Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        MÜTHİŞ bir haber. Meltem Cumbul'un, Altın Küre ödüllerinin verildiği gece "uluslararası film yıldızı" anonsuyla milyonlarca izleyicinin karşısına çıkıp Atatürk'ün muhteşem "Yurtta barış, dünyada barış" cümlesini yayını izleyen milyonlarca insanla paylaşması büyük haber.

        Üstelik büyük de başarı. Tüm dünyadan binlerce insanın orada olmak için neleri verebileceğini hayal bile edemiyorum.

        Bu ülkede henüz bunu becerebilen kimse olmadı. Eminim ki Meltem Cumbul çok ama çok çabalamıştır bu çok özel an için.

        Ama ne yazık ki bu haberi takip eden çok fazla "keşke" ile başlayan cümle uçuşuyor kafamda.

        - Keşke Meltem Cumbul gerçekten de sunulduğu gibi uluslararası bir oyuncu olduğu için davet edilmiş olsaydı o geceye.

        - Keşke Amerikalılar internette "Kim bu kadın?" diye yazıp sevincimizi kırıp duracaklarına bir Türk sanatçısını elleri patlayıncaya kadar alkışlıyor olsalardı.

        - Keşke kişisel ilişkileriyle bu kadar özel bir ana imza atmayı başaran Cumbul'un bağlantıları uluslararası bir prodüksiyonun parçası olabilmesine de yetebilseydi.

        - Keşke bu şahane anın ardından bu acıklı "keşke" cümleleri kurmak yerine tek endişemiz saçını, kıyafetini eleştirmek veya neden bir Türk tasarımcıdan giyinmedi demek olabilseydi.

        - Keşke bu, Cumbul'un kişisel ilişkilerinin değil de Türk sinemasının bir başarısı olsaydı.

        Umarım seneye hiç değilse Altın Küre'ye aday olan bir Türk filminin oyuncusu olarak katılır Meltem Cumbul...

        ***

        Pornografiğim, pornografiksin, pornografikler

        RTÜK aldı sazı eline, dere tepe dümdüz gidiyor.

        Eskiden sakıncalı gördüğü şeylere erotik derdi.

        Şimdi kafadan basıyor en sert damgayı: Pornografikkk!

        Önceki gün MUCK ile ilgili verdikleri karar yeteri kadar saçmayken şimdi de bazı video klipler için pornografik demiş.

        Teoman, Murat Boz, Berksan, Bengü ve Ziynet Sali'nin bazı kliplerinde "erotizmi aşıp pornografiye varan sahneler" belirlemiş.

        Sürekli müzik televizyonu izleyen bir fani olarak hemen internette söz konusu edilen videoları izledim.

        Ardından da tek tek gözlemlerimi yazacaktım. Ama üçüncü klipte fark ettim ki daha önce yüzlerce kez izlediğim ve hiç o gözle bakmadığım video kliplere RTÜK gözüyle bakmaya çalışıyordum. Ve bu savunma kafasına girdiğim anda da kurumun tezini kabullenmiş olacaktım.

        Bu video kliplere pornografik demek, hem ayıp hem de haksızlık.

        Ayıp; çünkü bu aynı zamanda Murat Boz'a, Teoman'a ve diğer şarkıcılara da pornocu veya pornodan nemalanmaya çalışan insanlar demek oluyor.

        Bunları yayınlayan kanalların sahipleri ve yöneticileri de pornocu kelimesinden payını hemen alıveriyor bu bakış açısıyla.

        Erotizmin başlangıç sınırı insandan insana değişebilir. Ama pornografik materyal deyince en azından alt sınırının nerede başladığını iyi kötü biliyoruz.

        Bu nedenle bu tanımı kabul etmiyorum.

        Erotik bulabilirsiniz, açık saçık diyebilirsiniz.

        Ama bu kliplere pornografik dersek, pornonun tanımını böyle yaparsak RTÜK canının istediği her şeye porno diyebilir.

        ***

        Adını piste verince suç ortadan kalkmıyor!

        MALUM, kayak denilince çok büyük bir bölümümüzün gözünde lüks oteller, maddi olarak ulaşması imkânsız bir aktivite geliyor.

        Hal böyle olunca da ne bu dalda uluslararası başarı kazanabiliyoruz ne de sporcu yetiştirebiliyoruz.

        Gerçi ulaşabildiğimiz sporlarda da çok başarılı olduğumuz söylenemez, başarılı olanları da birkaç yıl sonra doping belasına kurban veriyoruz ama şimdi konumuz bu değil.

        Konumuz gencecik bir sporcunun, Aslı Nemutlu'nun antrenman yaparken düşmesi ve sonrasında başını pist kenarındaki tahtalara çarpıp hayatını kaybetmesi.

        Ve tabii her zamanki gibi meseleyle ilgili mesuliyet taşıması gerekenlerin olay sonrası yaptığı açıklamalar.

        Türkiye Kayak Federasyonu Başkanı Özer Ayık, basına yaptığı açıklamada, "Yarışlar dışında bir sorumluluğumuz yok. Federasyonun antrenman sırasında sağlık tedbiri almak gibi bir sorumluluğu yok. Bizim sadece yarışlar esnasında sağlık tedbiri konusunda sorumluluğumuz vardır" demiş.

        Peki kim mesul bu gencecik insanların can güvenliğinden?

        Kar toplasın diye pistlere yerleştirilen tahtaların önüne gerilen ağ benzeri malzeme neden tüm pistlerde zorunlu kılınmaz?

        Dünyanın tüm pistlerinde can güvenliği ilk önceliktir. Mesela sabahları pistlerde dinamit patlatılır, eğer çığ düşmezse o pist asla kayağa açılmaz.

        Aynı şekilde pistte kaya varsa, tahta kar toplayıcı varsa etrafında muhakkak önlem alınır.

        Bu ülkede yüzlerce kayakçı ve yüzlerce pist yok. Olan birkaç piste de gereken can güvenliğini yarış dışında da sağlamak hiç zor olmasa gerek.

        Ya da gencecik bir çocuk can verdikten sonra sorumluluğu üzerinden atmak için böylesine acımasız bir açıklama yapmak yerine susmak...

        Çok mu zor?

        Ha ama büyük bir tesellimiz var. Erzurum'da öldüğü piste adı verilmiş Aslı'nın.

        Yani yıllarca, antrenman yaparken gerekli güvenlik önlemi sağlanmadığı için başını tahtaya vurup ölen sporcumuzun hayatına kasteden vurdumduymazlığımızı unutmayacağız...

        Diğer Yazılar