol, canımı ye!” “40 yıllık karısına her gün yeniden âşık olan” yahut “kadında ruh güzelliği arayan” palavracılara yeğlerim Serdar Bilgili’yi.

        Jest büyük aşk küçük

        BİRİSİ kalktı kızı balkonda öptü... Fakat heyhat! Altından aşk çıkmadı.

        Ötekisi saatini denize attı... Şahsen “Bu defa tamam” dedim, “Büyük aşk geliyor”.

        Yine heyhat!

        Kahramanlarımız daha balıklar bile neye uğradığını anlayamadan arkadaş kalmaya karar verdiklerini açıkladılar.

        “Dağ fare doğurdu” denilebilir.

        Yahut durumdan devre uygun bir özlü söz çıkarmanın yeri ve zamanıdır.

        “Jest ne kadar büyükse aşk o kadar küçüktür.”

        Dengesiz duyarlılık

        ASLI Baş...

        Evet, çok gençti...

        Evet, ölümü biraz tuhaftı...

        Evet, ölüm, hele böyle ölüm üzücüydü...

        Ama şunu fark ettiniz mi, basın Aslı’nın ölümünden “iş” çıkarmaya çalıştı.

        Adeta zorladı olayı. Orasından burasından çekiştirdi... Olmadı, evirdi, çevirdi... Onunla konuştu istediğini duyamadı, bununla konuştu tatmin olmadı... Bir hikâye çıksaydı gerilerden bir yerden hiç olmazsa... O da olmadı.

        Fena mı yaptı basın?

        Hayır. Bu ilginin sonunda savcıları bile şaşırtan bir gerçeğe ulaşılabilirdi de pekâlâ. Benim itirazım “dengesiz duyarlılık”a.

        Basının ilgisine ihtiyaç duyulan çok olay var Türkiye’de.

        MIŞ/MUŞ

        Ekin Türkmen, Teoman’la geçen yıl çıktıkları Brezilya tatilinde taktığı gözlüğü bu yıl Bodrum tatilinde de takmış.

        Kim demiş Türkiye’de “fikri takip” yok diye!

        Sarıgül’ün Baykal’la buluşması CHP’yi karıştırmış.

        CHP bu... Baş ağrısı bahane!

        Diğer Yazılar