Türkiye’nin, hatta belki de dünyanın en tecrübeli penis yazarı olarak bu testosteron tartışmasına bir türlü giremiyor olmak benim için hayli hüzünlüydü.
Tartışmayı kaçırmış olanlar için ilk önce bir hatırlatma yapayım. Her şey bir gün Ertuğrul Özkök’ün yazısında Türkiye’nin en yüksek testosteron düzeyine sahip olan iki yazarı açıklamasıyla başladı.
Bir tanesi gayet tabii ki kendisiymiş. Diğeri de Emin Çölaşan.
Hatta Çölaşan’ınki daha da yüksekmiş, bir numara oymuş.
Özkök’ünkini biliyordum zaten çünkü bunu duymayan bu diyarlarda kimse kalmasın diye elinden gelen her şeyi yaptı bugüne kadar. Çölaşan ise beni şaşırttı. Çünkü bu konuda bir liste illa da olacaksa ben o listede bir numarada Çölaşan yerine Güneri Civaoğlu’nun oturacağını düşünürdüm. Zira Güneri Bey'i tanıyanlar bilir o yüksek testosteronlu erkeklere yakışan bir hayat tarzına sahiptir.
Yüksek testosteronlu erkeğe ne tür hayat tarzı yakıştığı konusunda bir nosyonum katiyen yok tabii ki ama sadece önyargılarım bulunuyor. Güneri Abi de bu önyargılarıma kesinlikle uyan bir hayat tarzına sahip. Özkök de bu önyargılarımı tatmin eden bir tarzda. Üstelik ikisi de dans etmeyi de seviyorlar. Çölaşan ise hayatta hiç dans etmemiş Özkök’ün dediğine göre.

***

Fatih Altaylı da tartışmaya bir başka açıdan girdi ve yüksek testosteronun daima her durumda iyi bir şey olmayabileceğini ve bazı sağlık sorunlarına yol açabileceğini hatırlattı. Kendi testosteron düzeyinin o kadar da yüksek olmadığını da söyledi.

***

Ben denilenleri büyük dikkatle takip ederken bir yandan da "Bir insan acaba testosteron düzeyini ölçtürmeye neden gerek duyar ki?" diye de düşündüm. Öle ya eğer test yaptıracaksam ben örneğin karaciğer fonksiyon testi veya PSA gibi değerleri merak edebilirim ama testosteron hiç bir defa aklıma bile gelmez, bunu benden isteyen doktor da çıkmadı bugüne kadar.
"Keşke yüksek çıksa da bunu etrafa ilan edebilsem"den başka testosteron testi yaptırma kararı almak için gerekçe gelmedi benim aklıma ne kadar düşünsem de.

***

Dikkat ettiniz mi testosteron düzeylerini bilmekte olan tüm yazarların çoğunluğu bir zamanlar Hürriyet’te birlikte çalışmış olanlar. Ertuğrul Özkök, Emin Çölaşan, Fatih Altaylı Hürriyet'teydiler. Civaoğlu ise eskiden aynı grubun diğer gazetesi Milliyet'te.
Dolayısıyla o zaman patronları olan Aydın Doğan, "Bir de bunların testosteron düzeylerini öğrenelim bakalım" demiş ve onları bu testi almaya zorlamış olabilir gibi geldi bana.

***

Ama anlamadığım bir şey de var. Neden acaba benden de bu testi almamı istemedi ki acaba, "Bunun ki nasıl olsa acıklı düzeyde düşük çıkar onu test etmeye gerek yok" mu diye düşünüldü ki.
Çünkü onların hep birlikte aynı patrona çalıştığı dönemde ben de Hürriyet'teydim. Diğer üç yazar testosteron düzeylerini biliyorlar bunu gazetenin doktoru bile açıklıyor bir tek benim ki bilinmiyor, bu gerçek nedense halktan gizleniyor. Benim düzeyi görünce halkın hüzünleneceği düşünülerek benim skorlarım gizlenmeye çalışılmış olabilir bunu anlarım tabii ki ama en azından nezaketen bana da söylenmeliydi bu. Biraz hüzünlensem de anlayışla karşılardım bunu. Testosteron ölçümlerinden böylesine dışlanmak üzücü oldu şimdi.

***

Ayrıca bu yazıyı yazarken kendi testosteron düzeyimi de merak etmeye başladım durup dururken. Başımda yeterince bela yokmuş gibi bir de bu iş çıktı şimdi başıma.
Düzeyimi öğrendikten sonra ben de bunu Özkök gibi takım formamın arkasına yazdırıp ilan etmeyi düşünüyorum. Ama ben bunu tutmakta olduğum takım olan Galatasaray formasının arkasına yazdırmayacağım, sırf aşağılansın diye rakip takım Fenerbahçe formasının arkasına yazdıracağım inanılmaz derecede düşük çıkacağına emin olduğum testosteron skorumu. Bu utancı Galatasaray yerine Fenerbahçe taşısın.  

 

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!
  • kav1907@yahoo.com 1 ay önce Ne kadar ilmi bir yaz yazmışsınız vallahi gözlerim yaşardı
    CEVAPLA