Ben Kadınım
BEN kadınım. Önce kadın. Nereye gitsem, ne yapsam önce kadınım. Hep öyle oldum çünkü ben öyle doğdum... Çoğu zaman "Kız oldu..." sessizliği olur bir kadının başlangıcı... Biraz iyi niyetle "Erkek adamın erkek damadı olur..." dendi. "Beni istemediler mi?", "Erkek olsam daha mı çok severlerdi?", "Belki giderken beni de yanında götürürdü erkek çocuk olsaydım", "Belki kimse o kadar çok bağırmazdı, erkek kardeşime öyle bağırmıyorlardı."
Yıllar sonra artık işe güce başlayıp, evlenip çoluk çocuğa karıştıktan sonra bile kadın arkadaşlarımdan duyduğum cümleler bunlar. Kadın olmak bir yazgı adeta. Hepimizin yazgısı...
"Eteğin açılmasın, baban duymasın, adın çıkmasın, taşa oturma çocuğun olmaz, hamama gittiğinde önce taşı yıka hamile kalırsın..." diye bitmeyen bir liste daha minik bir kız çocuğuyken başladı tüm kadınlar gibi benim de hayatımda. Hatta sırf bekâretini kaybeder diye bisiklete bindirilmeyen kız çocukları tanıdım, ben bisikletle kan ter içinde dolaşırken evin önündeki duvara oturan, bekleyen arkadaşlarım oldu...
LİSTE HİÇ BİTMİYOR
Böyle başlayan hikâyeler sonrasında kendi ayaklarının üzerinde duracak hale gelen kadınlarda bile cinsellikle ilgili sorunlar oluşmasına, hatta daha oraya bile varmadan doktora gitmeye utanma problemine yol açtı, açıyor. Doktora gitmeye utanan, sevişirken korunmaya utanan, hamile olduğunu bile söylemeye utanan kadınlar var aramızda yaşayan. Yarım kalmış ilişki, evlenememek, evliliğin kötü gitmesi, iyi pişmeyen yemek, ödevini yapmayan kardeş, erkeğin gömleğinin düşmeye yüz tutan düğmesine kadar her şey kadının sorumluluğu.
Bu liste hiç bitmiyor...
Kadın olmak kadınlığını yaşarken hatta özgürken bile zor. "Sevişmezsem ayıp olur mu? Regl oldum bugün buluşmayayım, tüylerim var beni böyle görmesin..." Biz kadınların derdi keşke bunlar olsa tabii sadece. Malesef değil...
Binlerce kez alındı, satıldı, kovuldu, lanetlendi, öldürüldü kadınlar...
Öyle ki bazen ölmek bile kolay olmadı, sırtında bir bıçakla bir kaldırımda kaderini bekledi. Biz o fotoğrafa bakmaya bile tahammül edemedik. Ben çok eminim o kadın son anında kendisinden sonra çocuklarına ne olacağını düşünüyordu.
Yine de elbette insanı öldüremeyen güçlendiriyor. Öğrendik beraberce kendimizi korumayı, elimizin uzandığı başka kadınlara bazen moral, bazen destek, bazen umut olmayı... Daha dik durmayı, yeniden canımızı acıtmayı denediklerinde dalga geçmeyi, içimizde bir şey eksilse bile öğrendik, eksilen yanlarımızı bir araya gelip de nasıl tamamlayacağımızı...
HAYAT BENİMLE BAŞLIYOR
Ben kadınım... Doğuran, hayat veren, çocuk büyüten... Bir çocuğun hayattan aldığı ilk tadı, duyduğu ilk kokuyu, zihninin ilk kelimelerini, ilk bakışına neden olan ve hatta ilk sevdiği insanım...
Ben kadınım... Bir tutam baharat, sıcak bir ekmek, bir bebeğin gülüşü... Hepsi benim elimden çıkıyor dünyaya...
Sıcak bir öpüş, uçuşan bir etek, kararlı bir bakış var ya işte o benim!
Bir dal çiçekten bahçe yapan, nakış işler gibi ilmek ilmek hayatı güzelleştiren kişi kim mi? O benim...
Ben kadınım. Hayat benimle güzel...
Aşkımla, ürettiklerimle, yaşattıklarımla, pencereleri aralayan o zarif el benim...
Gün benimle başlıyor...
Hayat benimle başlıyor....
Ben hayat veren, can veren, gelecek nesli yetiştirenim...
Hayat o yüzden benimle özel...
BAŞARACAĞIZ KIZLAR
HAKKIMIZI aldığımız, güçlendiğimiz pek çok olayda olduğu gibi Dünya Kadınlar Günü de zorlu bir başlangıca dayanıyor. Sanayileşmenin ve radikal ideolojilerin ses getirdiği, nüfusun hızla arttığı ve yaşamın pek çok alanında dalgalanmaların yükseldiği 1900'lere dayanması ise hiç şüphesiz tesadüf değil. Daha insani çalışma saatleri ile başlayan yürüyüşler vardı o zamanlar. Biz kadınlar çok temel haklarımızı alabilmek için bile çok uğraştık aslında sadece ülkemizde de değil tüm dünya ülkelerinde hatta... Geçen yıllar boyunca sokağa kocamızdan izin almadan çıkabilmek için, araba kullanabilmek için, eğitim ve sağlık hizmetlerinden erkekler gibi yararlanmak için, oy hakkı için hakkımızı aramak zorunda kaldık. Uğraştık ve aldık. Artık daha çok kadın bilim insanı, yönetici, sanatçı var. Evet biliyorum hâlâ bir meta gibi alınıp satılan, eve kapatılan, öldürülen kadınlar var ama onlar için de elimizden geleni yapmaya, dünyayı değiştirmeye devam edeceğiz. Yaptık... Yapmaya devam edeceğiz... Yine başaracağız... Çünkü şu an şikâyet ettiğimiz yaşanan şeyler tavrın değişmesini sağlıyor. Çoğu erkek olan mobing yapanların sayesinde mobing yasaları ve iş yasaları değişiyor. Kadınlar dayak yedikçe, şiddete, tacize uğradıkça sistemler bu olayları görüyor, fark ediyor, toplum konuşup ayaklanıyor, kamuoyu bilinçlendikçe çözüm konuşuluyor, koruma ve engelleme düzenlemeleri planlanıyor. Yani Şefika Etik gibilere borçuluyuz biz... Hayatlannı kaybeden kadınlar var olduğu için gelecek kuşak korunabilecek belki de... İnat edelim kızlar başaracağız! Taciz, dayak, şiddet, mobing, erkek egemen yönetim sistemleri emin olun biz ayakta dimdik durdukça değişecek birçok şey! Başaracağız...
