Survivor'a üç boyutlu final
GEÇEN yıl Dominik Cumhuriyeti'ndeki Survivor adasına yaptığım ziyarette dakika bir gol bir kavganın içine düşmüştüm.
Havalarda uçan yumruklar, tehditler, erkekleri fişekleyen kadınlar, kırılan gururlar arasında karşılamıştı ada bizi.
Survivor'ın efsane olmasını da geçen yıl dövüşerek tansiyonu en üst noktaya çıkaran yarışmacılar sağlamıştı.
Zaman zaman muhabbetlerine katlanmak çok zor da olsa nefretten doğan bir aşk ilişkisi vardı programla aramızda.
Bu yıl çok sakin başladı yarışma.
Kendi adıma ünlü grubunu geçen yılki kadar kuvvetli bulmamıştım.
Ancak geçen bölümlerde gördüm ki bu yıl egolardan çok ada şartlarının zorluğu öne çıkacak.
Gerçekten birbirine tutunup adada hayatta kalmaya çalışan insanların öykülerini izliyoruz.
Açlık, beraberinde kavgaları getiriyor yavaş yavaş ama çok daha insani ve empati kurulması kolay, taraf tutmanın zor olmadığı kavgalar bunlar.
Açıkçası geçen yılın kavgalarını izlemekten daha zevkli benim için bu yılın kadrosunu izlemek.
Ve galiba ünlülerdense ünsüz insanların ada macerasına konsantre olmak daha keyifli.
Adadan gelen görüntüler de geçen yıla göre daha renkli, mevsim sanki biraz daha yumuşak geçen seneye göre.
Keşke Acun Ilıcalı bu programı yüksek çözünürlükte yani HD çekse ve Show TV'nin yüksek çözünürlüklü kanalında tropik ada renklerine boğulsak.
Bu dileğim en azından bu sezon için gerçekleşecek gibi görünmüyor ama kulislerden duyduğum kadarıyla yarışmanın finalinde bir ilk gerçekleşebilir ve yayın üç boyutlu yapılabilirmiş.
Bu herhalde üç boyutlu televizyonları olmayanların en azından yüksek çözünürlüklü bir final izlemesine de vesile olur.
Okullara abdesthaneler kurulacak mı?
ÇOK tartıştık, uygulama başlayınca yani gelecek yıl daha çok tartışacağız gibi görünüyor 4+4+4 kesintili eğitim sistemini.
Kendi adıma bir şeyi çok merak ediyorum.
Biliyorsunuz bu yasa gereği okullarda seçmeli ders olarak Kuran-ı Kerim okutulacak.
Ve eminim hepiniz biliyorsunuz ki kutsal kitabımızı abdest almadan elinize almak caiz değil. Bu durumda okullara abdesthane kurulması da gerekmeyecek mi?
Acaba Milli Eğitim Bakanlığı bu yönde çalışma yapıyor mu?
Buna bütçe ayrıldı mı?
Merak etmeden duramıyorum.
İNSAFLI İNSANLARMIŞ
DÜN internet sucuk haberiyle çalkalandı. Sucuksever bir millet olduğumuzdan hepimiz hafiften kulak kabarttık. Bal reklamlarındaki balların çoğunun arısız imal edildiğinin ortaya çıkması üzerine artık daha da heyecanlıyız yediğimiz içtiğimiz şeylerin içeriği konusunda.
Efendim sucuk olarak yediğimiz şeylerin çoğunda dana eti yerine tavuk eti varmış. Dün millet sövdü saydı bunu yapanlara.
Ben tam tersi dua ettim danayı bize tavuk diye satanlara. Allah ne muratları varsa versin. İnsaflı insanlarmış. Koyabilecekleri onca acayip şey arasından tavuk etini seçmişler.
Bence siz de bizi kandıran bu insanlara sövmek yerine oturun da hayal gücünüzü zorlayın.
Sucuğa et dışında konulabilecek acayip şeyleri arka arkaya sıralasak sayfalar dolar. Tavuk yine içlerinde en masumu, en sevimlisi!
EMEK OLDUĞU GİBİ YAŞAMALI!
BU kentin tarihine zaten sahip çıkamadık. Bizans'tan kalan surların sefil hali ortada. Saray kalıntılarının üzerine 5 katlı otel çıkıldı da gazeteler yazınca haberi oldu belediyenin! Yine aynı şekilde tarihi yarımadanın siluetini mahvetmiş müteahhitlerin çağında yaşıyoruz.
Bu nedenle İstiklal Caddesi'ndeki Serkıldoryan binasını restore etmekten çok başka çirkin şeylere dönüştüreceği konusunda hemfikir olduğumuz Kamer İnşaat, gazeteci arkadaşlarımızı Emek Sineması'nın yıkılıp alışveriş merkezine dönüştürülecek yapıda bir köşeye iliştirilmesinin daha doğru olacağı yönünde ikna etmek üzere basın toplantıları düzenliyormuş.
Bu şehrin popüler kültüründe yakın tarihten elimizde kalmış iki üç kurumdan birini bir alışveriş merkezinin ücra köşesine hapsetme fikrine hiçbir gazeteci arkadaşımızın ikna olacağını düşünmüyorum.
Bir sinemaya ayrılan yeri çok görüp onu rant kurbanı yaparsak yazıklar olsun kültüre bakışımıza...
YA VOLKAN YARALANSAYDI?
TRABZONSPOR- Fenerbahçe maçının ardından yine elimde güzel anılar kalmadı. Bu kez de elinde bir çakıyla sahada kalakalan Volkan'ın görüntüleri var. Umarım bu hunharca hareketin sahibi bulunur. Gerçi onca teknolojik önleme, kameralı polislere karşın Fatih Terim'in başını yaralayan şahıs bulunup basına teşhir edilmedi.
Hani belki sorumlular bulunup çıkarılır ve maçlarımızda bu tür hareketlere kalkışanların aklında bir "Acaba yapmasam mı?" sorusu peydahlanır filan. Benimkisi kadınsı bir işgüzarlık işte.