Siyaseti devamlı bir varoluş sorunu olarak yaşadığımızdan...

Bölgemizde savaş ve acı hiç bitmediğinden

Hayat koşulları hep canımıza okuduğundan...

Bütün bunlar üst üste binip üzerimizde dayanılması zor ağırlık oluşturduğundan.

Yaşamın temelinde var olan asıl gerçek trajediyi, bizleri, kadın-erkek hepimizi mutsuz etmekte olan asıl temel acı gerçeği unutabiliyoruz.

Bu acı gerçeğin ne olduğunu birazdan yazacağım.

Ama konunun nasıl beynimde açılmış olduğunu da anlatmam lazım size.


***


Kısa süre önce İstanbul’dan ayrılmak için havalimanına geldiğimde kitaplara da son bir göz atmak için dükkana girdim.

Rafta duranlar arasında Elif Şafak’ın kitabı başlığı nedeniyle ilgimi çekti.

Başlıkta yer alan '10 Dakika 38 Saniye'yi cinsel birleşme sırasında kadının orgazm olma süresiyle ilgili bir tespit olduğunu sandım.

Bu sürenin aslında ortalama 8 dakika olduğunu daha önce yazmış olduğumdan bu sürenin hangi arada 2 dakika daha yükseldiğini ve bunun nedenlerinin ne olabileceğini merak ettim.

Kitabı sadece bu merak nedeniyle uçakta okumaya başladım. Okudukça kitabın esas konusunun tamamen farklı olduğunu maalesef fark ettim. Bana ağır gelebilecek konulu herhangi bir şeyi okumak da istemediğimden kitap bitirilmeden bırakıldı ama bende merak bir kere tetiklenmişti işte.


******


Sadece bu merak yüzünden cinsellik üzerine eskiden yazmış olduğum yazıları bir defa daha okudum.

Eski yazılarım arasında ’Suç  bende değil’ başlıklı hayli eski tarihli yazı dikkatimi çekti.

O yazı içinde hayatın temelinde bulunan asıl acı gerçeği de bulmak mümkündü.


****


O günlerde yine Washington’da çalışmaktaydım. Ancak ulusal güvenlik konularında çalışmak yerine bana ‘penis yazarı’ lakabı takılmasına yol açan türde yazlar yazmaktaydım.

Yine o eski yazıdan öğreniyorum ki bu konudaki çalışmalarım bağlamında o dönemde ‘Daha iyi orgazm olmanın ve daha iyi orgazm yaptırabilmenin yolları’ adlı bir makale okumuşum ve söz konusu yazı da bundan yola çıkılarak yazılmış.


*****


Evet şimdi hazır olun, hayatın temelinde bulunan ve insan türü olarak tüm mutsuzluklarımızın esas temelini oluşturan asıl acı gerçeğin ne olduğunu yazıyorum.

Eski yazıdan aynen aktarıyorum:

"Cinsel birleşme sırasında erkek ortalama 3 dakikada kadın ise ortalama 8 dakikada orgazm oluyormuş."

Bu son cümleyi sakın ha üstünkörü okuyup geçip gitmeyin.

Bence cümleyi birkaç kez okuyup üzerinde uzunca düşünmek gerekiyor.

Hayatı felsefi açıdan yorumlamaya çalışacak bir insanı son derece kötümser, umutsuz ve karamsar yapabilecek bir tespit bu.

Size karamsarlık açısından Schopenhauer’i bile aştırabilecek bir başka tespit de yapılmış o günlerde..

O da şu;

"Anatomik açıdan bütün kadınlar tek bir cinsel birleşmede çok sayıda orgazm olma imkanına sahipken erkeklerin sadece yüzde 10’u ile 15’i arası bir bölümü tek bir cinsel birleşmede birden fazla orgazm olabiliyormuş..."


***


Dediğim gibi bu tespitler insanı son derce umutsuz ve karamsar düşüncelere itebilecek derecede güçlüydüler.

En azından beni o günlerde hayatı sorgulamaya itmişlerdi.

O bağlamda Wittgenstein’ın ‘Tractatus’unu bile yeniden yorumlayıp yazmıştım.

Size orijinal 'Tractatus'u okumanız için bir günlük fırsat olsun diye kendi Tractatus’umu bir sonraki yazıya bırakıyorum.


***


O bahsettiğim eski yazı internet pornosunun hayatı işgal etmesinden önce yazılmıştı. O işgal gerçekleştikten sonra erkeğin üç dakikasında bile düşüşler yaşandı. Haddinden fazla porno bakmak nedeniyle seksten tamamen soğumadıysa erkek üç dakikayı bile tutturamamaya başladı.

İnternet çağında erkeğin seks rollerindeki bozulmayı biliyordum ama kadınların neler yaşadığından fazla haberim yoktu.

Eğer ilk sandığım gibi Elif Şafak’ın kitabı yeni bir süre vermekteyse kadınlar açısından bunun erkek ve genelde insanlık açısından ne anlama geleceği muhakkak sorgulanmalıydı.

Fakat kitabın tamamen başka bir konuyla alakalı olduğun anladığımda hem okumayı kestim, hem de içimi biraz ferahlattım.

Çünkü kadının süresi 8 dakika iken bile çok fazla sorun yaşanırken bunun bir de 10 dakika 38 saniyeye çıkması durumunda tam bir felaket olabilecekti.

Yarın kendi Tractatus’uma bekliyorum sizi.

 

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!