BUGÜN DÜNYADA NELER OLUYOR?
AMERİKA: Çokuluslu yapısına da paralel olarak pek çok etkinliğin yanı sıra Afganistan, Kongo, Çin gibi kadınların nisbeten daha zor yaşadığı ülkelerdeki kadınlara destek olacak kampanyalar düzenleniyor. Et- kinlikler ise daha çok rengi ve farklılığı bir araya getirecek şekilde düzenlendi.
İNGİLTERE: www.carechal-lenge.org.uk sitesi "Walk in Her Shoes" - "Kendini Onun Yerine Koy" adıyla başlattığı çalışmada okuyuculann kendilerini zor durumda olan kadınlann yerine koyabilmeleri için çok basit bir yol sunmuş; martın herhangi bir haftasını seçip o haftanın her günü 10 bin adımlık bir yürüyüş yapacaklar ve ardından yoksullukla mücadele eden kadınlar için bağışta bulunulacak.
HOLLANDA: Kadınlann Müzik Maratonu etkinliğinde kadın müzisyenlerden geçen yüzyılın yapıtları dinlenecek.
FRANSA: Farklı Yönetimlerin Zenginliği başlığı altındaki etkinlikte kadın ve erkek yöneticiler hep birlikte kadın yöneticilerin şirketlere getirdiği yenilikler ve olumlu değişikliklere dair deneyimlerini paylaşacaklar.
ALMANYA: Paralympic hayranları her ay yılın atletini seçerken bu ay Kadınlar Günü için "Ayın Sıradışı Kadın Atleti"ni seçecekler.
SİNGAPUR: Genç Kadın Liderler Sempozyumu düzenleniyor.
HİNDİSTAN: Bu yıl etkinlikler çocuk evliliklerinin durdurulmasına yönelik olarak planlandı.
KEYİFLİ BİR GÜN GEÇİRİN
Bugün kendinize güzel bir defter ve iyi bir kalem alın. Parlak kaplı pullu bir defter de olabilir, deri ciltli bir ajanda da... Kendinizi hangisiyle daha bütünleşmiş hissediyorsanız ondan. Çantanızda rahat taşıyacağınız bir şey olsun. Güzel bir şey olduğunda not alın, yeni duyduğunuz güzel bir şarkı, bir şiir, bir film adı olabileceği gibi o gün sizi çok mutlu eden bir şey olduysa da yazmayı ihmal etmeyin. Bu çocuğunuzun yeni kurduğu bir cümle, öğrendiği ve sizi şaşırtan bir şey de olabilir sevdiğiniz bir dostunuzun yaptığı bir jest de. Mutluluklarınızı saklayın.
■ Bugün değişik güzel bir koku alın. Kokunun hangi halini seviyorsanız. Tütsü de olur, güzel kokulu bir krem de, parfüm de... Duyulan daha açık olan, hayada daha çok iç içe olan insanların daha mutlu olduğu kesin bir gerçek.
■ Bugün sevdiğiniz bir dergi alın. Sadece resimlerine bakmak için bile olsa yapın bunu. İlham dediğiniz şey bir şeyler aracılığıyla gelir. Belki evinize hoş bir değişiklik yapmak için belki de saçınıza bir şekil vermek için ummadığınız güzel bir şeyle karşılaşabilirsiniz size fikir verecek.
■ Bugün elinize sevdiğiniz bir içecek alıp yavaş yavaş sevdiğiniz bir caddede yürüyün. Hissederek, içinize çeke çeke nefes alın ve şükredin.
■ Bugün sizin için önemli kadınlar için güzel bir şey yapın. Kadınlan en iyi kadınlar tanır ve emin olun çoğu zaman başka bir kadın tarafından önemsendiğini hissetmek daha anlamlıdır.
DAHA GÜÇLÜ OLMAK İÇİN...
■ El sıkarken kendinize güvenin. Her şey eşit başlıyor.
■ Kimsenin hevesinizi kırmasına izin vermeyin.
■ Feministim demekten çekinmeyin ama dişiliğinizi de , ihmal etmeyin.
■ Hoşgörüsüz olanlara da hoşgörülü davranmaya devam edin.
■ Erkekleri sevin ama iş kendinizi unutmaya varmasın.
■ Sık sık iyi özelliklerinizi hatırlayın.
■ Gerçek olun; üzgünken üzgün, mutluyken mutlu... Güçlü olmak duygusuz olmak demek değil. Önemli olan hep yeniden başlayabilmek.