Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        TUZ, hayatımızdaki en büyük gizli belalardan biri. Birçok insan el alışkanlığı ile daha yiyeceği şeyin tadına bakmaksızın basıyor tuzu tabağına. Belli ki bu durum dünyanın dört bir yanında böyle. Geçen yıl New York’ta restoran masalarından tuzluklar kaldırılmıştı. Şimdi Sağlık Bakanlığı aldığı mükemmel kararla ülkemizdeki restoranların masalarından tuzluğu kaldırıp, ekmek gibi temel gıda maddelerinde tuz kullanımını mümkün olduğunca azaltma kararı almış. Bu, özellikle gelecek nesillere çok faydalı olacak bir girişim. Şimdi aynı kararlılığı restoran mönülerine yiyeceklerin kalorisi yazılması konusunda da bekliyorum. Bir restoranda sipariş vermeye çalışırken yemeklerin kalorisine bakmak insanı ciddi ciddi az kalorili yemekler sipariş etmeye zorluyor. Bence Sağlık Bakanlığı bu konuda da bir girişimde bulunmalı.

        İNSALLAH Mimar Sinan Şener Şen’dir

        BUNU arada bir yaparım. Çağan Irmak’ı arayıp nelerin peşinde olduğunu sorarım. Dün de aradım ve yeni projesi hakkında müthiş bilgiler edindim. Çağan Irmak sinema kariyerinde ilk kez başkasına ait bir metin üzerinden senaryo hazırlığında. Radyo ve tiyatro oyunları yazarı Fazıl Hayati Çorbacıoğlu‘nun “Koca Sinan” isimli tiyatro eserini sinemaya uyarlamaya hazırlanıyor. İlk kez 30 yıl önce Devlet Tiyatrosu’nda sahneye konulan oyunu film yapması için ülkemizin önemli sinema oyuncularından biri Çağan’a ricada bulunmuş. Ve bu oyunun metnini Çağan’a getirmiş. Senaryo ortaya çıkıp “Motor!” denildiğinde de Mimar Sinan’ı o canlandıracakmış. Oyunda Sinan’ın 60’lı yaşlarındaki hali anlatıldığına göre içimden “İnşallah bu oyuncu Şener Şen’dir ve onu beyazperde de polis-kabadayı tarzı rollerden farklı bir rolde izleme şansına erişiriz” diye dilemekten kendimi alamıyorum. Çağan oyunu ilk eline aldığında konuya mesafeli yaklaşmış. Ama oyunun çatısının çok sağlam olduğunu görünce çok heyecanlanmış. Kanuni Sultan Süleyman döneminde Süleymaniye Camii’nin yapım sürecinin anlatıldığı oyundaki Hürrem Sultan karakterini biraz deforme edip Hürrem’in neden kötülük yapmak zorunda kaldığının alt metnini vermek istiyormuş. Bu rol için düşündüğü isim de Nurgül Yeşilçay‘ mış. Ancak henüz ön görüşme bile yapmamışlar. Çağan’ı heyecanlandıran bir başka konu da Ermeni devşirmesi olup olmadığı tartışılan Mimar Sinan’ın İslam tarihinin en büyük eserlerine imza atmış olmasıymış. Anladığım kadarıyla Sinan’ın etnik kimliğinin altını da çizecek Çağan. Onu etkileyen bir başka nokta da Mimar Sinan’ın artistik yaratıcılığını Kanuni Sultan Süleyman gibi “haşmetlü” bir isme karşı savunmak zorunda kalması ve tüm Saray baskılarını bir şekilde göğüslemeyi başarmış olmasıymış. Most Production da ciddi bir bütçe ve Çağan’a ciddi bir hareket serbestisi sağlayarak projeye start vermiş bile. Çekimler gelecek yaz gerçekleşecekmiş. Ama tüm altyapı, dekor, kostüm, vb. çalışmalar şimdiden başlamış.

        Mustafa Denizli Lig TV’ye yakıştı

        ERMAN Toroğlu’nun olaylı gidişinin ardından Şansal Büyüka’nın karşısına kimin oturacağı Lig TV fanatiklerinin merak konusuydu. Sonunda bu isim belli oldu. Bundan böyle maçlar bittiğinde pazar akşamı Mustafa Hoca’nın yorumlarına kilitleneceğiz. Kendi adıma bu haberi çok olumlu buldum. Mustafa Denizli’nin sakinliği, zarafeti, mantığı önde tutan yaşam anlayışı ve tabii ki derya deniz futbol bilgisi ve kültürüyle maçlara değer katacağına inanıyorum. Ama inşallah Erman Toroğlu’nun aldığı riskleri alabilir ve “Aman bu kırılmasın, aman şunu üzmeyelim” psikolojisinden kurtulup kendini takımlar ve politikalar üzeri bir noktaya konumlandırabilir. Eğer korkak davranırsa Erman Toroğlu efsanesini seyirciye mumla aratabilir. Çünkü futbol yorumculuğu bilgi ve birikim kadar, cesaret ve özgüven işi. Mustafa Hoca’da da bunların fazlasıyla olduğunu düşünüyorum.

        Yok mu bu yunusları kurtaracak kimse!

        İNGİLİZLER iki gündür Fethiye Ölüdeniz’de 22 metreye 11 metrelik süs havuzu kılıklı bir havuzda yüzen iki yunusu konuşuyor. The Sun Gazetesi haber yapmasa hiçbirimizin haberi olmayacaktı. İki yunus minicik havuzda, acı çektiklerini belirten hareketler yapıyorlarmış. “Şişe burunlu” cinsi yunuslar kafaları suyun üstünde yüzerlerse bu; acı çektikleri anlamına gelirmiş. Bu iki garip de sürekli öyle yüzüyorlarmış su birikintisinden bozma havuzlarında. Dün bizim gazetelerimize de yansıyan haberin ardından Ölüdeniz Belediye Başkanı Keramettin Yılmaz, konu ile ilgili yaptığı açıklamada bu tesisi Rus işletmecisine süs havuzu ruhsatıyla verdiklerini, yunuslardan haberi olmadığını ama burası ile ilgili olumsuz tepkilerin yanında olumlu tepkiler de aldığını öylemiş. Yani hemen koşup mühürlememiş süs havuzunda yunus yüzdüren merkezi. Hadi onun umurunda değil; bu ülkede hayvan haklarını düzenleyen bir yasa var. Ve bakın birinci maddesi ne diyor: “Bu Kanunun amacı; hayvanların rahat yaşamlarını ve hayvanlara iyi ve uygun muamele edilmesini temin etmek, hayvanların acı, ıstırap ve eziyet çekmelerine karşı en iyi şekilde korunmalarını, her türlü mağduriyetlerinin önlenmesini sağlamaktır.” E bu yunuslar bu yasanın koruması kapsamına girmiyor mu? Çevre ve Orman Bakanı Veysel Eroğlu o gariplerin de bakanı değil mi? Yasanın uygulanmasını istemek çok mu?

        Diğer Yazılar