Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        NE güzel şarkısıdır Ahmet Kaya’nın. “Başım belada, tabancamı unutmuşum helada” dediği şarkıdan bahsediyorum. Nedendir bilmem, Kadir İnanır’ın birazdan alıntılayıp sizinle paylaşacağım açıklamalarını okuyunca bu sözler geldi aklıma. Bakın ne demiş: “Ahmet Kaya'ya saldırı ben içerideyken olmuş. Benim olduğum yerde arkadaşıma kim yanlış yapabilirdi. 3-5 yavşak-zibidinin haddine mi dostuma çatal atmak!" Okuyunca insan nasıl da keyifleniyor. Gözünün önünde “Savulun ulennnn” diye nara atarak uçan tekmeyle salondaki arbedeye dalan Kadir İnanır figürü geliyor. Arkadaşlık, dostluk için canını veren insanlar geliyor. Gözler dolu dolu oluyor, tüyler diken diken. Ahh keşke içeri gitmeseymiş. Artık tuvalette miydi neydi bilemiyorum ama keşke orada olmasaydı diyor insan. Diyor demesine de ortada bir problem var. Kadir İnanır bu konuda 11 yıldır ilk kez konuşuyor. Ne bu konuda yapılan belgesellerde, ne olayların tartışıldığı günlerde ağzını açıp tek kelime etti, ne de o gece uzun uzun süren olaylarda varlığını, müdahalesini anlatan biri çıktı. Belli ki Ahmet Kaya’nın tabancasını helada unuttuğu gibi, birileri Kadir İnanır’ı içeride unutmuştu. Ve ne ilginçtir ki tam 11 yıldır içeride kalmıştı Kadir Abimiz. Hani o mangalda kül bırakmayan, maçoluğun kitabını yazan ve kendisinden Kadirizm diye bahsedildiğinde gülümseyen bir abimizdir kendisi. Yiğittir, delikanlıdır, haksızlığa tahammülü yoktur, korkusuzdur. Ama lütfen biri bana anlatsın bu abimizin neden 11 yıldır içeride kaldığını ve bir türlü bu yürek dolu açıklamaları yapamadığını…

        Biri bana ‘UYGUN’ nedir anlatabilirmi?

        ANKARA Çankaya Emniyet Müdürlüğü- ’ne bağlı bir minibüste görev yapan iki polis memuru, parkta el ele dolaşan, banklarda oturup sohbet eden gençlere GBT yapmış ve “uygunsuz oturuyorsunuz” diye uyarıda bulunmuş. Çok uzun zaman olmuştu böyle haberler okumayalı. İlk gençlik zamanlarımda böyle haberler hatırlıyorum. Eğer bu hareket o iki polisin kişisel tasarrufu ise bir derece sakinleşebilirim. Ama eğer merkezden böyle bir talimat aldılar ve gereğini yerine getiriyorlarsa içimdeki korku iyice filizlenir. “Uygunsuz” denilen kavramın bir milyon farklı tanımı olabilir. Ama bunların hiçbirine el ele parkta gezen gençler girmez! Bunun hiçbirinin içine parkta bankta sohbet eden gençler girmez! Hele polisin minibüsle parka girip tüm korkutuculuğu ile çocuklara bu terörü yaşatması ve ahlâk bekçiliğine soyunması, insanların yaşam tarzlarına ve parkta el ele gezme özgürlüğüne müdahalesi kabul edilemez! Bu gençlerin, parkta istedikleri gibi yürüme özgürlükleri Anayasa ile güvence altındaydı diye hatırlıyorum. Haberi okudukça dehşetim artıyor. Gençlerin anlattığına göre polis, o kadar sert konuşmuş ki ürpermemek mümkün değil. Hatta sonra bir de “uygunsuz oturma tutanağı” tutmuş. Parkta el ele dolaşmanın karşılığı bir ceza henüz Türk Ceza Kanunu’nda yok diye biliyorum. Ve polisin bu “uygunsuz” hareketini endişe ile karşılıyorum…

        O ne çirkin bir sayfaydı öyle!

        DÜNKÜ Habertürk Gazetesi’nin 22. sayfası iki korkunç habere ev sahipliği yapıyordu. Sayfayı uzun uzun inceledim. Sakinleşmeye çalıştım. Ama bir şey değişmedi. Sinirim, yatışmak yerine daha da yükseldi. Umarım bu iki olay da münferit olaylardır. Umarım, bu tarz olaylar yaşayacaklarımız için işaret fişeği değildir!

        Tophane’de ağır tahrik var

        BEYOĞLU Tophane Tozkesen’de altı sanat galerisi eli sopalı insanlar tarafından açılışta içki içtikleri gerekçesiyle basılmış. Açılıştaki insanlar ciddi şiddet görmüş. Ölenlerin olabileceği bu büyük faciadan kıl payı dönülmüş. Ama yaşayanların anlattığına göre olaylar önceden tasarlanmış. Saldırganlar biber gazı sıkmışlar, cam parçalarıyla oradaki insanların yüzlerini kesmeye çalışmışlar. İnternette Tophane yazdığınızda çıkan bazı sitelerde bölge halkının nasıl da provoke edildiğini görmek mümkün. Mesela bir sitede “içki satanlar ezan sesinden rahatsız oldu” gibi bir haber var. Habere göre oralarda içki satan yerlerin sahipleri ezan sesinden rahatsız olmuş, Müftülüğe başvurmuş ve ezan sesi kıstırılmış. Bir başka habere göre de Tophane halkı bölgede içki satan mekânlardan çok tedirginmiş. Haberin fotoğraflarında ise Taksim ve Beyoğlu’ndaki mekânlar var. Bir kitle bizim çok fena kavga etmemizi istiyor. Dini hassasiyetleri, milliyetçi hassasiyetleri, muhafazakâr hassasiyetleri ve dahi bulabildiği tüm hassasiyetleri kullanan bir kitle bizi birbirimize düşürmeye çalışıyor. Korkutmaya ve sindirmeye çalışıyor... Amaç veya sebep ne olursa olsun bu şiddeti kimsenin haklı görmeye hakkı yok. Bu işin failleri hemen bulunup cezalandırılmalı ki, bu gerginlik ve çatışma bir virüs gibi dört yanımızı sarmasın. Ben bu kadar ayrışmış, bölünmüş, birbirine düşmanca yaklaşan, öfkeli, elinde sopalı insanların yaşadığı bir toplumda yaşamaktan çok tedirgin oluyorum.

        Diğer Yazılar