Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        BIRAKIN keyifle bir eserini izlemeyi, adamın adı olan 'Shakespeare'i yazmak bile zorlar zoru bir iştir. Üzgünüm, internetten gugıllayıp size her şeyi bilen şahane ve AB grubu yazar numarası yapmayacağım. Yazarın Hamlet dışında bir oyununu izlemedim. Onun da üzerinden herhalde 20 yıl geçti. O zamanlar tiyatro ile amatör olarak uğraşırdım. Oyunlar yazardım, okulda bunları sergilerdim. Sonra üniversitede de "Tiyatro kulübü" filan derken zamanla tiyatro zevkimi yitirdim. Bunda klasik oyunların keyifle güncellenmiş versiyonlarını yenilikçi ve en önemlisi eğlenceli rejilerle izleme şansı bulamamanın da ciddi payı vardı. Yeniden tiyatroya yaklaşıp sevmem 2007 yılında DOT ve muhteşem oyunu 'Kürklü Merkür' ile tanışınca oldu. Sonra da Oyun Atölyesi'nin dahi yönetmeni Kemal Aydoğan'ı 'Atinalı Timon' ile fark ettim. Haluk Bilginer'in 'Yedi Şekspir' (Allah Şekspir'i Türkçe yazan zihniyetten razı olsun, her İngilizce Şekspir yazışımda 'yanlış bir harf yazdım mı' diye korkudan içim dışıma çıkıyor) isimli müzikalini izledim geçen hafta sonu. İlk izlenim, Oyun Atölyesi'ne girdiğim anda gördüğüm, "Kasım sonuna kadar biletlerimiz tükenmiştir" ibaresinin yarattığı heyecan oluyor. Muhteşem bir orkestra ve süper yazılmış şarkı sözleri Haluk Bilginer ile Evrim Alasya, Selen Öztürk, Zeynep Alkaya ve Tuğçe Karaoğlan'ın süper performanslarıyla birleşince insan bir anda ışığı görüyor, zihni açılıyor ve evet Şekspir'i anlamaya ve ondan keyif almaya başlıyor. Bazı şarkılarda tempo düşüp, ilk yarı sonlarında elektrikler kesilmiş gibi olsa da ikinci yarı ortalığı toparlıyor. Benim gibi Şekspir'den korkanlardansanız bakın Haluk Bilginer, Ece Saruhan'a verdiği röportajda insanın içine nasıl su serpiyor: "Shakespeare 1500'li yıllarda vebadan kırılan İngiltere'de yaşayan insanlara tiyatro yapmıştır. Bizden çok daha az bilgili olan o insanlar onu anladıysa, biz niye anlayamayalım? Yıllarca, "Shakespere ciddidir, herkes onu anlamaz" diye ürküttüler insanları. Sahnede Shakespeare'in eserlerine hayat verenler kendi bilgisizlikleri yüzünden onu efsaneleştirmeyi seçti. Nasıl oldu da böyle bir suç işleyebildik? Herkes şunu bilsin; Shakespeare çok eğlenceli biri! Çok da edepsiz!"

        Cihangir bu kadar sahipsiz bir yer mi?

        UZUN sayılabilecek bir sürenin ardından bir iki gün önce Cihangir'e gittim. Daimi mekânım Kaktüs'e giderken de bu fotoğrafta gördüğünüz faciaya tanık oldum. Yıkılan katlı otoparkın yerine yapılan binanın inşaatı Cihangir'i çamur deryasına çevirmişti. Öyle çok çamur var ki sanki Cihangir'i sel basmış ve yerli halk selden kalanları temizlemeye çalışıyor gibi görünüyordu. Peki Cihangir bu kadar mı sahipsiz? Bu inşaatı yapan insanların inşaata girip çıkan kamyonları yıkaması, etrafı sürekli temizlemesi gerekmiyor mu? Bu inşaata ceza kesecek yürekli bir yerel yönetici yok mu ortalıkta? Bu kadar mı kolay kafana estiği gibi inşaat yapmak? Avrupa'da bir inşaat yapılırken alınan önlemleri kimse gidip incelemez mi? Çok kolay soruların, çok zor cevapları olması ne kadar bize has ve acıklı bir durum değil mi? Tabii bir de Cihangir'de yaşayan yazarlar, sanatçılar, magazinsel durumlarda ortak hareket edebilirken semtlerine neden sahip çıkmazlar? Tabii bir başka soru da bu kadar derin kazdıklarına göre oraya bir rezidans mı çıkacaklar? Park yine olacak mı? Uff, bunaldım!

        Diğer Yazılar