Bir ayı aşkın süredir burada olduğumdan New York’ta yapılan mehter gösterisini kaçırdım. Olabildiği kadar fazla mehter marşı dinlemeyi hayatının merkezi yapmış bir insan olarak New York’taki gösteriyi kaçırmış olmak bende hayli stres ve üzüntü yarattı. "Bilseydim Türkiye’ye gelmezdim" bile dedim kendi kendime.
Arada ne tür illiyet bağı var bilmiyorum ama mehter gösterisiyle birlikte New York’ta mangallar da yakılmış ve piknikler de yapılmış.  
Umarım hiç bir Amerikalı mangal dumanından rahatsız olduğunu filan söylememiştir. Çünkü burada gördüğüm başka haberde çevredeki evlerde oturanların parktaki fazla mangal dumanından rahatsız olduklarını duyan mangal başındaki adam aynen şöyle dedi: "Mangalın olduğu yerde duman da olur." Mantık bu kadar düz, bu laf hatta düzden bile daha düz bir mantık içeriyor. O kadar düz ki, mantığın kendisi bile dümdüz yere seriliyor. O yerde mangalın olmayacağı bir alternatif bir hayat onun hiç aklına gelemiyor bile. İşte bu tipler Amerika’ya mehterle filan geliyorlar mangallarını da yakıyorlar. O yaptıklarına mangal yakmak yerine barbekü yapmak deyiverseler Amerikalılar ile her türlü potansiyel sorunun çözüleceğini birileri anlatmalı bunlara. Mehter sorununu nasıl çözeriz veya bunun bir çözümü gerçekten acaba var mıdır, işin o yönünü bilmiyorum.  

***

Bir bakkal çocuğu için isteyen anneye bir liraya suyu satmış. Ancak imtihana suyla giren çocuk çıkınca suyun çok acı olduğundan filan şikayet etmiş. Anladığım kadarıyla pet şişe içinde su yerine rakı varmış.
İstirhamım şu bakkalın adresini ve telefonunu bana hemen iletmeniz ve adamın hakkında yaptığınız şikayeti bir an önce geri çekmeniz. O bakkal açık kalmalı ki ben de yapmayı planladığım bütün su alışverişini toptan yapabileyim.
Hem belediye başkan adayları da durmadan açıklayıp duruyorlar ihtiyaç sahipleri için hayatı kolaylaştıracak adımlar filan atacaklarmış. Eeee ucuz rakı ihtiyacı için kim ne yapacak bunu bilen var mı, şurada sadece bir hafta kaldı. Bunu bilmeden, öğrenmeden rasyonel bir oy verilebilmesi bence mümkün değil. İsmail'in, havada olacağım için  izleyemeyeceğim tartışmada, rakı fiyatları meselesini ve bunu ucuzlatmak için belediyenin neler yapacağını da sorması gerekiyor adaylara

***

Fiyatlar o kadar uçuk durumdaki bazı arkadaşlarım evde rakı bile üretmeye başladılar. Bir süre sonra buna ben de mecbur kalabilirim. Ama benim Türkiye tarafından darmadağın edilmiş bilinçaltımda bir kaçak içki nedeniyle kör kalmak korkusu da var diğer aktif korkularımın yanı sıra. Bir eski Türk filminde Hülya Koçyiğit kör kalmıştı ama ezan sesini duyar duymaz gözü açıldıydı. O filmden bir süre sonra AK Parti'nin güçlenmeye başlamasının o sahneyle de bağlantılı olduğuna eminim ben.
Hülya Koçyiğit’in gözü açılmış olabilir ama kaçak rakım nedeniyle kör olduğumda ezanı duyarsam benim gözümün deist olduğum için açılmayacağı da kesindir.

***

Cihangir’den Karaköy’e yürüyerek inmek isteyen kadın yorulunca bir nargile kafeye girip dinlenmeye başlamış. Kafedeki bir erkek çalışan bir örtü getirip etek boyu kısa olan kadının bacağını örtmeye çalışmış.
Şimdi ben bu haberi duyunca aklıma birbiriyle bağlantılı birkaç düşünce geldi.
1- Bir insan bilinçli tercihle bir nargile kafede neden oturur ki acaba?
2- Yürümeye Cihangir semtinden yaşayan bir kadın bunu özellikle neden yapar? Yoksa kadın bir performans sanatçısı mıydı? Bunu sanat için yapmış olabilir mi?
3- Acaba Cihangir’in bizim bilmediğimiz gizli bir yaşamımı var, esrarengiz duyguları mı bulunuyor bu semtin. Bu gizli duygular hakkında Tuğrul Eryılmaz’ın düşünceleri nelerdir?

***

Şimdi kadının bacağını örten kişi bunu kadın için yapmadı bunu bilin. Kadını kendinden korumak için yapmıştır bunu. Çünkü o bacak bir süre daha o kısa etekle açıkta durursa bir tecavüz girişimi veya aşırı sevgiden kaynaklanan bir cinayet olacağı da kesindir.

***

Amerika isteği kadar esip üflesin, istediği kadar yaptırım filan diye konuşsun.
Bunların hiç bir değeri yok çünkü Amerika, Türkiye karşısında çoktan yenilgiye hatta hezimete uğramış durumda, yakında teslim bayrağını da çekerler. Amerika’dan Kahramanmaraş’a bir gelin gelmiş. Kadına kına gecesi yaptılar, göbek de attırdılar. Kadın ve ailesi Kuran’ı ve Türk bayrağını öpüp başlarına bile koydular. Bu da Pentagon ve Beyaz Saray'a kapak olsun. Bakın şu anda bile içimde birden yükseliveren mehter marşı dinlemek arzusunu zor bastırıyorum.

***

Bir başka derin düşüncem de şu. Bize dışardan neden daima gelin gelir de hiç bir damat gelmez? Acaba geliyorlar da milli duygularımızı incitmemek için medya bunun haberini vermiyor mu? Eğer geliyorlarsa o damatlara ne oluyor? Düğün bitmeden ölüyorlar mı çoğunluğu? Yoksa ertesi sabah mı oluyor namus cinayeti…

 

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!