Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        KADIN eziliyor, evet...

        Peki satılarak, dövülerek, öldürülerek mi yalnızca?

        8 çocuklu, "kuma"lı olunca mı?

        Bir "canavarın kızı", bir "eli sopalının karısı"yken mi?

        Kadını "tektaş"la ezen erkekler yok mu?

        "En sarışın", "en bronz", "en fit" kadınlar "en ezilenler" belki de.

        Nihayetinde onlara da "rol biçen" erkekler var çünkü. Ama öyle ama böyle "bir rolü" olmayan kadın yok!

        En imrendiklerimiz, en çok ezilenler olabilir.

        Düşünsenize her zaman zayıf, güzel, bakımlı, havalı, seksi, "yüksek ökçeli" olmanın zorluğunu!

        İnsan dediğiniz bir ay kendini bıraksa, "mağara adamı"ndan hallice! Az bakımla ise ancak sokaktaki kalabalığa dahil olabilirsiniz. Yani "görünmez"...

        Evet bazı mekânlarda, uzun bacaklı, fit, bronz, havalı, "markalı" falan değilseniz "görmeyip çarpabilirler", dikkat edin kendinize!

        "Kadın"ın tarifi artık bu özellikleriyle yapılıyor neredeyse.

        Kim bu "tarif"i ilk yapan... "Erkek" tabii ki!

        Herkes ucundan da olsa bu "tarif"i yakalamaya çalışıyor. Türkiye'nin dört bir yanında, bütün genç kızlar... Hepsi haberdar "tarif"ten.

        Bakın, Zonguldak'ta 14 yaşında kız çocuğu da bunun için hayatından oldu bana sorarsanız. Yalan yanlış bulabildiği birinde "heves"lerinin karşılığını ararken... Ezdi geçti onu o hevesler.

        Bu "tarif" eziyor kadınları.

        "Çıban başı" bu "tarif".

        Kimi kadın sırf bu "tarif"i yakalamak için razı oluyor istemediği bir sürü şeye...

        Kimisi uğrunda canından oluyor...

        Ücra bir köşede bir kadın belki bu yüzden dayak yiyor... "Sen de kadın mısın!" diye...

        Kadın eziliyor.

        En çok da "tektaş"11 olanlar belki... Ne de olsa "parayı veren düdüğü çalıyor"!

        *

        Peki hep erkekler mi eziyor kadını?

        Ya "kadının kadına ettiği"?..

        Hele o malum üçlü ilişkide... Çoğu zaman kadın bir ömür harcıyor ötekini yok etmek için. Sonunda "iki ömür yok oluyor".

        Çok net söylüyorum; nerede, hangi şartlarda, ne konumda olursa olsun iki kadının olduğu yerde "savaş" vardır. Arkadaşlarla toplanılmış bir yemek masası da olabilir bu yer... Hadi "savaş" demeyelim ama en azından "dostane bir maç"... Kimse anlamaz çoğu zaman. Hatta kadınların kendisi bile farkında değildir.

        Çünkü; bir kadının öteki kadınlarla mücadelesi "otomatiğe bağlanmıştır" adeta. Doğuştan... İsteği ve kararı dışında... "Gözün kırpması", "kalbin atması" gibi adeta!

        E, ne yapacağız?

        Hiç. Hayatın "değişmez"leri vardır, bu da onlardan biri.

        MIŞ/MUŞ

        ■ Kahve ömrü uzatıyor, şeker aptallaştırıyormuş.

        Bir fincan şekerli kahvenin 40 yıl aptallığı var!

        ■ Yapılan analizde anne sütünde çok sayıda zehirli maddeye rastlanmış.

        Annelik işte... Çocuğu ömrü boyunca karşılaşacağı durum için "aşılıyor"!

        ■ Orduevlerinde davul-zurna artık serbestmiş.

        Bakarsınız tabelalar da değişir: "Kalender Türküevi"!

        Diğer Yazılar