İster kriz, isterse darbe isterse de doğal afet olsun uzun aradan sonra ülkeye her geldiğimde mutlu olmuşumdur. İnsanın vatanı kalbindedir ve anılarınız, küçük şeyler size o vatanı mutlu yaşatır.
Ancak bu defa ameliyatımı yapan doktoruma "Beni lütfen erken gönder" diye yalvardım.
YSK’nın gerekçeli kararı yayınlanmadan ve bu tartışılmaya başlamadan önce gitmem lazımdı.
YSK’nın adı bile içimi karartmaya yetiyor. Bir de gerekçeli kararını ve bunun tartışılmasını izlemeyi kaldıramayacağımı hissettiğimden bir an önce gitmem gerekiyordu.
Biliyorum ilk yurtdışına çıktığımda olduğu gibi telefon bağlamak için bile bir hafta beklediğimiz günlerde değiliz artık her yerden televizyon kanallarını izlemek imkanı var. Ama oradayken kendinizi soyutlayıp, kulağınızı biraz tıkabiliyorsunuz. Eğer başarabilir ve erken dönebilirsem YSK’nın gerekçeli kararı tartışılmaya başlandığında orada ben sürekli ‘Food Channel’i seyredeceğim ve başka bir şey de açmayacağım.

***

İşi bunu okumak olanlar dışında bu gerekçeli kararı baştan sona altını çizerek okumaya gönüllü girişecekler de olacaktır mutlaka. Hemen her toplumun ayakta kalabilmesi için, Star Wars filmi izlemek yerine bale izlemekten daha fazla zevk alabilenlerin veya The Americans gibi bir diziyi izlemek yerine gerekçeli kararların detaylarının tartışıldığı programları izlemekten zevk duyanlar ve hatta Cem Yılmaz’ı sahnede izlemeyi değil onun yerine AK Parti seçim işleri başkanı Ali İhsan Yavuz’u dinlemekten daha fazla zevk alan insanların olması kaçınılmazdır. Bu tür insanlar had safhada sıkıcı olabilirler ama toplumların bir şekilde dengede kalmaları için de gerekildiler. Bu tür insanlar best seller kitap yerine klasik roman okumayı da tercih ederler mutlaka.

***

Bu grubun YSK’nın gerekçeli kararını heyecanla beklediklerine eminim ben. 'Instant best seller' kategorisi diye bir şey vardır. Bir kitap basılır basılmaz çok satanlar listesine birinci sıraya oturur. YSK’nın gerekçeli kararı ise 'instant klasik' olacak yani basılır basılmaz klasikler arasında yer alacak. Bunu sadece içeriği ile değil sayfa uzunluğuyla da hak edecek. 200 sayfayı aşacakmış gerekçeli karar. Gerekçeli kararların ‘Savaş ve Barış’ını okumaya hazırlanıyor Türkiye.

***

Bale seven, Cem Yılmaz yerine Ali İhsan Yavuz’u dinlemeyi tercih eden, güzel diziler yerine tartışma programlarından heyecan duyan ve şu anda da büyük heyecanla, mutlu bir biçimde YSK’nın gerekçeli kararını beklemekte olan bu grup  diyeceğime kızacaktır büyük ihtimal ama; klasik romanlar sıkıcıdırlar. Kendinizi zorlayarak Savaş ve Barış’ı okuyabilirsiniz ama bunu her sayfayı heyecanla, "Şimdi ne olacak" diye çevirerek yaptığını söyleyen insan bulmak zor olmalı. Ha yok mudur böyle insanlar onlar da vardır tabii bunlar gibileri de lazım toplumlara. Neden bilmiyorum ama sadece lazım olduklarını biliyorum.
Yayınlandığı an klasik eserler arasına otomatik girecek olan YSK’nın gerekçeli kararı bu grup tarafından eminim ki şu an şehvetle bekleniyor.

***

Kendi bildiği gibi mutlu olsun buna diyecek bir şey yok ama benim tek istediğim şey 200 sayfalık yeni klasiğimiz şehvetle, heyecanla tartışılırken burada olmamak. Kimseye faydası da zararı da bulunmayan bir küçük istek benimki. Sadece bunu başaramazsam, buna burada yakalanırsam artık son kademesine gelmiş olduğunu hissettiğim akıl sağlığımı tamamen yitireceğimi hissediyorum.

***

Ameliyattan sonra bana bir walker verdiler.
Yatağın kenarında bırakarak yattım.
Gece rüyalar gördüm ve ter içinde uyandım. Walker’a baktığımda onun yatağın yanında oturan Ali İhsan Yavuz olduğunu sandım.
Birden panik bastı, odanın içinde ne işi var diye sorgulamadım, sadece ya bana istemediğim ve duymayı arzulamadığım halde gerekçeli kararı anlatmaya başlarsa diye panik ataklar filan yaşadım sabaha karşı.

***

Doktorum umarım gereken izni verir. Vermezse eğer bir imkansız gerçekleşecek ve ben şimdi olduğumdan da daha fazla, tamamen delireceğim.        

 

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!