Bu kız çok can yakacak
BÜTÜN kadınlarda vardır... "Aferin alma isteği."
Annemde vardı, ablamda var, bende var, arkadaşlarımın çoğunda görüyorum... Ne pişirsek sorarız: "Nasıl olmuş?"
Merak ettiğimiz, yağının az yahut tuzunun çok olup olmadığı değildir. Duymak istediğimiz, yaptığımız işin "ne şahane" olduğudur.
Karşıdaki 30 yıllık kocamız değilse, isteğimiz yerine gelir, övgüleri duyarız.
Sofranın ortasında durmakta olan karnıyarık değil adeta bir "sanat eseri"dir!
E, haliyle "hayranlık uyandırmalı"dır.
Beklenti budur.
Bazı kadınların çocuklarına da "karnıyarık muamelesi" yaptıklarını görüyorum. Onu da o "yaptı" ya... Takdirlerimizi bekliyor... "Çok güzel olmuş." "A, vallahi bravo!"
Hayır, insanın çocuğuyla gurur duymasından öte bir şeyden söz ediyorum.
Daha çok da "kız anneleri"nden.
Belirtmekte fayda var, "kimi" annelerden elbet.
Kızının "arzu nesnesi" olmasını isteyen, bunun için çırpınan, imkânları zorlayan anneler var.
Etrafınıza bakın, mutlaka rastlarsınız...
Onlar "beğendirmek için" yaptıkları kızlarını büyütürken bu güzelliğine vurgu yaparlar daima.
Destekçileri de vardır... "Büyüyünce çok canlar yakacak bu kız."
Çok duyarsınız bu sözü. Bu aslında bir "temenni", bir iyi dilektir. Annenin hoşuna gitsin diye söylenir.
"Poposu dik, memeleri iri ve diri olacak annesi, hiç korkun ve kuşkun olmasın!"
Sevinir anne.
Başarmış, "iyi bir iş" çıkarmıştır.
Kızının "tadı tuzu" yerinde olacaktır. Karnıyarık gibi.
"İkram" zamanı geldiğinde "aferin" alacaktır. Öyle ya, "yemek"e düzülen övgüler "kendisine" gelmiş demektir.
Mutludur kadın.
Elinden "güzel bir iş" çıkmıştır, alıcısı da bol olacaktır haliyle.
"Alıcısı az kızlar"ın anneleriyse beceriksizliğine yanmalıdır; çocuğunu "Benim kızım doktorlara, mühendislere varacak" diye sallayıp uyutmadığına!
Bu yazının sonu:
Çocuklarınızı büyütürken dikkatini "güzelliğe" değil "akla" çekiniz!
İmza: 2 A sınıfı öğretmeni Pakize Suda.
*
MIŞ-MUŞ
■ Erdoğan, Kaddafi'ye yardım garantisi vermiş.
Yurtta vaat cihanda vaat!
■ Ajda Pekkan, "Tek teşhir yerim sahne" demiş.