Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        BU günlerde kiminle konuşsam domates ekmek istiyor.

        Domates sembol... Amaç şehirden kaçıp gitmek.

        Yaşlandıkça toprak çekermiş derler ama gitmek isteyenlerin çoğu genç. Bu bir ruh meselesi elbet ama genellikle yaşla ruh paralel gitmez mi?

        Uzun lafın kısası, henüz şehrin göbeğinde yaşaması gerekenlerden söz ediyorum.

        Bu durumda "çekim"den çok "itim" var demektir.

        Ama sadece "şehrin ittirmesi" değil.

        Yani trafikten bunalmak, koşuşturmaktan bunalmak değil.

        Galiba maksat artık "dünyadan ve Türkiye'den haber almamak".

        Onun için "küçük sahil kasabası" kesmiyor çoğumuzu. İstediği kadar küçük olsun, artık "dünya her yerden küçük" çünkü.

        Hoş, küçük sahil kasabası diye bir yer de kalmadı ya... Hepsi önce büyüdü, sonra öldü.

        Neyse... Bize "dağ başı" lazım kısaca.

        Ve sevgili "bilge" kardeşlerim, korkarım yakında Ferrari'nizi satacak kimse bulamayacaksınız şehirde, benden söylemesi!

        Bu defa da bakarsınız "şehre kaçış" başlar.

        Uzatmayayım, "domates ekmeye niyetli kişi sayısı"nın bu kadar artması, hayra alamet değil.

        Sırf "temiz hava özlemi"yle açıklanamaz durum.

        "Biz şehirde de mutlu olmak istiyoruz."

        Lafımı ortaya koyayım, alan alsın!

        Libidonun kimde olduğu bilinmez

        ZENGİNLİĞİ göstermeye vesile olacak ortamın henüz oluşmadığı yıllardı... Ne pahalı restoranlar vardı, ne ünlü markalar Türkiye'ye gelmişti; zırt pırt yurtdışına çıkılamıyordu, puro ithali falan da yoktu galiba.

        Dindarlık kişinin kendisinden başka kimseyi ilgilendirmediği gibi duruma göre azalıp çoğalmaz, makam, mevki, para pula tahvil edilemediği için dört duvarın dışına çıkarılmazdı.

        İşte o günlerde "Parayla imanın kimde olduğu bilinmez" denirdi.

        Artık bir anlamı yok bu sözün.

        Ha, esas şimdi imanın kimde olduğunun belli olmadığını iddia edebilirsiniz. Yok yok... Belli. Arif olan anlıyor.

        Neyse bunu bir kenara bırakalım, ta en baştan beri eksikti bu söz.

        "Libido"nun da kimde olduğu belli değil.

        Çok eski bir gözlemimdir bu benim.

        Karşıdan bakınca "kafanızda yataktan başka yere oturtamadığınız nice kadın" bilirim, "frijit" sayılmasına beş vardır.

        Keza anneannenizi bile teslim etmeye çekineceğiniz nice erkek... Angelina Jolie'yi verseniz "tık" yoktur.

        Ama...

        Karşıdan karşıya geçerken görseniz koşup yardım edeceğiniz 80'lik bir "dede" grup seks yapmaya kalkışabilir.

        Nitekim Bursa'da evine temizliğe gelen karı-kocayla yatağa giren 80 yaşındaki sünnetçinin haberini

        okumuşsunuzdur.

        "Girdi de ne oldu, kalbi dayanamadı, öldü gitti" diyeceksiniz.

        Ayol, grup seksten önce iki kez üst üste birlikte olmuş kadınla, ne diyorsunuz siz!

        Onu bunu bilmem, "rahmetli fikrimi pekiştirdi", nur içinde yatsın!

        MIŞ/MUŞ

        Tunus ve Mısır'daki karışıklık turizmde Türkiye'ye yaramış.

        Komşu komşunun kaosuna muhtaç!

        Giyimde 60'lı yıllar modaymış.

        60'lı elbiselerin içinde 11'li biz! "Bu yıl uyumsuzluğun uyumu moda" da diyebiliriz.

        Diğer Yazılar