Medyanın devamlı yazan leşkerleri arasında benim, bir süreliğine de olsa, olmadığım bir dünyanın düşünülemez bir şey olduğunu bilmeme; benim had safhada aydınlatıcı, zihin açan yazılarımı okumadan var olabilmenizin çok zor olduğunu da hissetmeme rağmen, siz okuyucularıma dayanılmaz acı vereceğini bilsem de bir iki gün yazmaya ara veriyorum.

***

Bu çağda "Seyahat nedeniyle yazılarına bir süreliğine ara vermiştir" gerekçesinin komik olduğunu biliyorum.
Seyahat nedeniyle yazısına ara verenlerin hala daha daktilo ile yazıp yazısını fakslamakta ısrarcı tipler olması gerekiyor.
Ben onlardan değilim ama bu defa ara verme gerekçem gerçekten de seyahat.
Bavulumu toplama sürem 72 saate yaklaşıyor.
Havalimanına girdikten sonra uçağa varmama minimum 10 saat verin, sonra New York’a uçuş, havalimanındaki  yürüyüşten daha kısa olsa da, o da var bir 9 saat kadar nereden bakarsanız. Varınca vize işlemleri için de ortalama 3 saat verin. Sonra oradan geçersek eve varış da üç saat etti mi size 97 saatçik.

***

Belki dikkatinizi çekmiş olabilir bavul toplamam hayli zaman tutmakta.
Sadece bana kalmış olsaydı ben işi yarım saatte bitirecektim ama kalmıyor, kaldırılmıyor.
Bana işkence etmesi için dünyaya özel gönderildiğine inandığım sevgili karım Rana, benim onun istediği veya isteyebileceği her şeyi buradan götürmek yolundaki inanılmaz tahrip edici takıntımı bildiğinden bu zaafımı sonuna, dibine kadar kullanıyor.
Tam "Artık bitmiş olmalı" diyorum ki bir mesaj daha geliyor, üstelik yanlış yapmayayım diye siparişi fotoğraflı da oluyor.
Sadece bu nedenle yeni teknolojilerin tümüne lanet olsun da diyorum. Gerçi geçmişte de faks çekerek siparişini verirdi. Daha eskilere gidebilseydik oradan salacağı bir martıya bağlayıp ulaştırırdı bana arzusunu buna da eminim.
Dumanı göreceğim uzaklıkta olaydım duman işaretini de kullanırdı.
Çok daha spesifik siparişlerinde örneğin erik istedi. Bu Amerika'da istediğiniz ve istemeyeceğiniz hatta şeklini bile hiç bilmediğiniz türde her türlü meyve var ama nedense lanet olsun erik bulunmuyor.
Tamam gidip alacağım süpermarketten de yolda giderken bir mesaj daha geliyor ondan. İstediği eriğin her bir tanesinde bulunması gereken çap ve büyüklüğü de yazıyor.
Ben kendi kafa sağlığımın hiç bir konuda onunla tartışmamaktan geçtiğine inandığımdan istenilen her şeyi mantığını sorgulamadan yapıyorum. Umarım bir bayram gününde orada başka bir aileye vermek için kurbanlık deve filan istemez.
Allah sizi inandırsın erikleri almadan her bir tanesini isteğe uyup uymadıkların görmek için tek tek ölçtüm. Market çalışanları benim deli olduğuma inanıyorlar şu anda.

***

İş burada da bitmiyor. Diyelim ki her şey alındı. Ondan sonra da bunların bavula nasıl yerleştirileceği üzerine talimatlar başlıyor. Hangi ürün hangisine yakın durmalı hangisine kaç kat ambalaj yapılmalı. İlaçlar ile yiyecekler kesinlikle ayrı bavullarda olmalı çünkü ilaçtan havadan yiyeceklere bir zararlı geçiş olabilir de.
Yapıyorum hepsini tek tek.
Ama devamlı bir yanlış yapmış olma korkusu içindeyim.
Çünkü o bavul sağ salim orada oturduğumuz yere varırsa ben bir kadeh viski içmeden onun bavulu açmasını istemiyorum. İsterse açış saati sabah 08.30 olsun o viskiyi illa da içiyorum çünkü sakinleştiriyor beni.
Talimatlarına uymayan sadece tek bir yanlış görürse ortalık dağılıyor.
Bu yüzden İstanbul’da kaç gece uykumdan panik içinde uyanıp bavulları kontrol ettiğim de oldu. Rüyalarımda da bavulun içi hakkında korkulu şeyler gördüm.

***

Bu durumdayım yani. Sonunda bavulumun toplandığını sanıyorum son bir mesaj gelmezse "Hayır olmamış" denilirse ne yaparım bilemiyorum. Diyebilir de çünkü topladıktan sonra fotosunu çekip ona yollamamı da istedi. Karıcığım bana bu  kadar çok güveniyor yani.
Başka hiç bir nedenim olmasaydı, uçacak olmasaydım dahi bavul toplama travmam nedeniyle bir kaç gün izin istiyorum okuyucudan.

***

Bu geceki tartışma başladığında tahmin ediyorum ki New Foundland üzerlerinde olacağım.
Ben bu New Foundland’e takıntılıyımdır. Uçak New York’tan hareket ettiyse bu ada uçağın anakaradan ayrılıp okyanusa yöneldiği noktadır. İstanbul'dan da gelirken uçağın okyanustan çıkıp anakaraya vardığı yerdir.
Yani yaradanın bile unutmuş olduğu bu yerde bir gece hayatı, sosyal yaşam olmadığını bildiğim halde ben hep "Eğer uçak düşecekse bari burada düşse" diye düşünürüm. New Foundland’de bir gece geçirmek kötü olabilir ama okyanusun içinden daha iyi olmalı, mantık bundan ibaret.
Tabii o noktada internet üzerinden tartışmayı izlemek de mümkün ama ben biraz sonra başlayacak bavul stresine o noktada gireceğimden bunu yapabileceğime de emin değilim.
Umarım gelecek hafta tekrar görüşebiliriz. Bavul ve Rana sürecini sağ salim atlatabilirsem görüşürüz.        

 

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!
  • pembepanter 5 ay önce Tam zamanında gittiniz sevgili Serdar Turgut. Lakin Amerika'nın nabzını tutmak için için en doğru zaman aralığı...
    CEVAPLA
1881 -
1938