Habertürk
    Takipte Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        DİGİTURK’ün kendine ait Lig TV içeriğini izinsiz yayınladığı gerekçesiyle açtığı dava üzerine blogspot.com sitesinin engellenmesiyle hepimiz hemen gözümüzü TİB’e yani Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı’na diktik. TİB, bir açıklama yapıp konu ile ilgili bir müdahaleleri olmadığını bu sitenin telif hakları yüzünden kapandığını açıklamak zorunda kalmış. Kurum, kendilerine ait internet sitesinde şu açıklamayı yapmış: “Digiturk avukatlarının talebi üzerine; Diyarbakır 2. Sulh Ceza Mahkemesi ve Diyarbakır 5. Asliye Ceza Mahkemesi, yayın hakları şirkete ait olan Sportoto Türkiye Süperlig müsabakalarını yayınladığından bahisle bazı İnternet siteleri ve IP adreslerini 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanununun ek-4 maddesi gereğince erişime engellenmesi yönünde karar vermiştir. Bu karar Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından doğrudan erişim sağlayıcılara gönderilmiş ve erişim engelleme doğrudan erişim sağlayıcıları tarafından uygulanmıştır.” Onlar da haklılar tabii kendilerince. Youtube günlerinde hayatı burunlarından getirmiştik. Ancak bu açıklama yine de meselenin çözümüne yardımcı olmuyor. Çünkü yasaların öngördüğü gibi bir siteyi, içeriğindeki bir sakınca yüzünden kapatmak hele de blog siteleri gibi çoklu kullanıcı ve içerik üreticilere sahip siteler için tam bir kaos anlamına geliyor. Blogspot’ta Lig TV maçlarını bedava yayınlayan geri zekâlıların ceremesini tüm blog sahipleri çekiyor. Moda, sağlık, ilişkiler, mizah gibi birçok konuda görüşlerinizi sansürsüz ve gelişine paylaşabilme şansı veren bu sitenin kapatılması birçok insanın hayatına doğrudan müdahale anlamına geliyor. Bu nedenle tabii ki içerik hırsızı siteye yaptırım olmalı ama yasa suçluya müdahale ederken masumların hayatlarını zindan etmemeyi becerebilmeli. Günümüz bilişim gerçeklerine uygun telif hakları ve internet yasası bizim de hakkımız.

        Digiturk krizi yönetebildi mi?

        İLETİŞİM değişiyor. Medya değişiyor, bildiğimiz her şey değişiyor. Ve bundan büyük firmaların kurumsal iletişimleri de doğrudan etkileniyor. Son üç gündür Digiturk kendini ilginç ve hiç beklemedikleri bir krizin içinde bulmuş durumda. Telif hakkı sahibi oldukları görüntüler korsanlar tarafından haksız şekilde bedava internette yayınlanmaya başlayınca haklı olarak yasal harekete girdiler. Siz de bir şeye 321 milyon dolar para ödeseniz hakkınızı bir zahmet ararsınız. Ama artık hakkınızı arayıp, mahkemeden kapatma kararı çıkarttırmak yetmiyor. Bunu sosyal ağlarda o siteyi kullanan insanlara en doğru şekilde anlatmanız gerekir. Şu anda internette çok ciddi bir Digiturk düşmanı kitle oluşmuş durumda. Ve bu engelleme uzadıkça kitle daha da kalabalıklaşacak. Ancak Digiturk, kendini anlatma konusunda ağır davranıyor. Ve ne ilginçtir ki hiçbir yasayı çiğnemeden günlük yazılarını bloğunda paylaşan insanlar, görüntü çalıp yayınlayan korsanları savunuyor durumuna düşüyorlar. Yasalarımız iki mağdur tarafı birbirine düşürdüğü için sorunlu. Digiturk ise kendini en doğru şekilde anlatamadığı için. Firma acilen sosyal ağ kriz yönetim masası oluşturmalı! Ve Google üzerinde baskı kurup sorunlu içeriklere anında müdahale edecek iş birliğini kurmalı. Ve blogların acilen özgür kalmasını sağlamalı. Robert Bosch yaklaşık olarak şöyle bir şey dediydi: “İnsanların güvenini kaybetmektense paranın ne önemi var yani mühim olan insanlık değil mi? Para sizin köpeğiniz olsun!” (güzel toparladım cümleyi vallahi:)

        KADINLARIN OMUZUNDAKİ BÜYÜK ACI

        YAŞI daha 19’muş yahu. Mersin’de Mezitli’de bir derede bulunmuş cesedi. Boğazı kesilmiş ve kırk yerinden bıçaklanmış halde derenin serin sularında yatıyormuş öylece. Ailesi karar almış. “Öldürelim, keselim boğazını akıtalım kanlarını ancak o zaman namusumuz tertemiz olur” demiş. Abisi kesmiş boğazını. Son anlarda ne konuştular bilinmez ama çok ağlamıştır eminim Hatice Fırat... Off, yazarken fena oldum. Okurken algınız tırtıklansın, boğazınızda düğümler oluşsun diye çabalarken ben fena oldum. Mideme bir ağırlık çöktü. Bir sonraki cümleyi yazmaya çalışan klavye üzerindeki parmaklarımı hareket ettirmekte zorluk çekiyorum. Cümleleri zaten toparlayamıyorum. 50 kadın almış cenazesini. Kahrolası ailesi gelmemiş. Zaten artık ellerini sürmesinler Hatice’ye! Cenazeyi almaya gelen kadınlara yürekten tebrikler. Peki erkekler nerede? Onların içi rahat mı bu görüntülerden? Allah Hatice’nin günahlarını affetsin diyeceğim ama 19 yaşındaki bir genç kızın ne günahı olabilir ki?

        Teşekkürler Penguen!

        Penguen bu hafta kapağına kadına karşı şiddeti koymuş. Hastası olduğumuz Selçuk Erdem yazıp çizmiş. Sizlerle paylaşmak istedim. Teşekkürler Penguen. Farkındalık için herkesin desteğine ihtiyacımız var.

        Diğer Yazılar