Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        BİR musibet bin nasihatten evladır.

        Ama keşke o musibet bu kadar acıtıcı, bu kadar kör parmağım gözüne olmasaydı.

        Dün haberlerin özetlerinde söz konusu haberin tanıtımını görünce, sokakta doğum yapıp bebeğini sokağa atarak giden anne haberini başka bir ülkede olmuş ibretlik olay sanmıştım.

        Oysa kameralara saniye saniye yansıyan ve o bebeği yere düşerken gösteren görüntüler ülkemizde, burnumuzun dibinde İstanbul Bağcılar'da meydana gelmiş.

        Bugün haberle ilgili çok daha korkunç, sakin sakin inceleyip bin tane sonuç çıkarmamız gereken detaylar ortaya çıktı.

        Bebeği doğuran anne 16 yaşında bir çocuk anneymiş.

        NE ŞEFKAT, NE ACIMA...

        17 yaşındaki sevgilisinden hamile kalmış.

        Ailesinin de haberi varmış, e kolay mı hamileliği o yaşta saklamak.

        Doğum başlayınca da bir polikliniğe gitmek üzere yola çıkmışlar.

        Meğerse doğum başlamış ve hepimizin hayatlarına girdiği, yani o MOBESE kameraları önünden geçtiği an da bebek doğuvermiş.

        Bu kadar.

        Sonrası dram üzerine dram.

        Öyle acayip ki her şey, kadın doğum yapıyor, bebek yere düşüyor, tüm aile sanki o ana önceden hazırlanmış gibi birkaç saniye bebeğe bakıp kaçıveriyor.

        Ne bebeğe dokunmak, ne şefkat hissetmek, ne acımak.

        Hiçbir şey!

        Belli ki hepsinin tek bir amacı var, o bebekten kurtulmak.

        Çünkü o bebek onlar için bir "El âlem ne der" bebeği.

        Bir "Kurtulursak namusuma hiçbir zarar gelmez, pirüpak olur" bebeği.

        İki haftadır kürtajı tartışıyoruz.

        Devlet, işi "Tecavüzcünün çocuğunu doğurun, biz bakarız" noktasına kadar getirdi.

        Bu haber aslında Bağcılar'da küçük bir ailenin bu tartışmalara cevabı niteliğinde.

        Yasaklamanın, devlet garantisi vermenin hiçbir istenmeyen gebeliğe çare olmayacağının ve o gebelikten kurtulmanın yolunun bir şekilde hep bulunacağının fotoğrafı niteliğinde.

        Üstelik lafa girince bebek sevgisinden, çocuk aşkından bahsetmeye bayılan sıradan insanların sokakta yerde can çekişen bir bebeğe nasıl yaklaştığını da görmüş olduk bu vesileyle.

        Üstelik muhafazakâr, modern de fark etmiyor.

        Görüntülerde başı kapalı-açık birçok kadının bebeği incelediğini ama sonra arkasına bakmadan koşup gittiğini görüyoruz.

        KİTLESEL İKİYÜZLÜLÜK

        Neden sonra polis geliyor ama ne acayip ki ne çocuğu kucağına alan ne de üzerine ceketini, mantosunu örten var.

        Doğumdan geçen onca sürenin ardından polis geldiğinde bebecik hâlâ betonda öylesine yatıyor.

        Olaydan sonra kameralar gelip röportajlara başlayınca da hemen timsah gözyaşları az önce yaşanan kitlesel ikiyüzlülüğü örtmeye çalışıyor.

        Herkes o anaya lanet ediyor ama nedense hiçbirinin aklına polis gelene kadar bebeğe sahip çıkmak gelmiyor.

        Peki ne olacak? Kürtaj yasaklanınca bir anda her şey düzelecek mi?

        Bu baskıcı bakış açısıyla toplum bir anda rehabilite olup istenmeyen gebelikler önlenecek mi?

        Tabii ki hayır.

        Aksine bu tarz olaylar daha da artacak.

        İşte önceki gün İrlanda Aile Planlaması Vakfı Başkanı Niall Behan, 1983'te ülkelerinde kürtajın yasaklanmasının ardından çok acılar çektiklerini, hapis cezasına rağmen kürtajların bitmediğini, büyük dramlar yaşandığını anlattı.

        İmkânı olan kadınların kürtaj için İngiltere'ye gittiğini, bazı kadınların da zorla anne yapıldığını anlattı.

        YASAKLAMAK ÇÖZMEZ

        Şimdi düşünün, sokakta doğurduğu bebeği betonun üzerine atıp kaçacak kadar bilinçsiz 16 yaşındaki bir çocuk anne ile o bebeğe sahip çıkmayıp çocuk gibi davranmayı tercih eden ailesi bu bebeğe nasıl bir büyüme ortamı yaratabileceklerdi?

        Belki sokakta doğmasa evde öldüreceklerdi miniği.

        Bu olay bize, yasaklamanın hiçbir şeyi çözmeyeceğini, tıpkı İrlanda gibi çok daha büyük trajediler yaşayabileceğimizi bas bas bağırıyor.

        Oysa kürtajı yasaklamak yerine aile planlamasının, cinsel eğitimin gençlere ulaştırılmasını kapsayan bir harekât düzenlenmeli.

        Kürtajı hayatımızdan resmi olarak çıkarmak, tıpkı o ailenin doğacak bebekten kurtulduklarında namuslarının temizleneceğini düşünmeleri kadar acımasızca ve safça bir yaklaşım olacak.

        YÜREKLİ BİRİ VAR MI?

        Şimdi gözümün önünde betona doğan miniğin hastanede çekilmiş görüntüleri var.

        Yavrum, karnı doymuş, rengi yerine gelmiş.

        Bir de güzel gülüyor ki...

        Yazık, annesi ve babasının birazdan gelip onu kucaklarına alacağını ve hep birlikte harika bir hayatları olacağını sanıyor.

        Onun başına bundan sonra gelecekleri, şu dünyaya "düştüğü" andan itibaren nasıl tek başına kaldığını anlatabilecek kadar yürekli biri var mı aramızda?

        Diğer Yazılar