Melek önlük giyse ne olur, serbest giyinse...
HAFTANIN fotoğrafı oldu küçük Melek'in Şanlıurfa Siverek'ten gelen fotoğrafı.
Kendisi gibi minikleri okula götüren araç bozulunca karların içinde minicik bedenleriyle kocaman aracı itmeye çalışırken gösteren fotoğraflar bizleri bir kez daha ülkenin yoksulluk sınırlarıyla yüzleştirdi.
Bizler ülkemizin ekonomik durumunun şahaneliği, gayri safi milli hasılanın artışı, ekonomik büyüme hızımızın krizdeki Avrupa'ya nasıl fark attığı konularını ninni gibi dinler, tam kendimizi uykunun şefkatli kollarına atacakken iyi oluyor arada böyle fotoğraflar.
TERLİĞİ NE YAPACAĞIZ?
Tipik Güneydoğu fakirliği deyip geçiştirilebilecek bir fotoğraf değil bu. Yoksulluğun sınır, din, ırk
dinlemeyen acıklı küresel fotoğrafı bu.
Ayağında -üstelik de küçük gelen- bir terlikle ve üzerinde mont olmadan okula giden bir çocuğun fotoğrafı kılığında gösterdi bize yüzünü.
Fotoğrafta kar üzerinde terlikten sonra dikkatimi önlüğü çekti Melek'in.
Ve aklıma geçen haftalarda yaptığımız okullarda serbest kıyafet tartışmaları geldi.
"Okullarda serbest kıyafete geçilmesi yoksulluğu ortaya döker" diyenler geldi.
İşte Melek, canımızı acıtarak gülümsüyor Urfa Siverek'te çekilmiş fotoğrafından.
Tüm bu tartışmalarımızı çürütürcesine.
Üzerinde önlüğü var.
Peki o ayağına küçük terlikleri ve montu olmayışını ne yapacağız?
Tam da o günlerde yazdığım gibi yoksulluğu örtecek önlük henüz icat edilmedi.
ÇOCUKLARI TEŞHİR ETMEK GEREKİR MİYDİ?
MELEK ve arkadaşlarının fotoğraflarının tüm yurt çapında yarattığı acıyı, bu yoksulluğu daha önce fark etmiş olması gereken Siverek Kaymakamı önceki gün yardım elini uzatmış o köye.
Kendisini bu durumdan haberdar etmeyen okul yetkilileri hakkında soruşturma başlatmış olması, yani bu korkunç fotoğrafı ıskalamış olmaktan dolayı ne kadar üzgün ve öfkeli olduğu konusunda fikir verdiği için bu gecikmişliğini bir noktaya kadar makul karşılamak mümkün.
BU FOTOĞRAF DAHA AĞIR
Bölgedeki yoksulluğun ne kadar yaygın ve sıradan karşılandığını bildiğimden bu konuyu kaymakamlığa rapor etmeyen okul yöneticilerine ağız dolusu öfkeyle dalmak da kolay değil.
Ama bir konuyu gerçekten çok yadırgadım.
Tüm bu zincirleme ihmalin üzerinden, çocukların donmuş ayakları gazetelere haber olunca alelacele geliştirilen yardım operasyonunun böyle hoyratça fotoğraflanıp, sırtına bir hırka, donmuş ayağına bir bot verilen çocukların konu mankeni gibi teşhir edilmesi ve böylelikle yerel yönetimin vicdanının temizlenme aracı olarak kullanılması hiç ahlaki gelmedi bana.
Sen hem görevini ihmal et, sonra da çocukları teşhir malzemesi olarak kullan.
Bu fotoğraflar karda terlikli fotoğraflardan daha ağır oldu bence...
Ayağı gazdan çekiyoruz, frenle helalleşiyoruz
DÜN yine yaşanmasa da olabilecek bir trafik afeti yaşadık İstanbul'da.
Saniye saniye geleceğini haber aldığımız kar, sabah saatlerinden itibaren trafik afetine dönüştü.
Metrobüs yüzünden emniyet şeridi olmayan D-100 Karayolu'ndaki kazalara müdahale edilemeyince trafik birçok bölgede resmen durdu.
Metrobüsün kendisi de korkunç bir trafik olayına imza atınca her şey birbirine karıştı.
Bu afette her zamanki gibi Büyükşehir Belediyesi kadar karda otomobil kullanmayı bilmeyen, iki damla kar düşünce UFO görmüş masum köylü gibi ne yapacağını şaşıran ama otomobilinden de vazgeçmeyen İstanbulluların da payı büyük.
Kar lastiği takmamış, zincire zaten tenezzül etmeyen otomobil sürücüleri bu tedbirsizliklerine bir de karda otomobil kullanma tecrübesizliği eklenince her seferinde aynı sahneleri yaşıyoruz.
BASİT BİRKAÇ ÖNLEM
Hiçbir şey bilmiyorsanız basit bir-iki önlem bile işe yarayabilir.
■ Asla karda ani gaz, ani fren hareketleri yapmayın. Fren pedalında bir çivi varmış ve hızlı basınca ayağınıza batacakmış gibi düşünün.
■ Yavaşlamak için fren yerine vites küçülterek motor frenini kullanın.
■ Seyirden önce muhakkak araçtaki karları temizleyin.
■ Asla ve asla yakın takip etmeyin.
■ Araç içindeki buğuyu önlemek ve görüşünüzü optimumda tutabilmek için kalorifer sıcak konumundayken klimanızı da çalıştırın.
■ Ama mümkünse otomobili evde bırakın...