Perşembe monologları
"ONLAR"
İstanbul'a kültürleriyle geldiler de "biz" Bodrum'a, Çeşme'ye "çıplak" mı gittik?
Bakın bakalım "oralı" ne kaldı gittiğimiz yerlerde. Üstelik "biz" mecbur değil hayran kalıp gittik oralara. Buna rağmen bozguna uğrattık.
■ Bir kız çocuğu market torbası taşımayı reddediyorsa genç kız olmuş demektir.
Bir kadın elinde market torbalarıyla nasıl göründüğüne aldırmadan kalabalıkların önünden yürüyüp geçiyorsa cinsellikle işi bitmiş demektir.
■ Ayağın bile modası var. "Ufak, pembe beyaz, güvercin gibi" kadın ayağının yerini pekâlâ bir erkeğe ait olabilecek büyüklükte ve görünümde ayaklar aldı.
■ Uzaktan bakınca hatta yakından da, genç kızla olgun kadının birbirinden ayrılmamasının tek nedeni olgun kadının "yaşlılığa direnişi" mi yoksa genç kızın "aceleciliği"nin de payı var mı bunda?
■ İyi ki "her şeyi bilmek" mümkün değil. Düşünsenize merak etmenin, öğrenmenin verdiği heyecanın yok olduğunu!..
Hayır, öğretmek öğrenmenin yerini tutamaz.
■ "İnsanın her aşkta başka biri olduğu" savına örnek sayılır mı bilmem ama bu yıl Eda'yı şezlongda yatarken gören yok.
■ Ezeli rakipler, kardeş gruplar... Gazeteler de futbol takımları gibi.
■ Dondurmanın iyisi kötüsü en çok kaymaklısından belli
oluyor. "Sade"leşmek her zaman en zoru.
■ Enseyi kararttığınızda gidebildiğiniz kadar geriye gidin, eski gazete başlıklarına bir göz atın. "Şimdi çoktan bitmiş olmamız gerekirdi", bunu görün, rahatlayın. Bir şey oluyor daima, bitmiyoruz.
■ Kapak fotoğrafları, amacının aksine hiç de etkileyici olmuyor. "Hazırlık" belli oluyor çünkü. Ve "hazırlık", "yapaylık" demek aynı zamanda.
★
■ Evlilik için neden "mutlu başlangıç" değil de "mutlu son" denir?
"Son", "bitiş"tir, "mutlu son" nedir?
"Maaşa zam işe nihayet" gibi bir şey mi?
MIŞ/MUŞ
■Demet Akalın-Önder Bekensir boşanmışlar.
Olan bize oldu; elinden oyuncağı alınmış çocuğa döndük!
■ Tempolu koşu zararlıymış.
Sağlık konusundaki fayda-zarar durumları papatya falıyla ortaya çıkıyor bana sorarsanız; sonucun her defasında taban tabana zıt çıkmasının başka izahı yok!