Seksüel konulara ilgim 18 yaşında Che Guevera özentisi hayli güçlü bir delikanlı olarak geldiğim New York’ta 1970’li yılların başlarında başladı.

İlk başlarda teorik çalışmalarım vardı tabii ki ama pratik çalışmalar da yapıyordum.

Daha sonra yıllar geçtikçe çalışmanın teorik bölümü daha ağır basmaya başladı. Sonunda şu anda tamamen akademik bir ilgi duyuyorum konuya ilişkin.

Şu anda LGBT harketinde yaşanmakta olan dönüşümü takip etmekteyim.

Kendi cinsiyetini sorgulayan ve yeni tanımlar getirilmesini isteyen insan sayısı devamlı arttığından LGBT hareketi adına sürekli yeni harf eklemek zorunda kalıyor.

Olan biteni en azından benim kadar ilgiyle takip ettiğinizden emin olduğumdan mutlaka biliyorsunuzdur hareket adına Q harfini de eklemiş durumda. Hareketin bir başka adlandırılış biçimi de LGTBIA oldu.

Bunların ne olduğunu biraz sonra tabii ki anlatacağım ama böyle giderse insan cinsiyetindeki farklılıkların ve zenginliğin tanımlanabilmesi için artık alfabenin tüm harfleri de yetmeyecek gibi geliyor bana.

 

***

 

LGTB: lezbiyen, gay, transeksüel, biseksüel 

LGBT’ye eklenen Q ise 'queer' demek oluyor.

IA ise 'interseks ve aromantik aseksüel' tanımlarını oluşturuyor.

 

***

 

Bu akademk bilgi kısa arasından sonra işin neden bu boytlara vardığını anlamak gerekecek.

Aslında her şey 1970’yılında New York’ta başlamıştı.

Ben şehre önceden hiç bir seksüel deneyimi olmayan bir delikanlı olarak gelmemden bir yıl önce gay hakları hareketini başlatan Stonewall Barı isyanı gerçeklşmişti. Bu isyanın şimdi 50’inci yıldönümü kutlanıyor şehirde.

Şehir o günlerde bir açıkhava seks karnavalı gibiydi. Bir gece isyanın olduğu barı görmek için Christopher Sokağı'na gittiğimde, tüm sokağın kaldırımının ve yollarının seks yapmakta olan eşcinsellerle dolduğunu görmüştüm. Yerde sevişmekte olan birilerine basmadan yürümek bile zordu. Onlar ise üzerilerine basılmasına aldırmayıp işlerine devam ediyorlardı.

Bu işin neden illa da sokakta yerlerde yapıması gerektiğini o günlerde fazla anlamamıştım. Çünkü amaç seks değildi amaç toplmu değişmeye zorlamaktı, yani o görülen bir seks değildi bir ahlak kalkışmasıydı anlyacağınız.

Eşcinsel çiftlerin birbirlerini bulup sekse geçmelerindeki hızı gördüğüm o günlerde eşcinsel olmadığıma üzüldüğümü da hatırlıyorum.

Gerçi bu üzüntüm kısa sürmüştü çünkü isyanı başlatan bara bir içki içmek girdiğimde içerde gördüğüm son derce iri ve kaslı deri ceketli erkekler bende "İyi ki eşcinsel değim bunlarla uğraşmak da hayli zor olmalı" diye düşündüğümü de hatırlıyorum.

 

***

 

Başta kendimi ‘normal’ olarak yani seksi karşı cinsle sadece tek bir şakilde yapan bir kişi olarak görüyor ve böyle tarif ediyordum. Tabii ki bu tanım o günlerin New York’un da bir seks partneri bulmayı nerdeyse tamamen engelleyen bir şeydi. Çünkü New York seks tanımlarını, normali değiştirmeye, dönüştürmeye başlamıştı.

Normal tanımı değişmiş ve hatta bu kelime sözlükten bile çıkarılmış gibiydi.

 

***

 

O tarihlerde kendi asıl normalimi arayıp bulmaya kararlıydım. Arayışıma  bir porno dükkanına girmekle başladım.

Bu arada LGBT haklarını Ekrem İmamoğlu’na bizaat anlatmak için İstanbul'a gelecek olan Oray Eğin bu konuyu da açacak mı bilemiyorum ama İstanbul'un acil ihtiyaçları arasında kenevir ürünleri satan dükkanların açılmasının yanı sıra porno dükkanlarının da bir an önce oluşturulması da bulunuyor.

Şimdi lütfen kimse "İnternetin olduğu bu günlerde porno dükkanlarına artık ihtiyaç yok" filan demesin.

İnternette millet kendisine tam uyduğunu sandığı seks türlerini bulup ona takılıp kalıyor. Sadece bu yüzden milletin anasının kan ağladığını bile söyleyebiliriz. Çünkü tek bir konuya takıp kaldıklarından olası diğer seks biçimlerini billmden yaşıyorlar. Dolayısıyla  aslında kendilerine daha iyi uyacak seksin de farkında değiller.

