Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        ASLINDA Hande Ataizi’nin tiyatroya dönüyor olduğu haberlerinden hafif kıllanmak gerekirdi. Dün dananın kuyruğu kopunca uyandık hepimiz meseleye. Meğerse canı olay yaratmak istemiş Hande Ataizi’nin. Birkaç sevişgen fotoğrafı büyük büyük yayınlansın istemiş gazetelerde. Tamam, istediği oldu. Bazı magazin gazetelerinde manşet oldu, bazı gazetelerde ikinci sayfadan kocaman girdi. Eee sonra? Tiyatro oyunu tanıtımında buraya mı geldik? Tabii ki, “İnsanlar, büyük kalabalıklar tiyatroya gelsin diye bunu yaptık” diyeceklerdir. Ama cinsellik üzerinden ve amacı öylesine belli olan fotoğrafların basına dağıtılmasıyla mı yapılır tanıtım? Tam tersi bu fotoğraflar çekilmeseydi ve bir sır perdesi oluşsaydı oyunla ilgili çok daha etkili bir tanıtım olabilirdi. Şimdi sadece içimden Hande Ataizi gibi kabiliyetli bir oyuncunun kendisini nasıl konumlandırdığını görüp acımak geliyor içimden!

        Çocukluluğumuzun Leman'ı geri döndü

        ÇOCUKLUĞUMUZUN dediğime bakmayın. Leman yirmi yıldır yayınlanıyor. İlk çıktığında ben 25 yaşındaydım. Eski hesapla genç olmayı uzakta bırakalı çok olmuştu ama yeni alkol yönetmeliği sonrası çocukluk ve gençlik yaşları yeniden tanımlandığı için ben o bölümü “çocukluğum” olarak adlandırmayı uygun gördüm. Önceki gün tesadüfen markette gördüm Leman’ın kapağını. 1000. sayı özel sayı yapılmış. Ve yirmi yıl önce Leman’ımızı elimize aldığımızda okumaktan zevk aldığımız, bizi âlemlerden âlemlere uçuran efsane kadro bir sayılığına geri dönmüş. Erdil Yaşaroğlu, Galip Tekin, Nuri Kurtcebe, Cem Yılmaz, Soner Günday, Vedat Öz, Met Üst, Selçuk Erdem’i yeniden aynı çatı altında görmek harika bir duygu oldu benim için. 5-6 yaşlarındayken Zeynep Teyzemin bana Gırgır ve Fırt’taki karikatürleri anlatarak başladığım mizah dergisi okuyuculuğumun en güzel günlerine döndüm bu özel sayıyı okurken. Limon Dergisi günlerini, öğrenciliğimi, sürüm sürüm süründüğüm günlerde yüzümü güldüren bu şahane adamları anımsamamı sağlayan 1000. sayıya bayıldım. Yanlış anlaşılma olmasın, bu öyle her tarafından kahkahalar attıran bir dergi değil, Türk mizahının Aral ailesinin arkasından gelen nesline saygı duruşu yapan bir sayı. Kendi adıma en çok güldüğüm ise Erdil Yaşaroğlu’nun çizdiği karikatür oldu. Yaşaroğlu’nun çizdiği karikatürdeki hayvanlara Erdil yukarıdan “Oğlum yapsanıza espriyi! Ne aval aval bakınıyorsunuz?” diye çıkışırken hayvanların ona verdiği cevaba bayıldım. Mehmet Çağçağ’ın izniyle yayınlıyorum köşemde bu şahane karikatürü. Bu karikatür, yıllar sonra en sevdiği adam ve kadınları dergisinde yeniden gören okurun yani benim heyecanımı da yansıttığı için çok heyecanlandırdı beni. Sonra Can Barslan‘ın mükemmel bir 12 Eylül anısı, Çağçağ’ın duygu dolu hikâyesi filan kaçırılmaması gereken şeyler. İlk 70 bin baskısı tükenen derginin 30 binlik ikinci baskısı da yapılmış. Yani eski mutlu günlerimizdeki gibi 100 bin satışı aşan bir dergimiz var bir kereliğine de olsa. Eğer bir yerinden GırgırFırtLimonLeman kültürüne bulaştıysanız bir ay boyunca satılacak olan özel sayıyı kaçırmayın derim.

        Suat Gönülay nerede peki?

        KENDİ adıma en çok sevdiğim mizah çizerlerinden olan Suat Gönülay’ı bu projede göremeyince çok üzüldüm. Yıllar önce çizdiği “Örtmenim Canım Benim” isimli hikâyesi mizah dünyamızın klasikleri arasında yer alan yazar ve çizer ne yazık ki bu özel sayıda yok. Demek ki onun ara sıra çıkardığı albüm kitaplarla idare etmeye devam edeceğiz.

        Galip Tekin’i de pek özlemişim

        FANTASTİK çizgileri ve tuhaf ötesi acayip hikâyelerini bir zamanlar deli gibi okuduğum Galip Tekin de yine tarzından ödün vermeden nefis bir çalışma yapmış 1000. sayı için. Son zamanlarda başından geçen tatsız olaylarla kendisini gazetelerin üçüncü sayfalarında gördüğüm Galip Tekin’i ait olduğu yerde görmek iyi geldi. Ve onun bir zamanlar seri olarak çizdiği ‘Pı’ya Mektuplar’ı ne çok özlediğimi fark ettim. Keşke Leman, bu tarz sayıları çoğaltsa ve nostaljik versiyonları da çıkarsa. Benim gibi orta yaşlı mizah dergisi okuyucularının böyle bir çalışmaya on binlerce satış yaptıracağını düşünüyorum. (Lütfen, lütfen!)

        Birisine adres sorarken dolu dolu yaşarım o anı (slow)

        ESKİLERDEN bahsederken canım ciğerim, biricik kahramanım Orçun Künek’i unutmak olmaz. Soner Günday’ın yarattığı müzik yazarı Orçun Künek yine bir albüm paylaşmış bizimle. Zımbagül Şortman’a ait olan albümün şarkılarının isimleri yine yıkılan cinsten: “Orgazm olunca babamı bile tanımam (slow)”, “Elimde çok önemli belgeler var, açıklarsam yer yerinden oynar hissini sık sık uyandırırım dostlara karşı”, “Üçbeş kendini bilmez Hintli kaval çalıp yılan oynattı diye tüm Hindistan’ı bir kalemde silemem” vs. vs. Öyle özlemişim ki Orçun Künek’i. Öğrendiğim kadarıyla Soner Günday mizah işini askıya almış. Ve kardeşiyle birlikte ekmek üretimi işine girmiş. İnşallah işleri iyi gidiyordur ama ara sıra bizi mahrum etmesin.

        Diğer Yazılar