TRT'de spor
GEÇTİĞİMİZ hafta TV dünyasının en önemli konusu 'reyting' sahtekarlığıydı. İki dizinin bazı denekleri belirleyerek kendi programlarını izlemesi karşılığında para verdikleri belirlendi. Daha önce de bu tarz şeyler yaşanmıştı, ama bu seferkinin boyutu biraz değişik. Çünkü bu sahtekarlığa karışan dizilerin TRT'de yayınlandığı ortaya çıktı. Yani reyting kaygısı bulunmaması gereken bir kanalın adı karıştı olaya. Tabii ki bu olayda TRT yönetiminin yapabileceği bir şey yok. Zira TRT tüm televizyon yönetimleri gibi dış yapım olarak hazırlatmıştı bu dizileri, konudan haberdar olmaması da gayet normal. Ancak, reyting sahtekarlığı kadar olmasa da 'etik' açıdan bir yayın akışı sorunu ön plana çıkıyor devletin televizyonunda. Reyting için yapmadıkları numara kalmıyor, her yol mübah mantığı artık onlarda da var. Pazar akşamları yayınlanan spor programlarına bakın mesela. TRT nasıl oluyor da aynı programı tam 5 kez reyting listesine sokuyor? İşin içerisine ciddi oranda hile katarak. Programlara baktığınızda tek programın parçalara bölündüğüne tanık oluyorsunuz. Birinin yanında 'yorum' yazıyor diğerinin 'özet'. Durum böyle olunca tek program doğurdukça doğuruyor: Stadyum Stadyum (yorum) Stadyum (Özet) Tele Lig Tele Lig (Özel) Peki bu programların o hafta oynanan lig karşılaşmalarını yayınlamak dışında ne özellikleri var? Cevap: Hiçbir şey... Sadece jenerik değişiklikleriyle ölçüm şirketini yanıltıyor, böylelikle de reyting sıralamasında defalarca yer buluyorlar. Bir kez iki kez değil, haftalardır aynı senaryoyu izliyor herkes! TRT'nin bu belaltı yayıncılık anlayışından dolayı özel televizyonlarda yayınlanan birçok spor programı reyting yapamadığı gerekçesiyle zor günler geçiriyor. Anlayacağınız devlet kurumu kendi eliyle haksız rekabet yapıyor, bu işten geçimini sağlayan birçok insanı baltalıyor! "Özel kanallar da aynısını yapsın" diyenler olabilir. Ama böyle bir şey söz konusu dahi değil. Zira özel televizyoncular toplantı yapıp karar aldılar, bu uygulamayı yapmayacaklarını deklere ettiler. Doğru olan da yüzde yüz buydu. Ancak alınan bu karar TRT'yi bağlamıyor. Zira bu kanalı ne Televizyon Yayıncıları Derneği denetleyebiliyor, ne de RTÜK. Durum böyle olunca kanal tamamen kendi yayın kurallarını ortaya koyuyor. Haksızlığın son noktası anlayacağınız. TRT genel müdürünün tamamen etik dışı olan bu stratejiye el atması gerekiyor. TRT izlenir bir kanal haline gelecekse küçük numaralarla değil, akıl ürünü yapımlarla gelecektir. Zira bu orantısız güç kullanımı ileride başka sorunlara yol açabilir.
TRT'de spiker mi kalmadı?
Bildiğim kadarıyla TRT'nin spor anlamında uzmanlaşmış kadrosu var. Peki aldıkları maç görüntülerinde neden kendi spikerlerinin seslerini kullanmıyorlar? UEFA kupası finalinin özet görüntüleri dikkatimi çekti. Maçı, finali anlatan Show TV'nin spikeri Melih Gümüşbıçak'ın sesiyle izledim! Show TV'nin daha önce birkaç kez tekrarlanan bu durum karşısında tepkili olduğunu biliyorum. Zira bir spiker bir kanalın aynı zamanda yüzüdür. TRT başka bir kanalda çalışan spikeri korsan olarak kullanmaktan çekinmiyor. Bu tembellikten mi yoksa kendi spikerine güvenmemekten mi kaynaklanıyor anlayamadım!