Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        HALKI kin ve nefrete tahrik etmek. Ebru Şallı'nın tam da yaptığı bu. Yeni çıkaracağı ve şişmanları pazar olarak gördüğü Pilates DVD'sinin tanıtımında sıska faşizminin doruklarına çıkıp işi neredeyse ırkçılığa götürmüş. Demiş ki; "Şişman kadın güzel değildir, erkekler şişmanlardan hoşlanmaz, kadınlar kendilerini kandırmasın!" Ben de kısa ve öz bir şekilde bu cümleye cevap veriyorum: "Yuh!" Yanlış da anlaşılmasın kendi adıma konuşmuyorum. Bu kadınlar ve bunların pompaladığı "Kemiklerin görünsün seksi ol" kültürü yüzünden depresyona giren, zayıflama kamplarında veya zayıflama haplarıyla ölen, Ebru'nun da dünyanın parasını kazandığı zayıflama sektörünün kaz gibi yolduğu, çoğu kendini evine kapatmış şişman insanlar adına konuşuyorum. Ebru, aslında Kuşhan'da can veren Dila Kurt tam da sen senin gibi ırkçılar yüzünden aramızda yok. Küçücük yaşında üzerine yüklenen "Zayıflamazsan çok çirkin olursun, kimse seninle yatmaz" düşüncesi yüzünden öldü. Bu yaptığın ne insanlığa, ne anneliğe ne de ticaret anlayışına sığmıyor. Malını satacağın, sonra kazandığın paralarla belki yeni estetik ameliyatlar yaptıracağın, belki bilmem ne markasının en son model çantasını alacağın şişmanlar, sırf sen ticaret yapacaksın diye bu çirkin aşağılamaları hak etmiyor. Çok üzgünüm ama bu sığ açıklamandan sonra sana kim "Güzel" diyebilir? Güzellik bir tek kilolarla olsaydı haklı olabilirdin. Ama geride kalan fotoğraflarından bize gülümseyen Dila, senden çoook daha güzel!

        Trabzonluların iyi niyeti yeter!

        EVLERDEKİ katı atıkların ayrışması çevre için çok önemli. Ancak bir çok çevresel konuda olduğu gibi bu bilinç de bizde gelişmiş değil. Kağıt, cam ve organik çöpler ayrı ayrı toplandığında hem kağıt hem de camın geri dönüşümü sağlanabiliyor. Ve bu durum hem ekonomi hem de çevre adına önemli kazanımlar sağlayabiliyor. Trabzon'da da bu uygulamaya başlanmış. Ve şaşırtıcı derecede yüksek bir katılım sağlanmış. Trabzonlular çöplerini çöp konteynerlerine ayrıştırıp koyuyormuş. Ancak işin bundan sonraki bölümü biraz fıkra gibi. Çünkü belediye bu ayrışmış çöpleri yeniden karıştırarak taşıyormuş çöplüğe. Durum fark edilince küçük çapta bir skandal kopmuş. Ama belediye başkan yardımcısı bir açıklama yapıp, Trabzon halkının içinin rahat olmasını ve bu çöplerin çöplükte yeniden ayrıştırıldığını müjdelemiş. İyi de yeniden ayrıştırmak için harcanan iş gücü ve paraya yazık değil mi? Yine de iyi niyetinden dolayı Trabzon halkı ve belediyesini kutluyorum. Darısı İstanbul belediyelerinin başına diyorum.

        Seda Sayan evlilik programı yapmayacak

        GEÇEN hafta Seda Sayan'ın yapmakta olduğu 'Yalnız Değilsiniz' programını bitirip yerine bir evlilik programı konuşuldu. Fikir hiç hoşuma gitmedi. Seda Sayan'ı arayıp "Ama neden?" demek istedim. Meğerse gerçek çok farklıymış. Ve o da bu haberleri okudukça gülüyormuş. İşin doğrusu tam olarak şöyle: Seda, şu anda yapmakta olduğu programının içine bir 'evlendirme bölümü' yapacakmış. Bunu da imam nikâhı olan ama devlet nikâhı olmayan çiftlere yapacakmış. Bu tarz çiftlerden alınan başvuruların ardından araştırma yapıp ikna olduktan sonra evlerini döşeyip nikâhlarını yapacakmış. Yani hem programın tamamı bundan oluşmayacakmış hem de eş bulmakla uğraşmayacakmış. Üstelik imam nikâhı işine karşı da güzel bir mesaj olacak bence. Yani paniğe mahal yok, bir evlilik programımız daha olmuyor.

        Neşeli hayat siftahı twitter'da yapan ilk film oldu

        TWİTTER geçen perşembe bir ilke sahne oldu. Ve bir filmin fragmanı her yerden önce ilk kez internette yayınlandı. Bu BKM'nin yeni filmi Neşeli Hayat'tı. Yılmaz Erdoğan yazıp yönettiği filmde BKM Mutfak oyuncuları da rol almıştı. Fragman manyağı bir insan olarak hemen izledim. Film galiba tam bir komedi değil. Çok ciddi dram öğeleri de taşıyor. Net bir fikir oluşturmak için 27 Kasım'ı bekleyeceğiz ama ilk izlenimim olumlu. Fragman demişken, geçen hafta www.traileraddict.com'da ödümü bi şeyime karıştıran bir fragman izledim. (Bu siteye girip fragman izlemeye bayılıyorum) Paranormal Activity adını taşıyan film, bir evi "İyi saatte olsunların" basmasını anlatıyor. Üç gündür evde uyuyamıyorum korkudan. Fragmanı böyleyse filmi tahmin bile edemiyorum. "Madem korkuyorsun niye korku filmi fragmanı izliyorsun?" diyenlere ağzın burnun yana yana, gözlerin dola dola acı biber yemenin keyfinden bahsetmeyi uygun görüyorum :)

        Diğer Yazılar