Tarkan sok o güzel burnunu Allianoi'ye çıkarma!
KİMSE ve hiçbirimiz fikrimizi söylediğimiz için bakan düzeyinde hakarete maruz kalmayı hak etmiyoruz. Fikrini kamuoyu ile paylaştığı için azarlanma kültüründen çok sıkıldım, yoruldum, bunaldım! Tarkan, kumlar ile kaplandıktan sonra sular altında kalacak Allianoi antik sağlık merkezi ile ilgili olarak Facebook sayfasına yazdığı görüşlerinden dolayı Çevre Bakanı- ’nın “Sanatıyla ilgilensin. Bilmediği bir konuya burnunu sokarsa çok yanlış olur” açıklamasını asla ve kat’a hak etmedi! Onun da, sizin de benim de ve hatta bakan beyin de fikir beyan ettikten sonra azarlanmaktan korkmadığı bir ülkede yaşama hakkımız olmayacak mı? Tarkan çok iyi etmiş. Hepimizin ayağa kalkması gereken bir konuda, sesini çıkarmış. Geniş kalabalıklara ulaşmış. Üstelik Allah var Facebook’ta hiç de böyle “sokarsa çok yanlış olur” gibi tehditvari bir cümleyi hak edecek sertlikte yazmamış fikirlerini. Hoşa gitmeyen fikir beyan edene palalarla dalmak, basın yoluyla nazikçe cevap vermek yerine azarlamak bizim adımıza, bizim oylarımızla Çevre Bakanlığı yapan bir insana hiç yakışmıyor. Tabii, bu konuda neden Kültür ve Turizm Bakanımız değil, Çevre Bakanı’nın söz sahibi olduğunu anlamakta da güçlük çekiyorum. Çevre Bakanı bana çok acıklı gelen açıklamasında Allianoi çin “Türkiye’nin her yerinde olan bir ılıca, her tarafta olan mozaikler var” gibi akla hayale sığmayan açıklamalar yapmış. Birimizin ülkemizin bir tarih beşiği olduğunu, bu eserlerin ülkemizin her yerinde görüldüğünü ama dünyanın hiçbir yerinde görülmediğini, en küçük tarihi alanın bile korunmasının namus meselesi haline getirilmesi gerektiğini, bu kafa yüzünden UNESCO her toplandığında İstanbul’u Dünya Kültür Mirası listesinden çıkaracak diye ödümüzün patladığını, Allianoi adıyla yazılmış dünya literatüründe 50’ye yakın kitap olduğunu, dünyada en fazla antik metal tıp aletinin çıkarıldığı yer olduğunu Bakan Bey’e hatırlatması gerek. Ama ben şu an fena halde tırsıyorum bunu yapmaya. Hiç de azar işitecek bir yaşta değilim. Belki Ertuğrul Günay devreye girer de Çevre Bakanımızı sakinleştirip Allianoi’ye sahip çıkar. Ertuğrul Bey size şu an çok ihtiyacımız var. Lütfen bi ses verin! (Yazıyla - bi-)
OFFICE 2010 kullanıma açıldı
AYLAR önce Microsoft Office 2007’nin teknoloji garantili versiyonunu satın almıştım. Önceki gün gelen bir e-posta ile ürünümü artık Office 2010’a yükseltebileceğim belirtiliyordu. Çok da meşakkatli olmayan bir şekilde indirip kurmaya çalıştım ama dizüstü bilgisayarımda kullandığım Vista yazılımı SP1 isimli güncelleştirmeye sahip olmadığı için kuramadım. Microsoft müşteri hizmetleri iki gündür canla başla sorunu çözmeye çalışıyor ama henüz büyük heyecanla beklediğim Office 2010’un gül cemalini görmek nasip olmadı. Teknoloji garantili ürün satın alanlar yeni programlarını indirip çalıştırabilenler, İndirdikten sonra da benimle fikirlerini paylaşırsa sevinirim. Umarım programdaki basit Türkçe hataları giderilmiş ve kelime haznesi çok genişletilmiştir.
Kokumuz dağları tepeleri aştı
ABD’li basketbolcu Danny Granger, Twitter’a ilginç mesajlar girmiş. “Burada ölüyorum, nasıl olur da Avrupa’da insanlar deodorant kullanmaz” ve “Şaka yapmıyorum, ölü eşek gibi kokuyorlar” diye yazmış. Danny Granger bu twitleri Dünya Basketbol Şampiyonası için bulunduğu ülkemizden attı. Daha önce de Alice In Chains grubunun tur elemanlarından biri kişisel blogunda benzer şeyler yazmıştı. Ancak ülkemizden aldığı yoğun tepkiler nedeniyle yazısını kaldırmak zorunda kalmıştı. Asansörde, minibüste, otobüste, banka sırasında koktuğumuzu bildiğimiz halde yabancı biri bunu gelip dile getirince hemen milliyetçi duygularımız kabarıyor. Üstelik bunlar sadece ünlü olduğu için görüşlerinden haberdar olduğumuz insanlar. Bizde bir oturup özeleştiri yapmak yok. Şimdi yine bir sürü tepki görecek Danny Granger. Ama bakın en azından bir meseleyi halletmişiz. Danny twitlerinde bizi ‘Avrupa ülkesi’ saymış. Haydi hep birlikte ezik ezik sevinelim! Bilirsiniz yıllarca da kafayı buna takmıştık. Keşke şimdi de kafayı biraz kişisel hijyene taksak...
Meğer o şey oyuncakmış
DÖRT bebenin buzdolabında nefessiz kalıp ölmesi haberi son günlerin en acı haberi. Haber ile ilgili her detay beni daha da üzüp, daha da büyük bıçaklar saplıyor kalbime. Önceki gün dolabın fotoğraflarında, üzerinde gördüğüm tuhaf şeyin dün detaylı fotoğrafları yayınlandı. Meğerse bu, hiç oyuncağı olmayan bebişlerin kendilerine yaptığı oyuncakmış. Bir tahtaya yüz yapmışlar. Çok yaratıcı şekilde bir tencereyi de şapka yapmışlar. İçlerinden hangisi yaptıysa belli ki çok yaratıcı ve hatta sanata meyilliymiş. Yaşasa da anlayamayacaktık onun yeteneklerini, potansiyelini. Hiç oyuncağı olmamıştı, artık bir daha çocuk da olamayacak.