Olan bitenden bihaber olarak yaşıyorlar ve tatminsizlik öfkeye dönüşüyor ve sonuçta kadına yönelik şiddet oluşuyor. Bu yüzden kadına karşı şiddet ile mücadele etmek istediğini bildiğim yeni belediye başkanı benim dediklerime gülüp geçmek yerine bunları cidiye alıp gerekeni bir an önce yapmalı.

 

***

 

O ilk porno dükkanına girdiğim gün hayli şaşırmştım. Raflarda yüzlerce dergi bulunuyordu. Benim normal olarak tanımladığım seks türünde dergi neredeyse hiç yoktu.

Nelerin bulunduğunu şimdi anlatmaya başlasam buna yazı boyu yetmez bir kitap ya da ansiklopedi gerekebilir.

Erkek beyninin bu kadar zengin olabilmesi benim gibi o beyne hiç güvenmyen ve hatta onun hiç çalışmadığını düşünen biri olarak beni hayrete düşrmüştü.

Dükkanın hayli zengin materyal blunan bir bölümüne bakarken kendi fetişimi de keşfetmiştim.

Bunun ne olduğunu ve ondan sonra yaşadıklarımı anlatmanın yeri burası değil. Onu anlatmaya başlarsam esas odaklanmamız gereken ana konudan çıkabiliriz.

 

***

 

Ancak şunu belirtmeliyim ki ben yıllardır LGBT hareketinin adındaki harflerin neden benim tercihlerimi de kapsamadığına kızmış ve üzülmüşümdür.

Oray’ı bu açıdan hep kıskanmış ve onun haklarını savunan bir örgüt bulunduğu için şanslı da bulmuşumdur onu hep.

Ertuğrul Özkök ile benim bu örgütün koruyucu şemsiyesine dahi edilmememizi bir haksızlık olarak görüyordum.

Ancak sonunda örgüt kendi adına yukarda anlattığım yeni harfleri da ekleyerek ikimizi de sonunda koruması altına aldı.

Q yani 'Queer' kelimesi bence Ertuğrul abiyi tanımlıyor.

Bazıları Queer kelimesini eşcinseli tanımlamak için kullanıyorlar ancak kelimenin başka anlmları da var.  ‘Alışılmışın çok dışında’ , ’tuhaf, ve ‘garip’ anlamları da bulunuyor. Ertuğrul Özkök’ün garip hatta çok garip olduğunu herhalde hiç kimse reddetmez bugün. O yüzden Queer lafı ona tam uyuyor. Bazıları Q kelimesinin 'questioning' yani 'cinsel kimliğini sorgulayan' anlamına da geldiğini söylüyor. Bu tanım aşağıda anlatacağım nedenle Ertuğrul abiye de uyuyor.

Bana uyanı da LGBTQIA formatı.

A’nın anlattığı aseksüel ve aromantik bana uymakta. Dedim ya son yıllarda konuyla ilgim sadece akademik olmaya başladı diye yazının başında.

 

***

Ertuğrul Özkök’e neden 'queer' keimesinin yakışacağı konusuna geçip meseleyi bitirelim.

Şimdi kısa süre önce çekilmiş olan şu fotoğrafa bir bakalım.

Önce size bir tavsiyem olacak, Özkök’ün o özel uçakta Nusret ile birlikte neden bulunduğu gibi bir soruyu aklınıza dahi getirmeyin.

Yıllar boyunca o kadar bulunmaması gereken yerde birden otaya çıktı ki ben orada bulunma nedenlerini sorgulmayı çoktan burakmış ve pes etmiş durumdayım aynı tavrı sizlere de tavsiye ederim.

Ne yapıyorlar orada? Görüldüğü gibi Nusret’in meşhur ettiği bilek hareketini Ertuğrul Özkök de öğreniyor.

Bu hareketin anlmını Oray Eğin’nin bir yazısından en iyi öğrenebiliyorsunuz.

Oray 20. 02. 2017 tarihinde ‘Nusret’in gevşek bileği’ başlıklı bir yazı azmış.

O yazıdan aynen alıyorum;

‘Gevşek bile krefleksi neredeyse modern tarih boyunca hep eşcinselik ile ilşkilendirilmiş.

‘Nusret ise resmen olmadığı halde eşcinsel estetiğin temsilcisi oluverdi.’

Tamanm güzel benim için hiç bir sakıncası yok bunun. 

Fotoğrafa bakın Nusret’in Ertuğrul Özkök’de var olduğu anlaşılan doğal yeteneğe şaşırmış olduğunu göreceksiniz.

Hayır o da eşcinsel filan değil ama queer olduğu kesin. Yani hayli tuhaf ve devamlı sorgulyan bir kişi olduğundan öğeniyor  gevşek bilek hareketini.

 

***

 

LGBT hareketi ismini LGBTQIA olarak uzatarak sonunda üçümüzü de kapsamaya başladığından Oray, Ertuğrul ve ben bir sonraki yürüyüşe mutlaka ön saflarda katılmalıyız. Ve o yürüyüşte yanımızda Ekrem İmamoğlu’nu da mutlaka görmek isteriz.

 

 

 

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!