Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        GİRİZGÂHI çok uzatmadan hemen spin-off’un ne olduğunu anlatayım. Amerikan dizi sektöründe çok kullanılan bir terim bu. Çok tutulan bir dizinin sevilen karakterlerinden birini diziden ayırıp ayrı bir dizi haline getirmeye spin-off deniyor. Mesela zamanında Friends dizisinin sevilen karakteri Joey adına, aynı ismi taşıyan bir dizi çekilmişti. Geçen yıllarda da Grey’s Anatomy dizisinin sevilen karakterlerinden Addison Montgomery dizide rolü icabı başka bir kente yerleşip Grey’s’ten ayrılmış ve Private Practice dizisinde Addison karakterinin yeni kentte başına gelenler anlatılmaya başlanmıştı. Şimdilerde Fox ekranlarında ülkemizi bu kavramla tanıştıracak olan bir dizi başlamak üzere. Arka Sıradakiler dizisinde tam 125 bölüm boyunca dizinin çok sevilen öğretmen Kemal karakterini canlandıran Bülent Emin Yarar, Kemal Öğretmen karakteri ile ağırlıklı olarak zengin çocuklarının öğrenim gördüğü bir okula tayin oluyor. Ve “Başka hayatlar, aynı alfabe” sloganıyla “Öğretmen Kemal” dizisinin başrolüne geçiyor. Bülent Emin Yarar bu dizide yine aynı Kemal Öğretmen olacak ancak yeni bir okulda yeni öğrencilerle yer alacak. Arka Sıradakiler dizisi de yeni bir öğretmen ve aynı sınıf ile yoluna devam edecek. Bu yeni dizi de yine Fox TV’de yayınlanacak. Fox TV’nin tartışmasız en başarılı işi olan Arka Sıradakiler bu bölünmeden nasıl etkilenecek hep beraber göreceğiz. Ama bu cesurca karar için Birol Güven ve ekibini kutlamak gerek.

        Levent Semerci yine elini taşın altına koyuyor: Ayhan Hanım

        NEFES: Vatan Sağolsun filmi bu ülkede çekilmiş en cesur filmlerden biriydi. Güneydoğu’da askerin yaşadıklarını anlatan filmi duygu sömürüsü, milliyetçi duygularımızın istismarı ve gişe olsun diye yapılan abukluklardan uzak olduğu için ben dahil birçok insanın beğenisini kazanmıştı. Buna şiir gibi çekimler ve Türk Sineması’nda görmeye çok da alışık olmadığımız türden ilginç bir bakış açısı eklenince Levent Semerci’nin yeni filminde ne yapacağı birçoğumuzun merakını cezbetmekte. Şimdi bombayı patlatıyorum. Levent Semerci ve ekibi bu kez de kanlı 1977 1 Mayıs’ından yola çıkıp ülkenin 12 Eylül’e gittiği taşlı topraklı ve kanlı yolu sinemaya taşıyor. Bu süreci de 12 Eylül’den çok etkilenen kendi ailesi ve annesi Ayhan Hanım’ın gözünden anlatmayı planlıyor. Her şeyin gerçeğe en yakın olmasını isteyen Semerci, bu amaçla Eskişehir’de bir Taksim Meydanı kurmayı planlıyor. Çekimler ocak ayında başlayacağı Eskişehir’de çalışmaya başlamış bile. Filmin yapımcılığını bu kez kendi üstlenen Semerci, oyuncu olarak da ilk filminde olduğu gibi genç yetenekleri kullanmayı planlıyormuş. Seti kurmak için sık sık Eskişehir’e giden Semerci’ye sevgilisi Beren Saat de vakit buldukça eşlik ediyormuş.

        HINCAL ABİ GELDİ kahve içtik sakinleştik

        ARABESK tartışmasında hayli gerilmiştik Hıncal Abi ile. En son “Ah Rahşan Ah” başlıklı yazısında üslubunu daha da sertleştirmiş ve benim bu köşeden yaptığım “Hıncal abi havalar sıcak, gel bi soğuk ayran içelim sakinleş” çağrıma uyacağını gazete köşesinden ilan etmişti. Önceki gün gazetede ziyaretime geldi Hıncal Abi. Ayran içmedi ama bir kahve içti. Sakinleştik. Sulh bulduk. İki gazeteci bir araya gelince Fazıl’dan iki dakika konuşup ardından medyaya dalıp keyifli dakikalar geçirdik. Ama biliyorum, o da ben de fikrimizi değiştirmedik :)

        Tacizi şikâyetinin bedeli sürgün

        KORKUNÇ habere Milliyet bu başlığı atmış. Gaziantep’te bir meslek lisesinde görev yapan müdür vekilini kendini taciz ettiği gerekçesiyle şikâyet eden Müdür Yardımcısı kadın öğretmen Islahiye’ye tayin edilmiş. Hikaye, bir sonraki cümlede daha da fenalaşacak: 2006 yılında yine bu adamdan taciz ile ilgili şikâyette bulunan başka bir kadın öğretmen yine başka bir yere sürgün edilmiş! Gaziantep Milli Eğitim Müdürü Ekrem Serim ise kadın öğretmenin iddiasını kanıtlayamadığı için tayin edildiğini, 2006 yılındaki suçlamadan ise haberi olmadığını açıklamış. Meğerse müfettişler 2006’daki soruşturmaya, soruşturma sebebini yazmamışlar. Kimler kimleri nasıl koruyor görüyor musunuz? Tacize uğradığını iddia eden kadın öğretmenlerin hayatları, evleri, adresleri değişiyor. İddiaların hedefi olan beyefendi ise huzurla hayatına devam ediyor. Öğretmenlik mesleğinde kadına erkeğe eşit davranacak adalet sistemi yok mu? En azından Milli Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu’dan bu işi hassasiyetle araştırmasını ve gerçekleri ortaya çıkmasını talep ediyorum. Bir kadın olarak, mağdur kadınların psikolojisini çok iyi anlayabileceğini düşünüyorum.

        Diğer Yazılar