Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        HABER dün bizim HT MAGAZİN‘in birinci sayfasındaydı. Minik bir yer kaplıyordu ama içeriği hem komik hem de dramatik idi. Güzel bir Tuba Büyüküstün fotoğrafına sarılmış olan haberin başlığında “Arabesk benim özelim” yazıyordu. Aslında daha başlıktan, nasıl bir garabet ile karşılaşacağım belli olmuştu. Ama sabırla okumaya devam ettim. Tuba Büyüküstün’e bir gazeteci “İbrahim Tatlıses sizinle çalışmak istiyormuş. Sizin de ona hayranlığınız var mı, arabesk dinler misiniz?” sorusuna “Arabesk benim özelim” diye cevap vermiş. Sabah sabah asık suratlı, meydanlardan birbirlerine bağıran politikacı beyanatlarıyla dolu gazetelerden kararmış olan içim açıldı bu haberle. İnsan fikrini belirtmekten bu kadar korkabilir mi? Belli ki adı gündemdeki arabesk tartışmasına karışsın istemiyor. Neden karışmasını istemediği bir tarafa, konuyu “özel hayat” mevkiine getirmesi çok enerjik bir hareket olmuş. Eski model, hiçbir konuda fikrini söylemeyen, milli takım dışında takım tutmayan, bir hayran bile kaybetmekten ödü patlayan meşhur insan modelini özlemiştim. İyi geldi. Kutluyorum kendisini, özeline girmeden bir de teprik ediyorum (P harfiyle:)

        Ahmet Hakan’dan ramazanda caz ve blues

        AFİŞİ uzaktan gördüğümde gözlerime inanamadım. Ahmet Hakan’ın fotoğrafı basılmış, üzerinde de uzaktan okunamayan yazılar vardı. Önce, Twitter’da çok bahsettiği romanını tamamladı ve yayınladı herhalde diye düşündüm. Sonra yazıların “Ramazanda Caz” olduğunu okuyabilince iyice merak patlaması geçirdim. İyice yaklaşınca fotoğraftakinin Ahmet Hakan olmadığını görüp korkuyla irkildim. Çünkü böyle bir benzerlik ancak filmlerde görülebilecek türdendi. Konser verecek olan Kudsi Ergüner’miş meğerse. Kudsi Ergüner bu akşam, blues ve tasavvuf müziğini bir araya getirerek ortaya çıkarılan eserleri, kendi özgün besteleri ve doğaçlamalarıyla sahnede olacakmış. Dileyen Topkapı Sarayı’nda saat 21.30’da izleyebilir. Biletler 30 liradan başlıyor.

        Oh olsun sana LOST!

        AMERİKAN televizyon sektöründe yapılan program, dizi ve TV filmi gibi formatları ödüllendiren ve sektör için çok önemli bir referans teşkil eden Emmy Ödülleri sahiplerini buldu. Kazananlar bir tarafa, ben en çok ödülü kazanamayan Lost’un bir dalda bile kazanamamasına sevindim. Hatta “oh olsun” bile dedim. Bizi 6 yıl peşinden koşturup, tüm soruların cevaplarını vaat ettiği bir finale getirip, son dakika da hepimizi kapının önüne bir kedi yavrusu gibi bırakan Lost’un ödül kazanamaması bence tüm yurtta ve dış temsilciliklerde törenle kutlanmıştır. Bu arada en iyi TV filmi seçilen ve HBO isimli kanal için hazırlanan “Temple Grandin” isimli filmi de çok merak ediyorum. 1950 yılında 2 yaşındayken otistik teşhisi konulan ama aralarında İllinois Üniversitesi’nden alınmış “Hayvan Bilimleri” diploması dahil birkaç üniversitede eğitim görüp ardından PETA hayvan hakları örgütünün de resmi olarak onayladığı “hayvanlar için daha az eziyetli mezbaha yöntemlerini” keşfeden Temple Grandin’in yaşam öyküsünün anlatıldığı film tam 5 Emmy Ödülü kazanmış. Keşke HBO ülkemizde yayına başlasa da bu güzel TV filmlerini izleyebilsek.

        Diğer Yazılar