Gülben, o şarkı için fazla neşeli
YAZIYA girmeden önce hemen söyleyeyim, bir Gülben Ergen hayranı değilim. Zaman zaman onu en çok eleştirenlerden biriyim. Ama bu iyi yaptığını düşündüğüm şeyleri yazmama engel değil. Gülben Ergen'in yeni albümü 'Uzun Yol Şarkıları', 2002 yılında yaptığı 'Sade ve Sadece'den beri en güzel albümü. Anneliği, evliliği, hayatı iyice yoluna oturtmuş ve bunları yaparken büyük ölçüde olgunlaşmış bir kadın portresi var bu albümde. Gülben müzik üretmediği için bu yorumu, albümün sözlerine değil şarkı seçimlerine bakarak yapıyorum. Bu arada albümün pırıl pırıl kayıtları için Tarık Ceran'ı kutlamak lazım. Miksleri o kadar dengeli yapmış ki her ses tam olması gereken seviyede. Bana göre albümde üç şarkı öne çıkıyor. Açılış şarkısı 'Üzgünüm', 'Kördüğüm' ve MFÖ şarkısı 'Tam ortasındayım'. BKM oyuncusu Oğuzhan Koç ile yapılan düet ticari bir başarı. Bülent Ortaçgil şarkısı, 'Bu Su Hiç Durmaz' için ise şunu söyleyebilirim; Gülben bu şarkı için fazla neşeli kalmış. Bu şarkı Gülben modu için fazla melankolik, fazla detaylı, fazla sofistike. Üstelik sadece içerik olarak değil, onun şarkı söyleme tarzına da uymamış. Bir şarkı seçimi ustası olan ve bir besteyi dinlediği anda kendine getirecekleri en doğru hesaplayan şarkıcılardan biri olan Ergen, bu konuda biraz abartılı davranmış sanırım. Ama ortaya genel olarak iyi bir albüm çıkmış.
E Fatih Terim hocam "Amansız ol" demiştin
REKLAMDA Amansız ol' kavramını anlatırken pek bir tiyatral, pek bir havalıydı Fatih Terim ve talebeleri. Amansızın sahadaki tarifini ise hep birlikte izledik Fener-Galatasaray maçında. Şimdi Fatih Terim'in devreye girdiği ve birbiri ardına özür açıklamaları yapan futbolcuları fırçalayıp özür dilemeye ittiği konuşuluyor. Ama benim gözümde hiç inandırıcı olmuyor. Aklıma hep Avrupa Futbol Şampiyonası sırasında yaptığı açıklamalar geliyor. Volkan rakip takımın futbolcusunu yere indirip kırmızı kartla takımımızı çok önemli maçlarda yalnız bıraktıktan sonra Terim'in, "Ben bu çocuklara, bu tür hareketleri hakemin bakmadığı taraflarda yapmayı öğretemedim" deyişi geliyor.O zaman milli meseleydi. Çek futbolcuya, Alman futbolcuya çakmak milli meseleydi. Ama "talebeler" (Nefret ediyorum bu kelimeden) birbirine girince o kadar cool olamadı ho-ımız. E ama hocam sen amansızsın, ıvrularının da izinden gitmesi şahane ir şey değil mi?
Elif Şafak'ı dinlemek zormuş
MÜZİK markette yeni bir Teoman albümü görmek, Teoman'ın sesini sözünü verdiği bir şarkıyı dinlemek şu ölümlü hayatımın en büyük hazlarındandır. Yeni albüm 'İnsanlık Halleri' sessiz sedasız çıkmış markete. Bir anda karşımda görünce nedendir bilmem çok heyecanlandım. Günün geri kalan tüm işlerini iptal ettim. Otomobilime atlayıp TEM'e çıktım. İlk şarkı aklımı yerinden oynattı. "Abi ne söz yazmışsın, bu da nasıl zıpkın gibi bir düzenlemedir" derken öğrendim ki meğerse sözler Ahmet Erhan'a aitmiş. Demek artık onu da seviyoruz. Etiler'den Mah-mutbey gişelerine gelene kadar iki kez dinledim 'Sevişirdik Baze-n'i. Sonra... Sonrası biraz karıştı. Girişiyle 'En güzel Hikayem' tadında bir albüm dinlemeye hazırlanırken ağırlıklı olarak balladların hakim olduğu bir albüm çıktı karşıma. 'Çoban Yıldızı' gibi şarkılar artık bende koşmuyor. Kalbi kırık kızlar dinleyip ağlasınlar. 'Galata'da Rıhtımda' gibi şarkılar, daha heyecan verici, daha zengin, daha gerçek geliyor. Teoman'ın artık kendini tekrar etmeye başladığı 'yaralı, dünyaya küsmüş, seksi cümleler kurabilen adam' durumu bu albümde de devam etmiş. Ancak bu kez artık Teoman'ın kendi dünyasından çıkıp biz ölümlülerin dünyasında bizimkilere benzer bir ilişki yaşamak istediği izlenimine kapıldım. 'Mavi Kuş ve Küçük Kız' da gülümsedim hafifçe. Dürüstçe anlatmıştı kendini. Biraz da acındırarak. Ama zaten bunu, "Çok yalnızım nolur bize gidelim mi" diyerek de yapmıştı. Elif Şafak'ın yazdığı şarkıyı da çok merak ediyordum. Ama güzel olsun ve hüzünlü olsun diye yazılmış sözler, sanki bir Teoman şarkısı imitasyonu gibi duruyor. İçimi baydı. "Bu albümle Edirne'ye gidip gelirim" diyordum. Ama Silivri sapağından döndüm. Dönüşte de CD çalara 'En güzel Hikayem'i koydum. Teoman'ı hep öyle hatırlamak istiyorum.
Seda burada, diğerleri nerede?
ACUN ve Mehmet Ali de burada. Ama başka kimse yok. En çok onlar kazanıyor desek, ı-ıh yemezler. Tamam vergi sistemimiz çok acımasız. Evet, kazancın çok büyük bir bölümü vergiye gidiyor. Ve insan bir süre sonra sadece vergiye çalışıyor gibi hissediyor kendisini. Ama ortalıkta kazandığı trilyonlar ile hava atarak dolaşan öyle çok insan var ki, onları listede görmeyince şaşırıyor insan. Vergi kaçırmayı akıllarından bile geçirmeyecek insanlar olduklarını düşünüyorum. Acaba kazançları konusunda mı yanıltıyorlar bizi?