Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        TAM 147 dakika süren Transformers: Revenge Of The Fallen filminin ardından ilk yukarıdaki cümle döküldü dudaklarımdan. Yönetmen Michael Bay, teknolojik olarak çıtayı daha da yükseltmiş. Baş döndüren efektler o kadar gürültülü ve hızlı ki hangi robotun hangisi olduğunu, kimin ne dediğini anlamak için en az iki kez izlemek gerek. Zaten, oyuncular ve robotlar da repliklerini hep bir acele içinde ve bağırarak söylüyorlar. Robotları ekrana taşıyan teknolojik altyapıya hayran kalmamak mümkün değil. Binlerce saat 'rendering' adı verilen bir teknikle kare kare ekrana aktarılan robotların biri mi tıklamaz, biri bir kare mi atlamaz hayret doğrusu. Teknolojisi süper olan film, içerik olarak ne yazık ki serinin ilk filminin gerisinde kalıyor. İçine doldurulmuş aşırı Amerikan milliyetçiliği motifleri insanı canından bezdiriyor. Ne ilginçtir ki bu filmde Amerikan ordusu şahane gösterilirken, Beyaz Saray yerden yere vuruluyor. Bu arada sanırım bu filmle ilk kez Başkan Obama adı Hollywood'da kullanılmış oluyor. Yeni eklenen robotlardan ikiz olanları ırkçı çizgiler taşıyordu. "Altın dişli getto robotu olur mu?" demeyin. Hatta bu filmi "şu da olur mu, yok artık bu da olur mu" diyerek değil çizgi film izliyor gibi izlemelisiniz. Transformers'ın robot meraklıları biraz hayal kırıklığına kapılabilir çünkü Autobotlar filmin çoğunluğunda otomobil olarak dolanıyor. Optimus Prime ve Bumblebee dışında kalanları dönüşürken veya konuşurken görmek zor. Finaldeki çok uzuuun süren savaş insana üstünü başını yırtma hissini veriyor. Genelinde filmin hikaye temasının son Indiana Jones yani Kristal Kafatası Krallığı ile çılgın benzerlikler taşıması da tuhaftı. Bu arada yükselen İslam karşıtlığı bu filmi de etkilemiş. Yıllar önce Steven Spielberg Kutsal Hazine Avcıları filminde Mısır'ı ilk gösterdiği anda gökyüzüne yükselen ezan sesi ile "doğu" duygusunu yaşatırdı. Yıllar sonra bu kez Spielberg'in yapımcısı olduğu filmde Mısır göründüğünde ezan yoktu. Onun yerine sadece ezanı andıran bir uğultu vardı o kadar. Bu da ilginç bir detaydı bence. 13-18 yaş arası gençlik heyecan ve keyifle izleyecektir. Ancak bu seri artık bir kült olmaktan uzak.

        Peki Çağan şimdi ne yapacak?

        İLGİNÇ ama dün bu sayfalarda yeni filminin detaylarını okuduğunuz Çağan Irmak bu sıralar durmadan yeni projeler üretme peşinde. Yeni filminin daha stüdyo çalışmaları bitmeden bir sonrakini planlamaya başlamış bile. Çağan yeni filminde Osmanlı İmparatorluğu günlerine dönüyor. Kanuni Sultan Süleyman döneminde geçen bir hikayeyi anlatacak olan senarist-yönetmen bir tiyatro oyununu sinemaya uyarlayacak. Uzun zamandır dönem filmi çekmek istediğini belirten Çağan, yükseliş döneminin tüm göz kamaştırıcılığını beyaz perdeye yansıtmak istiyormuş.

        This is Islamic Democracy

        HER yerde bu fotoğraflar var. Nida'nın kanlar içindeki son fotoğrafı ve üzerinde "İslami demokrasi budur" yazan yazılar. Kadınların kapanmak zorunda kalması, erkeklerle eşit haklara sahip olmamasından daha da vahim şeyler çıkıyor ortaya İran'da. Hileli olduğu düşünülen bir seçimde oylar yeniden sayılıyor, üç milyon fazla oy çıkıyor ama bunlar seçimin akıbetini değiştirmiyor. Çünkü dini lider Ayetullah Hamaney öyle istiyor. Açık açık yetkilerini bir adaydan yana kullanıyor. İnsanların ellerine silah veriliyor ve dini polislik taslaması isteniyor. Buna da "Besici" adı veriliyor. Biri isteyince SMS servisi durduruluyor, internet yavaşlatılıyor. Adı İran islam Cumhuriyeti. Cumhuriyet bunun neresinde, bilen gören var mı? Ve bir de insanın Atatürk'ü yattığı yerden kaldırıp alnını öpesi geliyor.

        VODAFONE reklamından sinemaya

        ONU Vodafone'un anneli reklamında tanıdı geniş kalabalıklar. Hani bilgisayarda fotoğraflara bakmak için oğlundan telefon direktifleri alan ve fareyi koparıp, "pencere aç" dediğinde kalkıp odanın penceresini açan anne vardı ya işte ondan bahsediyorum. Şebnem Dilligil, efsanevi tiyatrocu Dilligil Ailesi'nin eş durumundan bir üyesi. Ve tam 25 yıldır Devlet Tiyatrosu oyuncusu. Sayısız oyunda oynamış. Çağan da onu bir oyunda izlemiş. Ama Karanlıktakiler için aradığı karakterle onu birleştirmesinde biraz reklâmın da katkısı olmuş. Hayatın en eğlenceli tarafı bu; ne zaman ne olacağını kestiremeyişimiz değil mi?

        Adana Hilton neden coştu?

        SÜREYYA Yalçın yeniden magazin gündemine yerleşti. Açıldı saçıldı. Açılmayı saçılmayı ve bunu bizlerle paylaşmayı seviyor. "Peki ne oldu da bu kız geçen seneleri efendi efendi geçirirken birden bire yeniden coştu?" derseniz sebebi gün ışığı gibi ortada. Meğerse Süreyya'yı durduran, frenleyen tek makam babasıymış. Görünüşe göre babasının ölümüyle Süreyya boş buldu meydanı ve attı kendini Bodrum'un iskelelerine.

        Diğer Yazılar