Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        BİRÇOK adı vardır.

        Adını nerede söylediğinize göre değişir.

        Çocukken başka isimleri vardır ki insanı kendinden soğutur.

        Kuku diye başlar ve örnekler komikten daha komiğe kadar çeşitlilik gösterir.

        Büyüdükçe ismi değişir.

        Futbol sahalarında yapılan tezahüratlarda mesela farklı bir adı vardır. Ki en yaygın kullanılan isim de budur.

        HEP ONUN YÜZÜNDEN

        Yatak odalarında da bu isimle çağrılır çoğu zaman, ki futbol sahasında rakibi delirten bu isim, yatak odasında daha faydalı bir anlam sahibi oluverir.

        Ama bir kadın doktorunun kapısından içeri girdiğinizde dünyanın kulağı en tırmalayan isimlerinden birine sahip olur: Vajina.

        Argoda kullanılan ismini söylemek özellikle erkekler için ne kadar kolaysa, bilimsel ismini söylemek o kadar zor gelir.

        Kadın doktoru deneyimi zaten yeterince zor değilmiş gibi bir de bu isim çıkar başınıza. İlk gençlik çağlarında alışmak zordur.

        Kendinizi bir porno yıldızı gibi hissettiren çağrışımlar yapar. Ki zaten bu topraklarda yaşayan kadınların çektikleri hep de onun yüzündendir. Eşekleri uzun süre dönmeyecekleri sulara gönderip size dayak atanın da, sizi çocukluğunuzdan itibaren ayıp folyolarına saranların da hep aklında sözde onu korumak yatar.

        Ona sahipsen okumak hakkın olmayabilir. Bu dünyaya tek gelme amacın ev silip, yemek yapıp çocuk büyütmek mecburiyetine dönüşebilir.

        Ona sahipsen işyerinde karşı cins rakiplerinin senden daha çok kazanması, daha çabuk yükselmeleri normaldir.

        Çünkü senin vajinan vardır ve sana yapılan tüm bu eziyet onu korumak içindir bir yerde.

        Sonra mesela ona sahip bir köşe yazarıysan bir sabah uyanıp gazeteleri açarsın ve bakarsın ki bizimki manşetlerde!

        BAYRAM DEĞİL SEYRAN DEĞİL

        Hem de aylar önce yine onun merkezde olduğu kürtaj tartışmalarının artık kapandığını, unutulduğunu düşündüğün günlerde!

        Bülent Arınç ve Aylin Nazlıaka arasındaki vajina diyalogları birkaç gün gündemimizde kalacağa benziyor.

        Bülent Arınç'ın durup dururken bu tartışmayı alevlendirmesini hakikaten anlamakta güçlük çekiyorum.

        Üstelik bunu hiç de onaylamayacağım bir üslupla, meseleyi cinsel göndermelere çekerek yapması bana çok doğru gelmedi.

        Aylin Nazlıaka aylar önce kürtaj tartışmaları sırasında en sert çıkışı yapmış ve "Başbakan vajina bekçiliği yapmayı bıraksın" demişti.

        Bayram değil seyran değil Bülent Arınç bu tartışmayı neden alevlendirdi bilmiyorum ama Arınç'ın, "Evli bir bayan milletvekili, bir çocuğu olan milletvekili kendisiyle ilgili organını nasıl böyle açıkça konuşabilir, nasıl bundan yüzü kızarmaz, benim o zaman yüzüm kızardı, o zaman mahcup oldum" sözleri tartışmaya değer.

        Sayın Arınç ve birçok milletvekili sadece muhafazakâr değil, kendine ait organlardan, cinselliklerinden utanmayan insanların de temsilcisi olduklarını hatırlamıyorlar bir türlü.

        Bizi haftalarca peşlerinden sürükledikleri kürtaj tartışmasının merkezindeki kürtaj eylemine konu olayların nerede geçtiği konusunda eminim ki fikri vardır.

        Haftalarca kadınların mahremi olan ve kendi vücut bütünlüklerine müdahale olan bir şeyi tartıştık ve sonunda da ne ilginçtir ki yasal olarak başladığımız yerden uzaklaşmadık bile.

        MAKAMA YAKIŞMIYOR

        Arınç'ın konuşmasındaki "evli, çocuklu, kadın -ki kendileri kadın demekten pek hoşlanmıyorlar, çünkü kadın deyince cinsel çağrışım yaptıklarını düşünüyor olmalılar-" vurgusu resmen seksist bir yaklaşım.

        Bir kadının, medeni hali ne olursa olsun kendi cinsel organından bilimsel adıyla bahsetmesini kendi dünya görüşünüz çerçevesinde utanç verici bulabilirsiniz, ama bunu bir iffetsizlik göstergesi gibi göstermeye çalışmak Sayın Arınç'ın temsil ettiği makama yakışmıyor. Bence asıl ayıp Meclis'te bir kadın milletvekili konuşma yaparken, "Bana bakmadan konuşun. Mahcup bir insanım, ikide birde zarif bir hanımın bana bakmasından sıkılabilirim. Bana bakabilir ama Genel Kurul'a hitap etmesi uygun olur" cümlesidir.

        Erkek vekillerimizi rahatsız etmemek adına ne gibi önlemler almalıdır kadın vekiller?

        Zaten kadınsılıklarını kapatan ve çoğu kez hayli komik olan kıyafetlerle gidiyorlar Meclis'e, vekil beyler rahatsız olmasın diye kürsüye çıkıp konuşmasınlar mı? Grupların en arka sıralarında mı otursunlar?

        Yoksa hiç Meclis'e gitmeyip evden mi yürütsünler çalışmalarını?

        BARİ ENGEL OLUN

        Aylin Hanım eğer dün durup dururken çıkıp vajina deseydi hepimiz onu tepki yağmuruna tutardık.

        Ama kadının mahremine giren bir alanda politika yapılırsa, olayların geliştiği bölgelerin bilimsel isimlerini duymamız hiç de tesadüf değil diye düşünüyorum.

        Kusura bakmayın ama kadının cinsel organının adının söylenmesinden bile bu kadar rahatsız olup aylar sonra konuyu canlandıran erkek politikacıların olduğu bir ülkede valiye sığınan bir genç öğretmenin "ölüm hak" deyip ölüme yollanması da, minicik çocukların tecavüz davalarında rıza bulunması da tesadüf değil.

        Hadi istemiyorsanız vajinaya vajina demeyin.

        Kadına kadın demeyin, bayan, hanım, hanım kardeşlerimiz deyin.

        Ama hiç değilse göz göze geldiğinizde mahcup olduğunuz kadınların öldürülmesine, dövülmesine engel olun.

        Ki o zaman muhafazakâr alışkanlıklarınız bizi bu kadar korkutmasın.

        Diğer Yazılar