'Pornocu' demek bu kadar mı kolay?
DÜN neredeyse istisnasız tüm magazin eklerinde o berbat haber vardı.
Hayatımıza Kenan İmirzalıoğlu, Tolgahan Sayışman, Kıvanç Tatlıtuğ, Çağatay Karahan gibi isimleri sokan Best Model of Turkey yarışmasının yenisi yapılmış.
Kadınlarda Tuğba Melis Türk bu yıl yarışmayı kazanan isim olmayı başarmış.
Ancak sonuçlar açıklandıktan sonra bir kadın seyirci sahneye yaklaşıp karara itiraz etmiş.
Gerekçesi de 21 yaşındaki Melis Türk'ün porno filmlerde rol almış olduğu iddiasıymış.
Bu iddia dün tüm magazinbasınında ve tabii internet sitelerinde büyük büyük yer aldı.
İlk anda haberi okuyan herkes gibi Melis Türk'ün porno film geçmişi olduğunu zannettim.
Oysa kızın oynadığı film, bir sinema filmiydi.
Yönetmen Biray Dalkıran tarafından çekilmiş ve sinemalarda gösterime girmiş olan Cehennem 3D isimli filmde oynamış.
Evet filmde gayet de cesur sevişme sahneleri varmış. (Sevişmenin cesuru da nasıl oluyorsa artık:)
Peki bu bir kadına pornocu deme hakkını verir mi bize?
Artık Melis Türk'ün adını her aradığınızda önce pornocu kelimesini göreceksiniz. Tabii bir de buna eşlik eden "Porno filmin görüntüleri için tıklayınız" galerileri olacak.
Diyelim ki geçmişinde böyle bir halt yedi. Yani gerçekten porno filmde oynamış olsa kaç yazar. Kendini ilgilendirir.
Yüksek ahlaklı, örnek insan yarışması kazanmamış kızcağız.
Modellik kariyeri yapmak istiyor belli ki. Belki de filmlerde, dizilerde oynamak, kafasına göre takılmak istiyor.
Bir kadının, üstelik hangi amaçla yaptığını bilemediğimiz böyle berbat protestosunu bu dille vermek, Tuğba için porno filmde oynamış algısı yaratmak belki çarpıcı ama hiç etik
değil.
***
Ata'dan hepimize bir nefes molası
HİÇ ummadığım bir anda posta kutumdan çıktı Ata Demirer'in yeni DVD'si.
Geçen sezon canlı izlemiştim. Sanki şimdi üzerinden milyonlarca ışık yılı geçmiş gibi.
"Tek Kişilik Dev Kadro 2" adını taşıyan DVD'yi hemen izlemeye başladım.
Ve 98 dakikalığına da olsa bir anda her şey geride kaldı.
Son bir aydır üst üste gelen kara haberler, acı, üzüntü, gözyaşları, sıkıntı hepsi kısa bir süreliğine geride kaldı.
Daha önce izlediğim ve vuruş noktasını bildiğim esprilere sanki ilk kez duyuyormuşçasına kahkahalarla güldüm.
Bir ara öyle yüksek sesle gülüyordum ki kendi sesime uyandım resmen.
Psikolojim altüst. Çoğumuzun öyle. Bizlerden, hayatlarımızdan yüzlerce kilometre ötede bir depremi kendi depremimiz, her acıyı kendi acımız gibi yaşıyoruz.
İyi haberlere, gülmeye ihtiyacımız var.
Ata'nın yeni DVD'sini nefes almak isteyenlere tavsiye ederim.
Keşke Ata Demirer ve BKM toplasa ekipmanı Van'da, Erciş'te birer gösteri yapsa.
Gülmeye en çok ihtiyacı olanları 98 dakikalığına oralardan uzaklaştırıp kahkaha evreninde gezdirse.
Hatta Cem Yılmaz da katılsa onlara...
Ne şahane olurdu değil mi?
Kısmet tabii...
***
O kayıtların üzerine mi yatılacak?
HRANT Dink davasında sonucun ne olacağını gerçekten çok merak ediyorum.
Bu dava ülkemizde vatandaşların kanun karşısında eşitliği konusunda bir turnusol kâğıdı görevi üstlendi istemeksizin.
Önceki günkü duruşmada müdahil avukatlarının bir türlü karşılık görmeyen isteği yine öne çıkmış.
Çok basit gibi görünen bir isteğin cevapsız kalması gerçekten çok tuhaf.
Bu istek basit: Olay anında bölgede yapılan telefon görüşmelerinin kayıtları.
Bugüne kadar istenmeyen ve TİB'de (Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı) bulunan kayıtların silinmeden bir an önce mahkemeye ulaşmasını istiyor avukatlar.
Gayet makul ve kolay karşılanabilecek bir istek gibi görünüyor. Ancak 5 yıl süreyle saklanan kayıtlar 63 gün sonra silinecek.
Avukatların bu kayıtları muhafaza isteği yine karşılıksız kalmış. Dava da 5 Aralık tarihine ertelenmiş.
Tam 5 yıl olmuş ve bırakın mahkemenin sonuçlanmasını, olay anında kaydedilen telefon kayıtları bile zamanaşımına sokulmak üzere.
Bu inadı anlamak çok güç.
Aslında bu memlekette uzun süre yaşamış biri olarak anlamak değil de artık hazmetmek güç galiba.
***
Bir teşekkür
İKİ buçuk ay olmuş ana gazetede yazmaya başlayalı.
Bana ya üçüncü ya dördüncü yazımı yazıyorum gibi geliyor.
Henüz kısa bir süre oldu ama bu sayfanın gizli bir kahramanına teşekkür etmek için erken değil diye düşünüyorum.
O kişi, her gün bu koordinatlarda gördüğünüz illüstrasyonların sahibi Can Baytak.
İşimiz zamana karşı yarış.
Bazen o kadar kısa zamanda o kadar güzel işlere imza atıyor ki ertesi gün gazetede bakmaya doyamıyorum. Her ne kadar imzasını atsa da onlar gizli kahramanlar. Sizin önünüzde kendisine teşekkür etmek istedim.
Teşekkürler Can!