'Arıları 'sevimsiz' göstermekten vazgeçin'
Eğer arılar ölürse, insanlık 4 yıl içinde yok olur.” Bu söz Albert Einstein’a ait. Yani görür görmez “İmdat arı” diye kaçıştığımız canlıların ekosistemdeki yeri gözümüzde net canlansın diye yazdım. Dahasını merak edenlere; doğal arıcılık uzmanı ve arı danışmanı Amerikalı Debra Roberts anlatsın.
Üç çeşit arı var; kraliçe arı, işçi arılar ve erkek arılar... Kraliçenin tek görevi yumurtlamak, 3-5 sene ömrü var. Baharda kovandan çıkıp çiftleşme uçuşuna çıkıyor. Erkek arılar da peşinde... Hatta kraliçeyi rahat takip etsinlen diye gözleri daha iridir. Kraliçe, 12 ila 20 erkek arıyla çifleşiyor ve binlerce yumurtası oluyor. Erkek arı ölüyor, çünkü çiftleşme esnasında vücudunun alt tarafı kopuyor. Bir de kendi kovanlarındaki kraliçeyle çiftleşmiyorlar.
Neden?
Çünkü annesi sayılır. Onun yumurtalarından çıkıyor.
Kışa girerken kovandan atılıyorlar.
Aslında değil. İşçi arı hep çalışıyor, kraliçe hep yumurtluyor. Bu durumda erkek arı şanslı sayılabilir.
Her koloninin kolektif bir zekâsı var. 4 ila 16 yumurta kraliçe olacak şekilde, arı sütüyle büyütülüyor. Kraliçelerin boyutları o yüzden iridir. Sonra o yumurtalardan biri erken çıkıyor ve diğerlerini sokarak öldürüyor.
İçgüdüsel. Misyonu bu, genetik kodlarında var.
Yaklaşık 60 bin arının birkaç yüz kadarı erkek, kalanı dişi.
Az değil. Tek kraliçe arı var. 3 ile 5 yıl arası yaşayacak ve her yıl çiftleşmeyecek bile.
Şansa bırakılmış bir iş değil ki bu. Erkek ve dişi yavruların petekleri farklı. Erkeklerin hücreleri daha büyük. Kraliçenin yanında onun bakımını yapan işçi arılar vakti geldiğinde, yani çiftleşme uçuşunun yapıldığı bahar mevsiminde, kraliçe arıyı daha büyük peteklere yönlendiriyor. Tabii kraliçenin yumurta için salgıladığı kimya da farklı. Yeterli sayıya ulaşınca yeniden dişilerin peteklerine geçiliyor
1kilo bal üretimi için tam 5.7 milyon çiçek ziyaret etmeleri gerekiyor. Eğer hava uygunsı yani güneşliyse bir haftada bitiriyorlar hem de...
Günde kaç saat çalışıyorlar?
Güneşli günlerde 12 saate yakın...
6 hafta. 3 hafta içeride, 3 hafta dışarıda. Bir işçi arı hayatı boyunca tatlı kaşığının 12’de biri kadar bal yapabiliyor.
Kanatlı, sokan bir yaratık diye baktığımız o canlının aslında ne mucizevi olduğuna tanıklık ettim. Bu, spiritüel bir deneyim aslında. Belki hatırlarsın; 2006’da tüm dünyada koloni çöküşü sendromu yaşandı. Arılar birdenbire kovanlarını terk etti ve bir daha gelmediler.
En büyük sebep, tarım ilaçları. GDO, iklim değişikliği hatta telefonlardan yayılan radyoaktif dalgalar da etkili. O kadar arı öldü ki. Ve arılara kadın arıcılar sahip çıktı.
Kovanlarda da anaerkil bir düzen var.
Son 10 senedir Amerika’da neredeyse her yıl arı popülasyonunun yüzde 30’unu kaybediyoruz. Varov hastalığı da çok arı götürdü.
BM Gıda ve Tarım Organizasyonu FAO’nun raporuna göre dünyada en büyük 2. bal üreticisi sizsiniz.
İçinde birçok mineral, antioksidan var. Özellikle çam ve kestane balları çok faydalı. Sabah aç karnına ya da gece uyumadan bir kaşık yemek çok etkili. Kilo aldırır diye korkmayın, yediğiniz gerçek balsa hiçbir şey olmaz.
Kekik, ıhlamur, adaçayı gibi arıların sevdiği bitki türlerini ekin. Tarım ilaçlarından uzak durun. Bir de ani bir hareket yapmadığınız sürece arı sokmaz. Onları çocuklara sevimsiz bir yaratık gibi göstermekten vazgeçin.
Çevreyle ilgili belgeseller çekiyordum. 2004’te ciddi bir rahatsızlık geçirdim. Bazen vücudunuz yorgun düşer ve sisteminiz çöker ya. Uzun süre yatmak zorunda kaldım. Yeterince yavaşlamıştım. Sonra 90’larda tanıştığım yaşlı bir kızılderiliyi hatırladım. Kadınlara, farkında olmadıkları güçlerine dair öğretileri vardı. Bana güç vermişti, gidip teşekkür etmek istedim. Kuzey Carolina’dan Arizona’ya uzun bir yol. Evini buldum ama vefat etmişti. Arıcılık henüz hayatımda yoktu ama hediye olarak bir kavanoz bal götürmüştüm. Çok şaşırdılar ve “Biz de tam markete bal almaya gidiyorduk” dediler. Daha sonra arılarla ilgili kitaplar çıktı karşıma. “Her yerde peteğe benzer altıgen yapılar görüyordum” diyeceğim, güleceksin. Ama öyle. Bir sürü tesadüf yaşayınca, arıcılık okuluna yazılmaya karar verdim. Ve arılara âşık oldum, ruh eşimi bulmuş gibiydim.
10 yılda 30 kere falan sokmuştur ama önemli değil. Ben arılar için endişeleniyorum, çünkü bizi soktuklarında iğneleri tenimize takılıyor ve ölüyorlar.
- Küçüklüğünden beri çok mesaj vermiş anlayamadık11 yıl önce
- Evsizlerin el yazısı font'a dönüşüp fon oldu11 yıl önce
- Doğru bilinen 10 fitness hurafesi11 yıl önce
- 'Kanser olmak o kadar zor ki'11 yıl önce
- Bir savaş var; biz de cephedeyiz11 yıl önce
- 'Yurtdışından 2 futbolcuyla futbol kurtulmaz'11 yıl önce
- 'Siyaset sanata iyi gelmez'11 yıl önce
- Dikkat Ay tutulacak!11 yıl önce
- Erasmus'ta tanıştık, Almanya'da evlendik, İngiltere'de çocuk yapıyoruz11 yıl önce
- Bir imzayla neler değişir!11 yıl önce