Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        ATİLLA Dorsay sinemayla ilgili bir şey söyleyince dönüp bakıyoruz. Çünkü ciddiye alıyoruz söylediklerini. Nurgül Yeşilçay ve Berrak Tüzünataç'ın kariyerleriyle ilgili bir saptama yapmış. Genel olarak her iki oyuncunun da başarılı olduğunu ama ikisinin de Türkan Şoray olamayacağını söylemiş. Ve Nurgül Yeşilçay'ın kariyerinde bir yavaşlama olduğu konusuna dikkat çekmiş. Ne ilginçtir ki toplumsal olarak ilginç bir alışkanlığımız var. Sahip olduklarımızı yarıştırmayı çok seviyoruz. Aynı anda aynı sektörde hizmet veren kişi, kurum, kuruluş yarıştırmaya bayılıyoruz. Hele popüler kültür çerçevesinde daha da belirginleşiyor bu eğilimimiz. Mesela hatırlarsınız uzun süre Okan Bayülgen ile Beyaz'ı yarıştırdık. Sonra Yılmaz Erdoğan ile Cem Yılmaz'ı yarıştırdık. Sonra hepsini bir tavaya koyup birlikte yarıştırdık. Ardından Ata Demirer'i hepsiyle tek tek kulak memesi kıvamına gelinceye kadar yoğurup yarıştırdıktan sonra bu kez Ata, Cem ve Şahan'ı yarıştırdık. Bıkmıyoruz her biri kendi yolunda ilerlemeye çalışan, fark yaratma endişesi taşıyan ve kariyerlerine konsantre olmuş insanları yarıştırmaya. Tabii bir de benzetmek gibi olmasın ama benzetme huyumuz var. Mesela içinde kırmızı halı olan tüm ödül organizasyonları "Türkiye'nin Oscar"ı oluyor. Eğer olay bir reklam ödülleri töreninde geçiyorsa "Türkiye'nin reklam oscar'ları" oluyor adı hemen. Dur durak bilmiyoruz yorulmuyoruz. Nurgül ve Berrak'ı Türkan Şoray ile karşılaştırıp onlardan birer Şoray olmalarını istemek bana hiç adil ve doğru gelmiyor. Nurgül Yeşilçay yarın öğleden sonra saat üç sularında bir karar alsa ve artık hiç film çekmeyeceğini, hayatını ikinci sınıf dizilerde devam ettireceğini söylese bile bizim dönemimizin en büyük kadın oyuncusu olduğu gerçeğini değiştiremez! "Vicdan", "Eğreti Gelin", "Adem'in Trenleri" gibi filmlerde gösterdiği şahane performansları artık Türk sinema tarihinden silmemiz imkânsız. Kız belki yoruldu, belki dinlenmek istiyor bilemeyiz. Kaldı ki Türkan Şoray'ın da kariyerinin tamamı mükemmel filmler ve performanslarla dolu sayılmaz. Ama o dönemin ruhunu hissettiren ve hepimizi zaman makinesine bindiren büyülü bir tarafı vardır. Berrak ise daha yolun çok başında. Henüz gelişim aşamasında. Onu şimdiden Nurgül ile birlikte anmak zaten bırakın Türkan Şoray'ı Nurgül gibi bir oyuncuya da ayıp. Dolayısıyla kasmayalım, bırakalım Türkan Şoray kendi döneminin en iyilerinden biri olarak kalsın anılarımızda Nurgül'ü de Berrak'ı da kategorize etmeyelim. Tadını çıkaralım iyi performanslarının.

        iPad için F klavye geldi HAANIIMM

        BİR F klavye kullanıcısı olarak bilgisayar piyasasında ikinci sınıf vatandaş muamelesi görmeye alışalı çok oldu. Ama çok bozulduğum anlar oluyor yine de. Ne zaman bir tekno markete gidip birbirinden güzel kablosuz çoklu ortam klavyelerini incelesem hep üzüntüyle terk ediyorum mekânı. Ne Microsoft ne de Logitech F klavye dizilişine sahip ürün getirmiyor ne yazık. Ne yazık ki tek bir çeşit F klavye oluyor o da teknolojiden payını almamış en gariban ürün oluyor mağazadaki. iPad için de durum aynı. Klavyesi yazılım olmasına ve ürünün birçok farklı dilde feri k|avye sunmasına karşın Türkçe klavyesinde Türkçe karakterler için birden fazla işlem yapmak zorunda kalıyorsunuz. Ancak dün Easykey diye bir yazılım keşfettim. Hem Türkçe hem de F klavye özelliği sunan bu iPad yazılımı gerçekten harika çalışıyor. Şimdilik iPad'in tüm yazılımlarına iliştirerek kullanamıyorsunuz ama en azından Türkçe metin yazma işini çok kolaylaştırıyor. 99 sent olan ürünü iPad sahiplerine tavsiye ederim.

        KAYBEDENLER'İN MÜZİKLERİ DE GÜZEL

        ŞÜKÜRLER olsun ki artık filmlerin orijinal müziklerinin albümlerine çabucak kavuşuyoruz. “Kaybedenler Kulübü” filminin müzik albümü hemen piyasaya çıktı. Ve albümü CD çalarıma koyduğum anda yeniden filmin o beni çok etkileyen atmosferine transfer oldum. Gülce Duru’nun seslendirdiği “Yalnız” şahane bir şarkı. Yiğit Özşener’in seslendirdiği “Nightlife” ise şahane ötesi. Çok klasik bir kalıp ve sözler çerçevesinde oyunculuğunu konuşturan Özşener çok keyifli bir çalışma çıkarmış ortaya. Tabii albüme büyük katkısı olan Can Gox’un hakkını yememek gerek. Filmden bazı güzel repliklerin albüme konması ayrıca eğlenceli olmuş. Ferdi Özbeğen’in Dilek Taşı, Count Dee’s Soul Singers’tan “Sittin’ On The Dock Of Tha Bay (Ki Ottis Redding şahane söyler aslında), Titanic’ten Rock’n Roll Loser ve tabii bir de Melancholy Man var Can Gox’tan ki nefis bir yorum olmuş (Şahane bir cümle oldu bence. Duyguyu vermesini sevdim. O yüzden toparlamaya çalışmayacağım). Filmi sevenler kulübü mutlaka müzik arşivine bu albümü katmalı. Sonra vay efendim ben duymadım, o tarihte yurtdışındaydım filan olmasın :)

        Diğer Yazılar