Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        BASINA tanıtılıp görüntüler haber bültenlerine düştüğünde çok merak etmiştim.

        İki gündür de Çanakkale 1915 filminin setini görmek için bölgede olunca dönüş programıma Çanakkale Destanı Tanıtım Merkezi'ni ekledim.

        İyi de etmişim.

        Orman ve Su İşleri Bakanlığı tarafından yaptırılan merkez gerçekten önemli bir açığı kapatmış.

        Günümüz film ve tema parkı teknolojilerinden faydalanıp savaşın gerçekte nasıl başladığının ve sonrasında neler olduğunun anlatıldığı merkez turlar şeklinde geziliyor.

        Ama gezebilmek için önce binayı bulmanız gerekiyor ki geleneksel olarak bölgede bu binayı gösteren ilk ve tek tabela binanın 5 metre ilerisinde yer alıyor.

        TÜYLER DİKEN DİKEN

        Ne ilginç ki merkezin bir internet sitesi de yok.

        Adres olarak da basında çıkmış haberlerde belirtilen "Kabatepe Mevkii" adresinden faydalanmaya çalışıyorsunuz.

        Yaklaşık bir saat süren birkaç kaybolmanın ardından merkeze ulaştım.

        Bina her ne kadar bölgenin mimari geçmişiyle uyumsuz olsa da gemi formunda olması ve modern mimari çizgileriyle gayet hoş görünüyor.

        10 liralık bileti aldıktan sonra biraz beklemek gerekiyor; çünkü turla ve belli saatlerde giriş yapılabiliyor.

        Merkez 11 salon ve simülasyondan oluşuyor. İlk salonda Osmanlı'nın savaşa girişi anlatılıyor.

        İkinci salon olan Nusret Salonu sizi bir anda bir geminin güvertesine alıyor. Tıpkı bir gemideymişçesine yer hafif hafif sallanıyor.

        Deniz muharebelerinin anlatıldığı ve üç boyutlu gözlükle izlenen salonda bombalar patladıkça çeşitli ışık ve ses efektleri insanı o ana ışınlıyor.

        Bir başka etkileyici salon da tek başına dev mermiyi topa kadar taşıyan Seyit Onbaşı'nın hikâyesinin anlatıldığı salon.

        Hakikaten insan tüyleri diken diken izliyor görüntüleri.

        Ama beni en çok heyecanlandıran, Dönüm Noktası salonunda ekranda bembeyaz atıyla Mustafa Kemal Atatürk'ün göründüğü an oluyor.

        Gerçi Mustafa Kemal'in yüzünü hiç göstermiyorlar. Ama filmin sonuna koydukları küçük fotoğrafı bile benim ve diğer izleyicilerin gözlerinin dolmasına yetti.

        Tamer Karadağlı'nın sesinden "Size ölmeyi emrediyorum" lafı ise salonda tansiyonu yükseltti.

        Bu esnada özellikle orta yaşlı teyzelerin alkışa geçmesi, günümün güzel bir anı olarak hafızama kazındı.

        SAVAŞIN RUHUNA TERS

        Gök Kubbe salonunda ise beş projektörle tavanda oluşturulan muhteşem görüntüler de unutulacak gibi değil.

        Son salonda Türkiye Cumhuriyeti'nin bugün geldiği nokta anlatılıyor.

        Atatürk'ün devrimlerinden başlayıp günümüze kadar getiriliyor.

        Ancak bir önceki salondaki barışçıl söylemin aksine bu salondaki filmde uzun uzun ordumuzun füze ateşlemelerini, askeri manevralarını görüyoruz.

        Sondaki "Artık Türkiye, dünya ülkeleriyle eşit temsil edilmektedir" cümlesinin altında beliren Abdullah Gül'ün İngiltere Kraliçesi Elizabeth ile çekilmiş fotoğrafı son bir saattir izlediğimiz ve ülkemizin İngilizlerin de içinde bulunduğu bir grup tarafından nasıl işgal edilmek istendiği ve bunun üzerine binlerce can verdiğimiz Çanakkale Savaşı'nın ruhuna ters düşüyor.

        Biz bugün değil, Çanakkale'yi geçilmez yaptığımız gün kimlerle eşit hatta üstün olduğumuzu göstermedik mi dünyaya?

        Neyse bu kadar kusur kadı kızında da olur.

        Çanakkale Destanı Tanıtım Merkezi beklediğimin çok üzerinde başarılı bir interaktif merkez olmuş.

        Yolu oralara düşenlere muhakkak tavsiye ederim.

        Keşke güldüğünüz zamanlar çoğalsa

        ÖNCEKİ akşam haberlerde daha önce hiç tanık olmadığım bir şeye tanık oldum.

        Ve daha önce böyle bir şey görmek bir yana hep tersini gören bünyem nasıl bir reaksiyon vereceğini bilemediğinden geçici şuur kaybı yaşadım ekranın karşısında. Kendime geldiğimde ağzımın kenarından salyam akıyordu:)

        Meclis haberleri yine alıştığımız kavga sahneleriyle başladı. Ardından da CHP Milletvekili Süleyman Çelebi'nin sessiz protestosu haberine geçildi.

        RÜYA DEĞİLDİ

        Çelebi bu kavganın arkasından kürsüden, "Şimdi size AKP döneminde ileri demokrasi uygulamalarını anlatacağım" deyip beş dakika süren bir susma eylemi gerçekleştirdi. Ama beni kilitleyen olay bu protesto eyleminin sonlarında gerçekleşti.

        Çelebi protestosunu yaparken Meclis Başkanvekili Sadık Yakut muzip bir ifadeyle, "Sayın Çelebi lütfen konuşmanızı toparlayın" deyince Meclis'ten duymaya alışık olmadığımız o ses, toplu kahkaha sesi yükseldi.

        Birbiriyle dövüşürken attıkları naralara alışık olduğumuz sayın milletvekilleri ilk kez birlikte kahkahalarla güldüler.

        Önce ben de onlarla bu şahane espriye güldüm ama sonra devreler yandı galiba.

        Kendime geldiğimde sabah olmuştu.

        Hemen internete girip kontrol ettim.

        Rüya değildi, vekiller gerçekten birlikte gülebilmeyi başarmıştı...

        Temennim odur ki hiç değilse yılda bir iki kez bağırtı yerine kahkaha sesi duyalım Meclis'ten. Belki böylesi daha iyi olur...

        Diğer Yazılar