Başlıktan dolayı evlendiğim gece olanlardan bahsedeceğimi sanabilirsiniz.
O ayrı bir felaket günüydü ama bu yazının konusu o değil. Onu tek bir yazıya sığdırmam zaten mümkün değil. O geceyi Proust gibi detaylı bir sakinlikte ve birkaç ciltte ileride anlatacağım.
Bugün bahsedeceğim felaket tartışmanın olduğu gece yaşandı.

***

Kısa süre öncesine kadar politikayla fazla ilgilenmeyen karım Türkiye nedeniyle şimdilerde devamlı aşırı tepkiler veren dişi bir İsmet İnönü gibi tavırlar alıyor. Bu yüzden onunla politika konuşmamaya dikkat ediyorum. Ismarladığı kitapları yandaş medyanın sahibi olduğu kitap dükkanından aldığım takdirde kitapları gözümün önünde yakacağını bile söylemişti. O yorum yaparken ben hep "Haklısın" dediğimden tartışma sonrasında olan felaketin konusu siyaset de değildi.
Zaten tartışma ben uçakta New Foundland üzerindeyken bitmişti. Seyretmekte olduğum 'Deliha' filminin benim için önemi çok daha fazla olduğu için internetten bağlanıp izlemedim tartışmayı.
Mesele bittikten 3-4 saat sonra da evdeydim. Mümkün olduğu kadar fazla Türk filmi seyretmek takıntım dolayısıyla uykusuzluktan olağanüstü bir jet-lag yaşamaktaydım.
Bavulları toplarken kendi talimatlarına uymadığım için Rana’nın vereceği tepkinin de korkusu bindi yorgunluğumun üzerine.

***

Ama asıl felaketimi hazırlayan karımın bana Babalar Günü için almış olduğu hediye oldu.
Rye burbon’u uzun zamandır içmek istiyordum.
Karımın hediyesi buydu ve çok da mutlu oldum.
Bu burbon hızlı içildiği takdirde insanı ya cinayete ya da aklını yitirmeye teşvik edebilir. Uçak yakıtı sıkıntısı olduğu takdirde bunu uçak yakıtı yerine de kullanabilirsiniz.
Rana bunu alırken satıcı kız "Umarım kocanız bu tür içkilere alışıktır" demiş. Rana sadece ona "Şaka ediyor olmalısınız" demekle yetinmiş. Ben daha sonra "Keşke ona benim babamın bir defasında saf alkol içtiğini ve bu yüzden yüzünde aniden siyah beyaz çizgiler oluştuğunu ve babamın uzun süre sanki bir Beşiktaş amigosuymuş gibi ortada dolaştığını anlatsaydın" dedim.

***

Evde bana başka sürpriz de vardı. Ben top köfteli makarnayı çok severim. Mobilyaları müşterilere parçalanmış halde satan ve bizlerin bunu evde bir araya getirmemizi bekleyen zincirin köfteleri bu konsepte çok uygundur. Fırında pişen köfteleri al dante pişmiş spagettinin içine karıştırdığınızda hele biraz da parmesan peyniri varsa, sonuçta ortaya büyük keyif çıkabilir.

***

Ben sert içkimi aç karnına içmeye bayılırım.
Bu genelde güzel olabilir de içmeye başladığımda Türkiye saatiyle sabaha karşı üç olmuşsa, uçakta hiç uyumamışsam, üstelik Rana nedeniyle korkudan sinirlerim de laçkaysa, o içkinin tek bir yudumu bile vücudu paralize etmeye yetebiliyordu.
İkinci bardağımı bitirirken yemek geldi.
Beynimin rasyonalite ile ilgili son sinirleri de ölmek üzereyken ben rasyonel olduğunu sandığım bir karar verdim. Bu yemeğin yanında mutlaka kırmızı şarap da olmalıydı.
Hızlı karar almamış olsaydım beynimin geride kalan o bölümü de önümdeki saniyelerde ölecekti bunun yaklaşmakta olduğunu hissediyordum.
Rana, "Yemeğe başlamadan birer kadeh de birlikte içelim" dedi. Diğerlerini şimdi hatırlamasam da prensiplerimden bir tanesi karımın içki teklifini katiyen ret etmemektir.
Karşılıklı "Cheers" dedik ve beyin ölümüm sonunda nihayet gerçekleşti. Acaba bunu karın bilinçli mi yaptı diye sorabilirsiniz; hayır sanmıyorum çünkü karım benim beyin ölümümün 5-6 yıl önce gerçeklemiş olduğunu zaten düşünüyor Yani yeni bir girişimde bulunması gerekmiyor.

***

Neyse yapılması gerekeni önümdeki kağıda yazdığımdan kırmızı şarap açılması gerektiğini hatırlamıştım.
Baktım kağıda bunun gerçekleşmesi için elim ve ayağımın da oynaması gerektiğini not almışım.
Kalkma girişimine girişmeden önce ilk önce ellerimi oynatmayı denedim. Orada bir sorun yoktu ortada. Sağ ayağım da normaldi. Sol bacakta ameliyat nedeniyle sorun büyüktü. O ortada yok gibiydi. Uzuvların sıhhati açısından yüzde 75 tutturuyor gibiydim. Beynim zaten ölmüştü diğer ölü olan uzuvlara burada hiç girmek istemiyorum.

***

Yine de ayağa kalkma girişimim oldu.
Biraz sendeledim. "Ameliyat yüzünden oldu bu, içkiden olmadı" diye hemen konuştum karıma, sadece o önce konuşmaya başlamasın diye.
Yine de konuştu, ancak sendelemem üzerine değildi konuşması. "O kadar da özendik bak yaptığın işe" diyordu. Sehpada durmakta olan spagettime baktım. Ama artık orada değildi. Tabak spagettiler halının üstüne gelecek şekilde yerde durmaktaydı. Ameliyatlı ayağım nedeniyle sendelediğim anda bu olmuştu.
Düşünebilecek en büyük felaket olmuştu. Neden olduğum hayal kırıklığı olağanüstü olmalıydı.

***

Sinir sitemim aniden tamamen çöktü. İrrasyonalitem zirve yapmıştı. Yere saçılan spagettiyi aynen toplayıp tabağa geri koydum. Kırmızı şarabı da açtım.
Bu arada galiba şok etkisiyle sol bacağım da tamamen sağlığına kavuşmuş durumdaydı.
Paralimpik olmayan bir olimpiyata bile katılacak haldeydim o anda.
Hayal kırıklığı olmasın diye spagettimi şarap ile birlikte afiyetle yedim. Çok güzeldi sadece yediklerimin arasında bir ara köpek tüyü de olduğunu düşünüyorum.
 

 

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!
  • pembepanter 4 ay önce Mizah yazılarınız süper sevgili Serdar Turgut...
    CEVAPLA