Amerika’nın kültür algısı ucuza alışveriş etmek ve sinemaya gitmekle sınırlı olan bir bölgesinde yaşarken, "Şimdi bu adam durup dururken Venedik Bienali'ne neden taktı acaba?" diye sorabilirsiniz. Eğer bu aklınıza geliyorsa çok da haklısınız. Yaşamakta olduğum ortamla uzaktan yakından alakalı değil kültür zenginliği.

Ama ben belki de bu kuraklığa, bu kültür çölü ortama bir tepki olarak teknolojinin bize açabildiği tüm imkanları kullanarak bienali nerdeyse sokak sokak, pavyonlarını tek tek gezdim ve çıkan tüm tartışmaları da okudum. Bu sanal gayret gayet tabii ki gerçeği yaşamak kadar tatmin edici olamaz ama en azından benim ruhuma iyi geldi bu çalışmam.

***

58. Venedik Bienali’ne sanatçı Halil Altındere, 'Neverland' enstalasyonuyla katılmış. Bu sergiyi sanal olarak henüz gezme fırsatım olmadı ama okuduklarımdan anladığım kadarıyla Neverland pavyonu tema olarak temsil edilmeyen, marjinalize edilen insanların, azınlıklar, istenmeyenler, göçmenler, mülteciler ve iltica isteyenleri temsil ediyormuş.
"Acaba yeni bir Suriyeli göçmen duygusallığı ile karşı karşıya mıyız" diye de düşünmedim değil. Eğer sadece bundan ibaretse mesele benim pavyonu sanal olarak bile gezmeme gerek yok.

***

Ama Neverland enstalasyonunun başka bir konuyla da alakalı olduğu konusunda bir umudum da var. 

Eğer bu pavyonda istenilmeyenlerin, marjinalize edilenlerin, temsil edilmeyenlerin durumunu anlatacak enstalasyonlar olacaksa o zaman bu pavyonun ağırlıklı olarak 'Beyaz Türkler'in Türkiye’de son yıllarda düşürüldükleri durumu anlatması gerekiyor.

Bence Neverland Beyaz Türkler'in durumunu anlatan bir kavram olmalı.

***

Siyasi karalamalar nedeniyle ne anlama geldiği son yıllarda iyice muğlaklaşan 'Beyaz Türk' tanımlarına tekrardan girmeyeceğim ama özetle bunun seküler, Atatürkçü, makul düşünmeye çalışan özgürlükçü insanlar olduğunu söylemek mümkün.

Hayat tanımları esas olarak bu olumlu unsurlardan oluşan insanlara bile Türkiye’nin son yıllarda tahammülü kalmadı ve bu kesim gittikçe artan biçimde istenilmediği mesajlarını almaya başladı ve marjinalleştirildi.

***

Eğer Türkiye bir gün modern dünyada hak ettiği yeri alacaksa o ülkenin omurgasını oluşturacak bu kesimin bu hale getirilmesinin Türkiye’ye zararı ne olacak? Kimse bunu düşünmeden yıllardır bu kesimin yıpratılması sürdürülüyor. İdeolojik saldırı nedeniyle bir insanı Beyaz Türk haline dönüştüren meziyetlerden insanlar adeta utanır hale getirildi.
Bunun sonucunda Beyaz Türk’ün karşıtı olan vasatlık her yeri sardı, insanların niteliksizlikte eşitlenmeleri istenmeye başlandı. Ve vasatın hakimiyeti ve niteliksizlikte eşitlenmiş kesimlerin egemenliği büyük başarıyla sağlandı.

***

Evet belki henüz göçmen mülteci konumda değiliz ama enstalasyonun değineceği konular arasında sayılan diğer bütün özellikler Beyaz Türkler'in bugünkü durumuna çok uyuyor. 'İltica isteyenler' kavramı bile bana uyuyor çünkü "Bir fırsat yaratsam da Ege Bölgesi'ne iltica etsem" diye düşünce hep var kafamda.

"Venedik Bienali'ndeki Neverland pavyonunda bizlerin durumu en iyi nasıl anlatılabilir" diye düşündüğümde aklıma bir fikir geldi bunu da aktarmak isterim.
Madem bu enstalasyonda istenmeyenlerin, marjinalize edilmişlerin, temsil edilmeyenlerin durumu anlatılacak ve madem ki bir enstalasyon ortamı var o zaman önerim bir zahmet beni, Oray Eğin’i ve Ertuğrul Özkök’ü birlikte o pavyonun içine toplayın yani bizi enstele edin oraya. Sadece aramızda konuşup neydik ne olduk kavramına girelim. Bir zamanlar nasıl bir ülke hayal etmiştik şimdi ne olundu, gelecek hayali edeceksek bunun nasıl bir gelecek olması lazım ve bu artık olabilir mi? Bu tür konuları aramızda sohbet havasıyla ve sergiyi gezenler kolay anlasın diye İngilizce olarak tartışalım. Özkök gerekirse Fransızca çevirisini de yapabilir bunların.

***

Azınlık haline düşürenlerin de durumu anlatılacak deniliyor Neverland’de. İstenmediğimiz bizlere söylenmiş olabilir marjinalleşmiş de olabiliriz ama azınlık olduğumuz da şüphelidir. Aslında bu ülkede Atatürkçü ve makul düşünmeye çalışan bir sesiz çoğunluk da var ve yemiş olduğumuz darbeye rağmen sayılarımız da her geçen gün artıyor. Türkiye’de büyük değişimin sinyallerinin gelmeye başladığı bu günlere denk gelmiş olan Venedik Bienali'nde bizlerin hayatlarına değinilmesinde büyük yarar var. 

 

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!